Bundan yaklaşık yedi-sekiz ay önce gördüğüm bir internet paylaşımında, Aydın İncirliova'daki bir okulun ses sisteminden "Brandayı, muşambayı yırttılar/Limon gibi kızım seni sıktılar/Portakal gibi soydular/Kağıt gibi yırttılar" sözlerine sahip "Cart curt yırt onu" isimli bir şarkının bangır bangır çalındığı ve öğrencilerin de okul bahçesinde bu iğrenç müziğe eşlik ettiğine ilişkin bir haber yer almaktaydı...
Aynı dönemde ülkemizdeki pek çok okulun bahçesinde LVBEL C5 isimli ne idüğü belirsiz birinin "Hav Hav Hav" isimli şarkısı da yankılanmaktaydı...
Yetişmekte olan neslin nasıl bir ortam ve sistem içinde eğitim gördüğünün ipuçları mahiyetinde olan bu hadiseler, elbette ki bizlerin gelecek hakkında karamsarlığa düşmesine sebep oluyordu..
İşte böylesine karamsar bir ruh halindeyken geleceğe dair umudumuzu yeşerten ilginç bir olay yaşandı. Samsun'dan Celal Karatüre isimli bir Roman çıktı ve suyun akışını ilginç bir şekilde değiştiriverdi. Onun birkaç arkadaşıyla söylediği "Kabede Hacılar Hu Der Allah" isimli ilahi bir saman alevi gibi bütün ülkeyi kapladı ve kısa sürede herkesin diline pelesenk oldu...
Artık pek çok internet sitesi ve sosyal media sayfası söz konusu ilahinin türlü versiyonuyla çekilmiş kliplerle doluydu. Anneler küçücük çocuklarıyla birlikte bağıra bağıra "Kabede hacılar Hu der Allah" ilahisini söylüyor, arabaların açık camlarından dışarıya bu ilahinin ezgileri yankılanıyor, okul bahçelerindeki öğrenciler öğretmenleriyle birlikte hopörlörden gelen ilahinin ritmine eşlik ediyorlar. Cumhurbaşkanımızın sözleriyle, neredeyse bütün ülke aynı ritimde buluşmuş, aynı sözleri ve sesleri tek yürek halinde terennüm eder hale gelmişti...
Sakın ola ki ilahinin sihirine kapılanların sadece muhafazakar kesimdekilerin olduğunu düşünmeyin. Zira söz konusu ilahi her kesimden insanın dilinde ve kalbinde çoktan yer etti. Adım gibi eminim ki gururları sebebiyle sesli olarak "Allah" diyemeyenler bile içlerinden bu ilahiyi terennüm ediyorlar. Tabi ki içlerinde Barış Yarkadaş gibi TVde "Kabede hacılar Hu der Allah" diyerek ilahi söyleyebilecek kadar cesur olanlar da yok değil...
Seslendirdiği ilahi ile geniş kitlelere ulaşan Celal Karatüre kısa sürede dijital platformlarda çok yüksek dinlenme rakamlarına ulaştı ve hatta uluslararası müzik listelerinde kendine önemli bir yer edindi. Peki, bu Roman Adam ne yaptı da bütün bir ülkeyi tek bir ilahide birleştiriverdi?
Celal Karatüre yıllardır bilinen ilahileri söylemekten öte birşey yapmadı gibi görünse de, aslında çok önemli birşey yaptı;
Bilerek ya da bilmeyerek doğru zamanda ve doğru bir yöntemle ilahi bir kırılmaya sebep oldu...
Neredeyse unutmak üzere olduğumuz benliğimizi hatırlattı...
Küllenen bir ateşin korunu üfleyerek tebessümü, tavazuyu, samimiyeti tetikledi...
Esfeli safilin değil eşrefi mahlukat olduğumuzu hatırlattı...
Çocukların dilinden "hav havı" söküp "Allah'ı" yerleştirdi...
Susayan gönüllere su serpti...
Bazen bir adam çıkar, küçük bir hareket başlatır ve ardından milyonlar gelip hareketi büyüttükçe büyütür. Bu açıdan bakıldığında Celal Karatüre'nin yaptığı şey ilahi bir inkılaptır...
Bize hiç kimse karayağız bir Romanın ardından gidiyorsunuz deyip küçümseyemez. Biz teninin rengine bakmadan, hayra vesile olan herkesin peşinden gideriz; tıpkı 1400 sene önce ilk ezanı okuyan kara tenli Bilal-i Habeşi Efendimizin peşinden gittiğimiz gibi...
Dedik ya ilahi bir kırılmaya şahit oluyoruz. Çok şükür ki kültürel kodlarımızın çözülmediğini ve mayamızın henüz bozulmamış olduğunu farkettik. Anladık ki özde var olan asla kaybolmuyor, vakti geldiğinde yeniden neşv-ü nema buluyor...
Öte yandan, din, iman ve Müslüman deyince kendilerine afakanlar basanlarda müthiş bir panik havası var, uykuları kaçıyor ve deliriyorlar. Bu zavallılar çoktan başladılar tahkire ve küçümsemeye. Bir başka deyişle, iflaslarını ilan etmektense nefret saçıyorlar. Olan bitene karşı "Laiklik elden gidiyor" inancıyla bildiriler düzenliyor ve yürüyüşler yapıyorlar...
İnanılacak gibi değil; günler, mevsimler, yıllar geçiyor ve herşey değişiyor da bu zihniyet asla değişmiyor. Değişememek, yerinde saymak ve hatta irtifa kaybetmek ne kötü...
Niye korkuyorsunuz? Bu ilahiler sizin zihniyetinize ve ideolojinize zarar vermez. Yok eğer "zarar verir" diyorsanız, birkaç ilahinin bile şaşkına çevirdiği zihniyetin peşinden gitmenin ne manası var...
Son söz Yüce Kuran'dan gelsin;
"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar; halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır."
Esen Kalın...


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.