Bizi birbirimizden ayrıştıran, birbirimize düşman eden ve hatta birbirimizden nefret ettiren bir hastalığımız var ki bu hastalık yüzünden cinayet bile işlenmekte. "Herşeyi siyah-beyaz görme hastalığı" olarak adlandırabileceğimiz bu illete düçar olanlar, hadiseleri ve insanları 'siyah-beyaz mantığı' ile değerlendirirlerken, iki renk arasında grilerin de olabileceğini asla akıl etmezler...
Duygusal bir milletiz, nedense bir türlü orta yolu bulamıyoruz, sevgimiz de nefretimiz de hadsiz. Hani Emrahın bir şarkısında "Sevdim mi tam severim, sildim mi bir kalemde" deniliyor ya, bu söz tıpkı bizi anlatıyor gibi. Melek-şeytan sınıflamasına bayılıyoruz, zira severken de nefret ederken de aklımızı değil kalbimizi dinliyoruz. Bir başka deyişle, kararlarımızı mantıktan çok duygularımızla veriyoruz. Örnek istiyorsanız siyaset arenasına, futbol dünyasına veya dini oluşumlara bakmanız yeter de artar bile...
Bahsi geçen hastalık sebebiyle bir siyasi liderin peşinden gidenler onu 'hata yapmaz bir melek' olarak görürlerken, muhalif olanlar ise onu 'art niyetli bir şeytan' olarak görebiliyorlar; bir futbol takımının taraftarları takımlarını ölesiye severlerken, rakip takım taraftarları aynı takımdan öldüresiye nefret edebiliyorlar; bir cemaat ya da tarikatın müntesibi olanlar kendi liderlerini ve arkadaşlarını zinhar günahsız ve hatasız kabul ederlerken, diğer cemaat veya tarikat mensuplarını çok kolay bir şekilde hain ya da münafık ilan edebiliyorlar. Oysa ki her toplumun iyileri ve kötülerinin, her insanın da iyi ve kötü yönlerinin olmasından daha normal ne olabilir ki...
Dedim ya bizler mantığımızdan çok kalbimiz ile seven insanlarız, bu nedenle de insanları ve olayları değerlendirirken çoğu zaman doğru resmi göremiyor ve fanatik bir taraftarlığa kaçıyoruz. Hele bir de "Bizim mahalle" diye bir kavram var ki o mahalleden olanlar asla hata ve yanlış yapmazlar, yalan söylemezler, haram yemezler(!). O mahalleden olanlara göre diğer mahalleden bir tane bile düzgün adam çıkmaz ve başımıza ne kötülük geliyorsa hep diğer mahalle yüzündendir...
Kendi mahallelerinin çocuklarını yere göğe sığdıramayanlara sormak lazım;
Herşeyin değiştiği bir dünyada sizin mahalle de değişmiş olamaz mı?
Sizin mahalle artık ya eski mahalle değilse?
Mahalleniz 'guguk kuşları' tarafından ele geçirilmiş ve 'bizim çocuklar' dediklerinizin çoğu mahallenize dadanmış kamuflajlı akbabalar ise?
Sizler kendi mahallenizin çocuklarını günahsız ve masum zannederken, onlar günahların en büyüklerini işliyorlarsa?
Özetle, "Asla harama helal, yanlışa doğru demem" diyenlerin "Bizim mahallenin çocukları yapmaz" diyerek büyük yanılgı içinde oldukları, bilerek ya da bilmeyerek harama, yanlışa ve birtakım ahlaksızlıklara göz yumdukları bir çağda yaşıyoruz...
Aslında yapmamız gereken şeyi uzun yıllar önce Peygamberimiz bizlere bizzat göstermiş. O yüce şahsiyet, büyük hatalar işleyen sahabiler hakkında “Mümkün değil, o böyle bir hata yapmış olamaz, o kusursuzdur” demediği gibi, “Gözüm görmesin onu, meğer o bir şeytanmış” da dememiştir. O, insanoğlunun hatasız olmayacağını bilerek, güzel yönlerinin hatırına hata yapanları hoş görmeye çalışmış...
Son yıllarda (şu ya da bu parti demeden) siyaset sahnesinde müthiş bir "bizim mahallecilik" sergilenmekte. Hiçbir kesim kendinden olanlara toz kondurmuyor, çok önemli hatalar yapsalar da kendi atadıkları bürokratları, partilerinden olan başkanları ve diğer yöneticileri fazlasıyla sahip çıkıyorlar. Açıkça hata yapanları, "Biz basın ve muhalefet istedi diye kelle vermeyiz" diyerek canhıraş bir şekilde savunuyorlar. Oysa ki unuttukları çok önemli bir husus var; sepetteki çürük bir elma diğer bütün elmaları da çürütme potansiyeline sahiptir...
Unutulmamalıdır ki "Bizimkiler yaptıysa yanlış değildir, yanlış yapan bizimki ise yapma hakkı vardır. Siz kim oluyorsunuz da bizim mahalleden birini eleştiriyorsunuz" tavrı yanlış olanı asla doğru yapmaz. Bizden biri yanlış yaparsa ilk başta bizim tepki göstermemiz gerekir ki başkalarına söyleyecek söz kalmasın...
Hiç bir insan gerçek manada melek ya da şeytan olamayacağından, “Bizimkiler yapmaz” yaklaşımından vazgeçip "Kim yaparsa yapsın tavrımız aynı olur" yaklaşımına bir an önce evrilmek elzemdir...
Son söz benden olsun;
Farklı mahallelerden olsak da ortak alanımız insanlıktır...
Esen Kalın...


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.