Aydın KIROBALI

URLA KARANTİNA ADASI...

28 Ekim 2021, Perşembe

     

Edebiyatçı bir dostumdan duyduğum şu söz, öğrenmenin altın kuralını tarif eder mahiyetteydi;

"Okumak iyidir, fakat yazmak daha iyi"

Ben bu söze küçük bir ilavede bulunmak istiyorum;

"Gezip görmek ise, en iyisidir"

Bu sözün doğruluğunu, görev için birkaç haftalığına gittiğim İzmir'de yeniden teyid ettim.

"Dünyadaki üç karantina adasından birinin ülkemizde bulunduğunu bilen kaç kişi var" diye sorsam, sanırım pek az kişi çıkacaktır "Ben biliyorum" diyen.

Ne yalan söyliyeyim, Urla'ya gelmemiş olsaydım, böyle bir adanın varlığından benim de haberim olmayacaktı.

Sayılarının 51 olduğunu öğrendiğim İzmir'e ait adalar üçerisindeki en ilginç olanı, hiç şüphesiz ki Karantina Adasıdır.

Urla ilçesine bağlı bu şirin ve sakin ada, güzelliğinin yanısıra, sahip olduğu önemli tarihsel geçmişi ile de ön plana çıkıyor.

Ada denilince insanın aklına hemen bir yerleşim bölgesi ya da tatil beldesi gelse de, bu ada öyle bildiğimiz adalardan değil.

Büyük İskender tarafından yaptırılan ince bir yolla anakaraya bağlantısı sağlanan adada, "Korunması Gereken Kültür Varlığı" olarak tescil edilen 16 adet yapı bulunmaktadır. Bu yapılardan en önemlisi ise Tahaffuzhane diye isimlendirilen binadır.

Tahaffuzhane nedir diye merak edenler için hemen söyleyelim;

Tahaffuzhane; sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşlarına verilen isimdir.

Şu anda tamamı birinci derecede arkeolojik sit alanı konumunda olan adaya Karantina adı verilmesinin sebebi ise, Osmanlı İmparatorluğu döneminde deniz yoluyla ülkeye gelenlerin karaya geçmeden önce bu adada karantinaya alınmasından kaynaklanıyor.

19. yüzyılda tüm dünya devletlerini etkisi altına alan salgın hastalıklardan Osmanlı Devleti de nasibini almış ve bu salgınlarla mücadele için türlü türlü tedbirlere başvurmuştu. Bu tedbirlerden biri de1865 yılında Urla Karantina Adası’nda bir “tahaffuzhane sistemi” kurmak olmuştur.

Sistem şu şekilde işlemekteydi;

O zaman için önemli bir liman şehri olan Urla'daki Karantina Adasına yanaşan gemiden indirilen yolcular (ve gerektiği durumlarda  gemi personeli), ilk olarak soyunma odasına alınıyor ve burada kıyafetlerini çıkartıp özel  filelerin içerisine koyuyorlardı. Soyunma yerindeki dönen dolap sistemiyle odanın diğer tarafında bulunan görevliler bu kıyafetleri alarak 360 derece dönen ve sıcak hava içeren dolaplara yerleştirip dezenfeksiyon işlemine başlarlardı. Sadece peştemal ve takunya giyen yolcular özel duş odalarına alınır, burada sabunla ve özel dezenfektanlarla duş yaptırılırdı. Giyinen yolcular doktor muayenesinden geçtikten sonra, sağlam olanlar yollarına devam eder hasta olanlar ise tedavi edilmek amacıyla özel bölmelerde kontrol altında tutulurlardı.

Yolculardan karantinadayken vefat edenler ise, özel olarak sönmüş kireç dökülmüş olan mezarlara ve mümkün olduğunca derine gömülerek izole edilmeye çalışılırdı.

Adadaki karantina binaları Osmanlılar tarafından Fransızlar'a yaptırılmış olup, bu binalardaki karantinaya ilişkin sağlık faaliyetleri 1950 senesine kadar aralıksız olarak devam etmiştir. Bu tarihten sonra Deniz ve Güneş Enstitüsü, 60’larda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olan tesisler, 1986’dan 2014 yılına kadar Urla Devlet Hastanesi olarak görev yaptılar. Günümüzde sit kapsamında olan ada, fiilen Sağlık Bakanlığı kullanımında olup halkın ziyaretine kapalı durumdadır.

Karantina sözcüğü kelime anlamı olarak İtalyanca da "ayrı ve korumalı yer" anlamına gelen Quarantine' sözcüğünden dilimize geçmiş olup, herkesin bildiği anlamda kullanılmaktadır.

Bir başka kaynağa göre de Karantina, İtalyanca’da kırk, kırklık, kırktan ibaret anlamını taşıyor ki, eski karantina sürelerinin kırk gün olması bu bilgiyi doğrular mahiyettedir.

Dünyada tescilli olan 3 adet karantina adası bulunmaktadır. Bunlar ABD'deki Elisa Adası, Hırvatistan Dubrovnik ve Urla Karantina Adasıdır ki, bu üçünden en iyi durumda olanı Urla'daki Karantina Adasıdır.

Sizce İzmir'in karantinayla mücadele tarihi 1865'te Urla'daki bir adaya karantina binaları inşa edilmesi ile mi başlamıştır?

Peki İzmir'de Karantina isimli bir semt olduğunu biliyor muydunuz?

Öğrendiğime göre, 1846'da bugünkü Mithat Paşa Meslek Lisesi'nin yanındaki yerde bir karantina binası inşa edildiği günden sonra semtin adı Karantina olarak kayıtlara geçmiştir. 1863'de karantina idaresi Urla'ya taşınsa da, bu isim semt sakinleri tarafından günümüze kadar yaşatılmıştır.

Geçmişte Rum, Ermeni, Yahudi ve Müslümanlar'ın iç içe yaşadıkları bu semtte Sezen Aksu ve Haluk Bilginer gibi sanatçılar yetişmiş. Attila İlhan’ın yazdığı ve daha sonra Timur Selçuk’un bestelediği  “Karantinalı Despina” adlı şiir ise bugün Küçükyalı denilen Karantina semtinin geçmişini anlatır;

Bir gül takıpta sevdalı her gece saçlarına,

Çıktı mı deprem sanırdın “kara kız” kantosuna,

Titreşir kadehler, camlar kırılır alkışlardan,

Muammer Bey’in gözdesi, Karantinalı Despina...

Son söz;

Avrupa’nın yıkanmak bilmeyip parfüm kullanmayı temizlik saydığı ve salgınlarla boğuştuğu dönemlerde, bizim ecdadımız öyle temizlik ve hijyen merkezleri kurmuşlar ki gurur duymamak elde değil.

Keşke Dünyayı kasıp kavuran corona virüsü salgınında da Urla Karantina Adası’nın dezenfekte sistemine benzer lokal sistemler kurulabilseydi...

Esen Kalın... 



Yazarın Tüm Yazıları
KADER DİYEMEZSİN, SEN KENDİN ETTİN...
KIR ZİNCİRLERİNİ...
TRENE YENİLEN DEVELER...
"AH ZAMANE GENÇLERİ" DİYECEĞİNİZE...
UHUD'UN ANLATTIKLARI VE BİZİM ANLAMADIKLARIMIZ..
İKİNCİ EL GİYİM KÜLTÜRÜ...
İLAHİ DAVET, EZAN...
KÖRLER ÜLKESİNDE YA KRALSIN YA SEFİL...
SÜNNET ŞEKİL DEĞİL YORUMDUR...
UMUTLA OYUN OLMAZ...
AKILLI DELİLER...
HER İNSAN GİZLİ BİR HAZİNEDİR...
NE YAPARSAN YAP, AŞK İLE YAP...
BENİ İLGİLENDİRMEZ DEME...
SAVAŞIN GETİRDİĞİ FIRSATLAR...
SAVAŞI ASIL KİM BAŞLATTI?...
SU GİBİ AZİZ OL...
BABALAR VE KIZLARI...
ÜZGÜNÜZ, BİZ SİZİ DOYURAMADIK......
BU AYAKLAR KOKTU...
BALLAR BALINI BULDUM, KOVANIM YAĞMA OLSUN...
TÜRK GİBİ HİSSETMEK...
KAZAKİSTAN OLAYLARININ İÇYÜZÜ...
BUZDAĞININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ...
KIZIL SULTAN MI, ULU HAKAN MI?
İNSAN DOĞMAK KOLAY, İNSAN KALABİLMEK ZOR...
SADECE BAŞARIYA ODAKLANMA HATASI...
GASTRONOMİNİN BAŞKENTİ...
PAVLOV'UN KÖPEKLERİ...
BİR ŞAİRDEN ÖTESİ...
DÜNYA'NIN EFES'İ...
KÜFÜRBAZ...
CİNSİNE TÜKÜRDÜKLERİM...
URLA KARANTİNA ADASI...
GEZEN ÇOCUK YEĞ OLUR...
GÜZEL ATLAR DİYARI; KAPADOKYA...
CAMİLER SADECE NAMAZ KILINAN YERLER MİDİR...
DİL DÜŞÜNCENİN AYNASIDIR...
HEPİMİZ BİRAZ ŞAMANIZ...
İYİLİK YAPMAK YETMEZ...
TÜRKİYENİN MAYASI; YÖRÜKLER...
SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN...
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN...
"NEREDE BU DEVLET" TEMALI PROVAKASYON...
BAŞARMAK İÇİN, KIR KABUĞUNU...
ŞEYTANIN ÇOCUKLARI...
SAHİPSİZ MEMLEKETİM...
BAZEN KANUN SUSAR İNSANLIK KONUŞUR...
ÖTEKİLEŞTİR(ME)...
KATAR SİZE NE YAPTI...
SEL GİDER KUMU KALIR ...
SENİ TUZ KADAR ÇOK SEVİYORUM...
KÖR DEĞİLLER, NİYETLERİ BOZUK...
FAZLA NORMALLEŞMEYİN, ÖLÜRSÜNÜZ...
DİKKAT! HER YAHUDİ SİYONİST DEĞİLDİR...
FİTNE, FÜCUR, DEDİKODU; YOK YOK ...
PLASEBO ETKİSİ...
PATATESTEN DOĞAN DOSTLUK...
MÖNTRÖYLE KANAL İSTANBUL'A VURMAK...
YAVRU VATAN KIBRIS...
BİD'ATLA ÂDETİ KARIŞTIRMAK...
ZAVALLI TETİKÇİLER...
CELLADINA AŞIK MİLLET...
NE ZAMAN İYİ BİR TOPLUM OLURUZ...
BAZI ŞEYLERDEN TASARRUF OLMAZ...
CEMRE DÜŞSÜN GÖNLÜMÜZE...
KAVANOZU KİM SALLADI...
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ GERÇEĞİ...
AYDIN'A KAR YAĞARSA...
CORONADAN DA BETER...
FUTBOLUN ADALETİ "VAR" MI?
BİR BOĞAZİÇİ HATIRASI...
SİYASET VE MEDYA ELİYLE KUTUPLAŞMA...
PANDEMİDE İNSANLIK TESTİ...
YEMİN OLSUN ZEYTİNE...
BOYAYI MI BEĞENMEDİN BOYACIYI MI...
YALVARIRIM BİRAZ NEFES...
SİZ BİZİ ASLA SEVEMEZSİNİZ...
ZAMANLA İMTİHAN...
PARA-TESTAN MÜSLÜMANLIK...
İT KOVAR GİBİ...
AHLAKSIZLIK VE CEHALET ÖLDÜRÜR...
HU DÖNÜŞÜ...
VERDİKÇE VERİYOR RABBİM...
MESELE AĞAÇ DEĞİL, VATAN...
HEM KEL, HEM FODUL BİR MİLLET...
HER SAKALLIYI HOCA SANMA...
DÜŞÜN ARTIK ATATÜRK'ÜN VE DİNDARLARIN YAKASINDAN...
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA...
KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR...
RUHUNUZU DA FİTNESE SOKUN...
BÜYÜK RESMİ ISKALAMAYIN...
EGENİN YAZLIK SOKAK KAHVEHANELERİ...
ÇÖP KAMYONU İNSANLAR...
KENDİSİ HİMMETE MUHTAÇ DEDE...
AYASOFYA; BİR CAMİDEN FAZLASI...
PABUCU DAMA ATILASICALAR...
KADER MAHKUMLARI...
DİKKAT! FİLM İÇİNDE FİLM VAR...
UNVANIN SANA KALSIN, BANA İNSANLIĞIN LAZIM...
BİR MEYVEDEN ÖTESİ...
KIRIK CANLAR TEORİSİ...
MABEDİME NAMAHREM ELİ DEĞDİ...
EDEPSİZ YAPILAN İYİLİK, KÖTÜLÜKTÜR...
BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR...
BAZI ŞEYLERİN FİYATI OLMAZ...
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜR...
KOBRA ETKİSİ...
VURUN ABALIYA...
KORONADAN KORUNALIM...
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...