Yönetmek ile liderlik etmek aynı şeyler değildir. Liderlik vasfı ile yöneticilik görevi birbirinden farklı fonksiyon ve sonuçları olan iki farklı olgudur...
Yönetici belirlemede liyakatin yerlerde süründüğü günümüzde, pek çok kurum, kuruluş ve organizasyon ya yönetici olmayan liderler ya da lider olamayan yöneticiler tarafından idare edilmekte. Bu durumun kaçınılmaz sonucu ise verimsiz ve başarısız kurum, kuruluş ve organizasyonlardan başka birşey değil...
Konuya lider ve yönetici kavramlarını tanımlamakla başlayalım:
Lider, bulunduğu kurum, kuruluş ve organizasyonda vizyon yaratan, insanlara ilham vererek onları ortak bir amaç için harekete geçiren ve değişime öncülük eden kişidir.
Yönetici ise belirlenen hedeflere ulaşmak için kaynakları planlayan, süreçleri kontrol eden ve işleri prosedürlere uygun şekilde organize eden idarecidir.
Tanımların daha iyi anlaşılabilmesi için, liderlerin "doğru işi" yapmaya, yöneticilerin ise "işi doğru" yapmaya odaklanan kişiler olduklarını söyleyebiliriz...
Yönetici ile lider arasındaki farkları şöylece özetlemek mümkündür:
- Yönetici yönetimin belirlediği kalıpların dışına çıkmaz iken, lider yeni fikirlere açıktır ve kuruluşun geleceğine faydası olan her düşünceyi değerlendirir.
- Yöneticiler bağımlı iken, liderler bağımsız olarak hedef ve politika belirlerler.
- Her ne kadar yönetimin üst kademelerinde yer alsalar da yöneticiler genellikle etkilenen tarafta, liderler ise etkileyen tarafta bulunurlar.
- Yöneticiler kariyer peşindeyken, liderler zaten kariyer sahibidirler.
- Yöneticiler kendilerine bağlı çalışanları kural ve cezai yaptırımlarla disipline ederlerken, liderler insanları kişilikleri ile etkilerler.
- Yöneticiler belirlenen hedeflere ulaşma peşindeyken, liderler hedef belirlerler...
Yaşadığımız çağın güçlü organizasyonları yönetim kadrolarında liderlik vasıflarına sahip
yöneticiler görmek istiyorlar. Bunun sebebi, yönetim tekniklerine vakıf olup liderlik vasfı olmayan ya da liderlik vasfına sahip olup yöneticiliği zayıf olan kişilerin tek başlarına başarılı olamayacaklarına dair inançtır...
Liderlik vasfı olmayan yöneticiler çalıştıkları organizasyona sadece “yetersiz” katkı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ciddi zararlar da verebilirler. Çalışanlarda motivasyon ve güven kaybı, yetenekli insanların işten ayrılması, iletişim sorunları, strateji eksikliği, sorumluluktan kaçma, yenilik ve gelişime kapalılık bu zararlardan başlıcalarıdır...
Bir de yönetici olmayan liderler var ki bazı durumlarda bizzat kendileri veya tutumları çalıştıkları organizasyonlarda ciddi sorunlara yol açar. Otorite karmaşası ve çiftbaşlılık, hesap verme sorumluluğunun yokluğu, stratejiye aykırı yönlendirme bu sorunlardan bazılarıdır...
Şurası unutulmamalıdır ki liderlik vasfı olmayan yöneticilerin olduğu yerde ekip çalışır fakat gelişmez, yöneticilik yeteneği olmayan liderlerin olduğu yerde ise ekip heyecanlanır fakat sonuç elde etmekte zorlanır. En sağlıklı yapı, lider gibi ilham veren, yönetici gibi sistem kuranların yönettiği yapılardır...
Öte yandan, yönetici ile liderin aynı yönde hareket etmediği kurum, kuruluş veya organizasyonların başarısız olması kaçınılmazdır...
Ne yazık ki ülkemizdeki kamu kurum, kuruluş ve idarelerinde görev yapan yöneticilerin pek çoğu, bırakın liderliği, yöneticilik kabiliyetlerinden bile yoksunlar. Özel sektördeki organizasyonlarda yöneticilik yapmaları asla mümkün olmayan bu türden insanların kamudaki üst kademelerde yöneticilik yapıyor olması, 'liyakat ilkesinin' ne denli sözde kaldığının açık bir ıspatı gibidir. Oysaki makamlar ateşten gömlek ve taşıması zor birer emanettir...
Emanetleri ganimet bilip ihanet edenlere yazıklar olsun...
Esen Kalın...



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.