• 12 Eylül 2026, Cumartesi

Yolumuzu Biliyoruz

Geçen yazıda, Filenin Sultanlarının bize kupa kazandırmanın yanında ruhumuza da birer ayar çektiğini konuşmuştuk. Bize yeniden birlikte hareket etmeyi, işimizi ciddiye almayı, sorumluluk almayı ve bütün gürültünün içinde birbirimize güvenmeyi hatırlattılar. Peki bizler, böyle bir şampiyonluğa gerek duymadan, yaşama sevincimizi nerede arayacağız?

Hemen en son okuduğum ve bana bu şampiyonluk vesilesiyle çağrışım yapan Sabahattin Ali’nin kitabından örnekleyebilirim. İnsanın içindeki sıkışmışlığı anlatırken bile umudu elinden bırakmamasında mesela. Yaşadığı dönemin ağırlığına rağmen insanı, memleketi ve geleceği düşünmekten vazgeçmeyen o bakış açısında: Kaybettiklerimizin hüznünü taşırken yarına bakma isteğini kaybetmemekte.

Bir tarafta hayatımızdan eksilenlerin hüznü, diğer tarafta yarına duyduğumuz heyecan… Bu ikisini aynı masaya oturtabiliyorsak tamamdır; ne geçmişin ağırlığı altında kalmak ne de geleceğe bakarken bugünü unutmak.

Bazı şeyleri yeniden kurmanın yolu o kadar da karmaşık ve zor değil aslında. Bunu yapanlar ve başaranlar var; biz niye yapamayalım? İşini iyi yapmak, dürüst olmak ve sabretmek. Verimli bir çalışma hayatını yeniden kurabildiğimizde yalnızca kendi hayatımız değil, bu ülkenin bile talihi değişmeye başlayacak.

Gideceğimiz yönü aslında hepimiz biliyoruz. Bazen sadece yol uzuyor, gürültü artıyor ve ne tarafa gittiğimizi unutuyoruz.

Şampiyon olduğumuz maçın ardından Zehra Güneş’in mikrofon başında söylediği o cümleyi düşünün: “Herkes üzerine düşeni yaptı, sorumluluğu aldı.” Her maçtan sonra söylenen basit bir cümle gibi görünüyor aslında ama bir o kadar da önemli.

Siyasetçisinden sokaktaki vatandaşına kadar hepimizin üzerine düşen bir sorumluluk var. İşimizi iyi yapmak, gerektiğinde elini taşın altına koymak ve “kendi payımıza düşeni başkasından beklememek”…

Elbette yarın sokağa çıktığımızda her şey bir anda değişmeyecek. Toparlanmak zaman alacak. Bazı yaralar kolay kapanmayacak. Ama insanın umut etmek için her şeyin düzelmesini beklemesi de gerekmiyor.

Biz, yaşadığımız bu şampiyonlukta, uzun zamandır özlediğimiz bir duyguyu yeniden hatırladık: Birbirimizin gözünün içine umutla bakabilmeyi. Şmdi bize düşen, o umudu yalnızca bir maçın sevincine bırakmamak.

Yolumuzu biliyoruz. Yeter ki yol uzadığında gürültüye kapılıp birbirimizi kaybetmeyelim.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.