• 30 Temmuz 2026, Perşembe

TÜRK ÖLDÜRMEK SUÇ DEĞİLDİ...

Bu hafta sizlere Avrupa'nın en batısındaki küçük bir ada ülkesinden, futbol takımı ile yaptığımız maçların haricinde ismini pek duymadığımız İzlanda'dan bahsetmek istiyorum...

Norveç'in batısında İngiltere'nin kuzeyinde yer alan ve başkenti Reykjavik olan bu ada ülkesinin nüfusu 400 Binin biraz üzerinde olup, Avrupa'nın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerinden biridir. Yüzölçümü Türkiye'nin sekizde biri kadar olan İzlanda, her ne kadar bir Avrupa ülkesi olsa da Avrupa Birliği'ne üye değildir...

Eşsiz bir doğaya ve sağlıklı bir havaya sahip bu küçük ülke kuzey ışıklarının en güzel izlendiği ülkelerden biri olup, volkanik dağları ve buzulları sebebiyle "Ateş ve Buz Ülkesi" olarak bilinir. Games Of Thrones'un pek çok sahnesinin çekildiği İzlanda'da hiç bir demiryolunun olmadığını biliyor muydunuz?

Ülkeye ait bir başka ilginçlik ise Dünyada sivrisineğin yaşamadığı nadir yerlerden biri olmasıdır...

Yüzde 99'luk oran ile dünyadaki en yüksek okur yazarlık seviyesine sahip bu küçük ülke, NATO'nun kurucu ülkelerinden biri olmasına rağmen herhangi bir orduya sahip değildir...

Ülke nüfusunun yarısı ateist olup, 25 yaşın altındaki kuşaktan 'Dünyanın Allah tarafından yaratıldığına' inananların sayısı neredeyse sıfırdır...

Bizim Fatih semti kadar bir nüfusu olan İzlanda'da profesyonellerden oluşan bir milli takım çıkarmanın zorluğundan olsa gerek, top oynayabilecek ne kadar musluk tamircisi, marangoz, barmen ve saire varsa toplayıp bir takım oluşturuyorlar ve sonra da karşımıza çıkıp bizim milyonlarca dolarlık takımımızı evire çevire yeniyorlar. Öyle ki İzlanda ile şimdiye kadar yaptığımız 14 maçın sadece dördünü kazanabilmişiz...

İzlanda ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler oldukça düşük seviyede olup, iki ülke arasında ağırlıklı olarak NATO odaklı ilişkiler sürdürülmektedir.

Şimdi gelelim en ilginç konuya;

Biliyor musunuz 90'lı yıllara gelinceye kadar İzlanda yasalarına göre Türk öldürmek suç sayılmıyordu.

İlginç değil mi?

Daha fazla merakta bırakmadan bu yasanın çıkış tarihini ve sebebini açıklayayım:

Osmanlı döneminde 1627 yılında Küçük Murat Reis kumandasındaki bir Osmanlı korsan gemisi İzlanda’yı basıp 26 gün boyunca işgal altında tutmuş ve bolca ganimet ele geçirmiş. O zamanlar 60.000 nüfusu olan İzlanda’dan sayıları 400 ila 900 arasında olduğu söylenen cariye ve köle ele geçirip Cezayir’de piyasaya sürmüş. Sarışın ve renkli gözlü İzlandalı cariyeler Cezayir piyasasında oldukça ilgi görmüş ve sahiplerine iyi paralar kazandırmışlar.

Para kokusunu alan Ali Biçin Reis isimli bir başka denizci de İzlanda’ya ikinci bir sefer düzenlemiş ve O da bu seferden 800 civarında köle ve cariye ile dönüp bu kez İstanbul piyasasında satışa sunmuş.

İzlanda tarihine "Türk Baskınları" olarak geçen bu iki olay İzlanda halkına bir hayli dokunduğundan, rivayetlere göre kuşatmanın olduğu 16 Temmuz'u ulusal yas günü ilan etmişler. Bu yetmemiş, üstüne bir de yasa çıkarıp Türk öldürenlere ceza verilmeyeceğine ilişkin karar almışlar. Hiçbir zaman uygulanmayan söz konusu yasa zaman içinde küllenip gitmiş olsa da 1990’larda tesadüfen bulunup kaldırılıncaya kadar yürürlükte kalmış...

Öye yandan, bu talihsiz seferler nedeniyle İzlanda tarihinde Türkler "insan çalan" (Tyrkjaranid) olarak anılıyorlarmış...

Peki bu haltı gerçekten Türkler mi işlemişler?

Kesinlikle hayır...

Denilen tarihte İzlanda'ya ilk seferi yapan geminin kaptanı Küçük Murat Paşa dedikleri şahıs aslında bir Hollandalı olup, mürettebatı da biraz Avrupalılardan, biraz Cezayir ve Tunuslu Berberilerden oluşuyormuş. Dahası ikinci seferi yapan Ali Biçin Reis de Türk değil Venedik asıllı, askerleri ise Kuzey Afrikalı Berberîlerden oluşuyormuş...

Bu iki adam Osmanlıya biat etmiş olduklarından onlara dokunan Osmanlıya dokunmuş sayılıyor, onların yapmış olduğu herşey de Osmanlıya malediliyormuş. Söz konusu işgal ve saldırılarda kullanılan gemiler bile Türk Devletine ait olmamasına rağmen İzlandalılar bu ayrıntıya önem vermeyerek ilgili yasayı Türkler adına çıkarmışlardır.

Yasanın Türkler için çıkarılmış olmasının sebebi ise İzlandalıların o dönemde Osmanlı topraklarından gelen tüm Müslümanlara "Türk" demesinden kaynaklanmaktadır.

Kısacası, bizden olmayanların işlediği haltlar yüzünden kabak Türklerin başına patlamış...

Peki bu yasanın kaldırılması hikayesini biliyor musunuz?

İzlanda'da Türk öldürmenin cezai yaptırımı olmadığının iptali de çok enteresan. 1988-1989 dünya kupası eleme grubunda izlanda ile eşleşmiştik ve fikstüre göre ilk maç 1988 Ekim ayında Türkiye'de, ikinci maç ise 1989 yılı Sonbaharında izlanda'da oynanacaktı. O dönem İzlanda'da resmi bir büyükelçimiz olmadığından, Türkiye adına fahri büyükelçilik yapan bir zat ikinci maç öncesi Türk dışişleri bakanlığına uyarı mektubu yazarak ilgili yasadan bahsediyor. Bizimkiler bu yasa olduğu müddetçe can güvenliklerinin olmadığı için İzlanda'ya gitmeyeceklerini ve maçın başka bir ülkede oynanması gerektiği yönünde UEFA'ya bir mektup yazıyorlar. UEFA da İzlanda federasyonuna Türkiye'nin haklı olduğunu ilişkin bir yazı yazıyor. İzlanda futbol federasyonu durumu ilgili bakanlığa iletince de söz konusu kanun meclis tarafından derhal kaldırılıyor ve maç İzlanda'da oynanıyor...

İşte böyle dostlar, bugün olduğu gibi geçmişte de Avrupa'da Türk olmak gerçekten zor işti...

Son söz;

Tarih neden-sonuç ilişkisi dahilinde öğrenilirse bilimdir, aksi taktirde kronolojik bir hikayedir...

Esen Kalın...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.