Elde ettiğimiz bir başarı ile övünmek özgüvenimizi geliştiren ve bizi motive eden bir davranış biçimi olmakla birlikte, bu konuda aşırıya kaçmak kibir alametidir. Başkalarının başarılarıyla övünmek ise aidiyet duygularımızı güçlendirirken mevcut potansiyelimizi gölgeleme riski taşır...
Şurası muhakkak ki başka insanların başarıları ile övünmede aşırılığa kaçanların pek çoğunun gayesi kişisel tatmin veya beğenilme arzusudur. Kendileri yeterince üretken olmayan bu kişiler diğer insanların başarılarını kullanarak dikkat çekmeye çalışırlarken, sahte bir liderlik veya bilgelik taslarlar. Bu davranış genellikle narsist eğilimlerin veya histerik duyguların bir sonucu olarak tezahür eder...
Başkalarının başarıları üzerinden prim yapmakla alakalı bir örneği daha henüz geçtiğimiz günlerde yaşadık...
Malum olduğu üzere geçtiğimiz günlerde 2026 yılı LGS sınavları gerçekleştirildi. Öğrenci kardeşlerimizin yıl boyu verdikleri emeklerin ve yaptıkları çalışmaların finali niteliğinde olan bu sınavların sonuçları ilerideki günlerde açıklanacak. Gariptir ki öğrencilerin sınav stresinden nihayet kurtuldukları günlerde sosyal medyada "LGS Anneleri" ismiyle paylaşımlar yapılmaya başlandı. Güya sınava giren çocuklarının stresini azaltmak isteyen bazı kadınlar sergiledikleri garip tavırlar ve yapmış oldukları paylaşımlarla bırakınız çocuklarının streslerini almayı, onlar üzerinde ağır bir baskı oluşturduklarının farkında bile değillerdi. Daha ziyade kendi isteklerini abartılı bir gösterişe dönüştürmeyi amaçlayan söz konusu yetişkinler, ne yazık ki son yıllarda yaygınlaşan vitrin kültürünün yeni bir örneğini sergileyerek komik ve acınası duruma düşmüşlerdi...
Üzülerek söylemek isterim ki sünnet çocuğu misali üzerinde "LGS Annesi" yazan kuşakları boyunlarından geçirerek arzı endam edenlerin çoğu muhafazakâr kesimden kadınlardı ve ne yazık ki başlarındaki örtülerden de utanmıyorlardı...
Cinsiyet belirleme partileri, diş partileri, doktora kınaları, umre organizasyonları, ön kına, baby shower, ilkokul ve anaokulu mezuniyetlerinde kesilen veda kurdelelerinin ardından, sanki tek eksiğimiz buymuş gibi şimdi de LGS Anneleri saçmalığı ortaya çıktı. Allah akıl fikir ve izan versin...
Belirtmek gerekir ki gösterişi ve beğenilmeyi ön plana alan bütün bu zırvalıkların çoğu ne yazık ki herhangi bir uğraşı veya hobisi olmayan, dinin özünü kavrayamamış zengin ve şımarık insanlar tarafından sergileniyordu. Oysa bizim dinimiz, ön planda ve gösteriş heveslisi olmayı asla hoş karşılamamaktadır...
Asıl olarak çocuklarımızı ilgilendiren bir sınavı kendimize mal etmemizin ve sınav sürecini rekabet ortamına çevirmemizin manası nedir anlamak mümkün değil...
Merak ediyorum, kendi egolarımızı çocuklar üzerinden tatmin etmekten, "Benim paşam, benim prensesim, koçum, meleğim vs" gibi söylemleri içeren paylaşımlarla ön planda olma gayretimizden ne zaman vazgeçeceğiz.
Histerilerimizden veya göz önünde olma hastalığımızdan ne zaman kurtulacağız?
Oysaki bu tür paylaşımlar diğer insanları irrite etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Söz konusu paylaşımlar yüzünden anne-babası olmayan bir sürü çocuğun kalbi kırılıyor ve yüreği sızlıyor ki buna kimsenin hakkı yok...
Şurası unutulmamalıdır ki çocukların başarısı veya başarısızlığı hiçbir ailenin sosyal ya da kültürel statüsü için doğrudan bir gösterge olamaz. Sınavların sadece bir sıralama aracı olduğu unutulmamalı ve çocuklara bu yönde güven aşılamaktan daha ileri gidilmemelidir...
Aksi taktirde, öz güvenlerini kaybetmiş ve sorumluluk bilincinden uzak bireyler yetiştiren ebeveynler olmanın acısını hep beraber yaşarız...
...
Öte yandan, okullarda eğitim döneminin sonuna geldiğimiz bugünlerde düğünlere benzetilen abartılı ve gösterişli okul etkinlikleri ve mezuniyet törenleri sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Örneğin, ilkokulu bitirip ortaokula geçen öğrencileri için kurdele keserek ağlayan veya dans ederek sahneye çıkan öğretmenler ve daha pek çok garip görüntü sosyal medyada sıkça yer aldı...
Nedense her güzel hadiseyi abartma ve sulandırma konusunda çok mahiriz. Gösteriş saikiyle olayları kendi bağlamından kopartıp şölene çevirmek bizim işimiz. Bunu yaparken de ahlaki normları bir kenara koyuyor, özgürlük ve medeniyet maskesiyle her türlü kepazeliğe izin veriyoruz. Daha çocuk sayılabilecek yaştaki gençleri açık saçık kıyafetler giydirerek teşhir ediyoruz. Geçenlerde bir arkadaşım çocuğunun mezuniyet töreni için gittiği üniversitedeki genç kızların oldukça dekolte kıyafetlerinden utandığını söylemişti. Eğer durum utanılacak hale gelmişse işimiz oldukça zor gibi. Bu noktada sorulması gereken soru şu:
Durum kime göre utanılacak halde?
Ne yazık ki pek çok ebeveyn çocuklarının teşhirciliğe varan kıyafet seçiminden hiç de rahatsız değiller. Onlara göre, zaman değişti ve söz konusu kıyafetler de bir medeniyet göstergesi. Bu gibilere Tekvir Süresinin 26'ncı ayetini hatırlatmak boynumuzun borcudur:
Fe eyne tezhebûn (Nereye gidiyorsunuz, bu gidiş nereye)...
Son sözü gene Yüce Allah söylesin:
İnsanlar "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini ve hesaba çekilmeyeceklerini mi sandılar? (Ankebut-29/2)
Esen Kalın...



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.