• 8 Ağustos 2026, Cumartesi

Çocukluk Çağında Güvenli Sınırlar

Geçtiğimiz yazıda ucundan “sınır koyma”ya değinmiştik. Bugün biraz daha üzerinde duralım istiyorum. Yetişkinlerde sınır koymayı da başka bir yazının konusu yaparız.

“Sınır” dediğimde çocuk ya da yetişkin olsun, danışanlarımın çoğunda hafiften bir tedirgin olma hali görüyorum. Sanki sınır dediğimiz anda özgürlüğümüz de elimizden gidecekmiş gibi…

Oysa sınır, özgürlüğün karşıtı değil. Tam tersine, nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiğini bilmemizi sağlayan bir çerçeve.

Çocuklar içinse bu çerçeve çok daha önemli.

Bir çocuk sınırları bilmiyorsa hayatı gerçekten zorlaşabiliyor. Çünkü çocuk, sınır koymayı önce evde anne babasından öğrenir. Eğer evde sınırlar belirsizse, çocuk da neyin mümkün, neyin mümkün olmadığını kestirmekte zorlanabilir.

Her istediği olsun diye direten, sürekli anne babasının kararlarına itiraz eden, evin ortasında “Patron benim!” dermişçesine dolaşan bir çocuğun davranışını yalnızca “şımarıklık” olarak görmek kolay olanı. Ya çocuk sınırın nerede olduğunu bilmiyorsa?

Sınır koymak, çocuğun her istediğine “hayır” demek ya da her itirazında geri adım atmak değildir; çocuğun duygusunu kabul ederken sınırı koruyabilmektir. Örneğin;

“Bunu çok istediğini biliyorum ama buna izin veremem.”(doğru olanın bu olduğunu yaşına uygun anlayabileceği şekilde anlatarak)

“Hayal kırıklığına uğradığını görüyorum. Üzülebilirsin ama kararım değişmeyecek.”

“Kızgın olabilirsin, yanındayım.”

“Seni seviyorum ve bu sınırı koruyacağım.”

Bu cümlelerin hepsinde çocuk aynı anda iki şeyi öğreniyor: Duygularım önemli ve her istediğim olmak zorunda değil.

Burada amaç çocuğun üzülmesini engellemek değil, üzüldüğünde de yanında kalabilmek.

Çünkü bazen ebeveynler, çocuklarının üzülmesine dayanamadıkları için koydukları sınırı kaldırabiliyorlar. Önce “Hayır.” diyorlar. Çocuk ağlıyor, itiraz ediyor, öfkeleniyor. Bir süre sonra “Tamam, tamam, sen nasıl istiyorsan öyle olsun.” geliyor.

O zaman çocuk burada ne öğreniyor?

Israr edersem sınır değişir.

Ağlarsam kararlarını değiştiriyorlar.

Yeterince öfkelenirsem istediğimi elde ederim.

Bu, çocuğun kötü olduğu anlamına gelmiyor. Çocuk, sadece kendisine sunulan sistemi öğrenmiş oluyor.

Birde diğer yanda, çocukları onların yaşadıklarını yaşamasın diye çocuklarının her sözünü dinleyen, her itirazında geri adım atan, çoğu zaman “Tamam, sen nasıl istersen.” diyen bir ebeveyn modeli de var.

Fakat çocukların ihtiyacı duyulmak, anlaşılmak ve sınırın nerede olduğunu bilmektir; yalnızca konuşmak değil. Ebeveynlerin susup, çocukların her konuda karar vermesi ise hiç değil.

Bir çocuğun her istediğini yapabilmesi özgürlük değildir. Özgürlük, sunulan seçeneklerin ve sınırların ne olduğunu bilerek hareket edebilmektir.

Bu yüzden bazen “hayır” demek gerekir.

Ama hayır derken çocuğun duygusunu da reddetmeden:

“Seni anlıyorum ama buna izin veremem.”

“Bunu şimdi yapamayız, başka bir zaman planlayabiliriz.”

“Bu istediğine şu an evet diyemem.”

“Birlikte başka bir çözüm bulalım.”

Çocuk bütün bunları duydukça şunları öğrenir:

Benim duygularım değerli.

Annem ve babam beni dinliyor.

Ama her istediğim olmak zorunda değil.

Ve belki de en önemlisi:

Hayal kırıklığı yaşayabilirim ve yine de seviliyor olabilirim.

Çocuğa “Her istediğini yapacağım.” demek yerine, “Seni duyuyorum, duygunu önemsiyorum ve yine de bu sınırı koruyacağım.” diyebilmektir. Çocuk, karşısındaki yetişkinin ne zaman “evet”, ne zaman “hayır” diyeceğini bildiğinde, dünyayı daha öngörülebilir ve güvenli bir yer olarak deneyimler.

Ebeveynlerin en zorlandığı noktalardan biri de çocuğun üzülmesine izin verebilmektir. Çocuk öfkelendiğinde kararından vazgeçmeden, kızdığında sevgimizi geri çekmeden yanında kalabilmek…

Zira çocuk yetiştirmek, onu hiç üzülmeyeceği bir hayatın içine bırakmak değil; hayal kırıklığı ve öfke gibi duyguları yaşarken de yalnız olmadığını ve seviliyor olduğunu hissettirmektir. Çünkü sınır koymak sevgiyi azaltmaz; aksine çocuğa, duyguları ne olursa olsun yanında güvenle duracak bir yetişkinin olduğunu hissettirir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.