Dünya Kupası’nın ilk maçlarının ardından bizim adımıza konuşulacak çok şey var. Sahadaki performansımızı, yapılan tercihleri, kaçan fırsatları halen tartışıyoruz, tartışmaya da bir süre daha devam ederiz. Ama bence asıl üzerinde durulması gereken konu, turnuvaya katılan diğer ülkelerin milli takımlarının, ABD’de karşı karşıya kaldığı sportmenlik dışı uygulamalar.
Geçtiğimiz günlerde İran Milli Takımı’nın ABD’de normal şekilde konaklamasına izin verilmediği, maçların ardından ülkeyi vakit kaybetmeden terk etmelerinin istendiği yönünde haberler kamuoyuna yansıdı. Bunun yanında, FIFA kokartlı Somalili bir hakemin diplomatik pasaport taşımasına rağmen sınırdan geri çevrilmesi de gündeme geldi. Üstelik bu tür uygulamaların yalnızca üçüncü dünya ülkeleri için geçerli olmadığı ve pek çok milli takım oyuncusunun ülkeye girişte üst düzey güvenlik kontrollerine tabi tutulduğu iddiaları da yer alıyor.
Tüm bunlar doğruysa; sporun evrensel ruhunu zedeleyen bu soruna niçin hiçbir ülke sesini çıkarmıyor? Spora ne zamandır diplomasi karışıyor?
Uluslararası kamuoyunda bu konu beklenen ölçüde tartışılmıyor bile. FIFA’nın sessizliği, spor kurumlarının tutumu ve küresel medyanın konuya mesafeli yaklaşımı… Herkes “aman bulaşmayalım” derdinde. Aynı uygulamalar farklı bir ülkede yaşansaydı, yine bu kadar sessiz mi kalınırdı? Hiç sanmıyorum!
Dahası önümüzde bir de 2028 Los Angeles Olimpiyatları var…. Yine dünyanın dört bir yanından binlerce sporcu gelecek. Ve yine Amerika’ya…
Umarım, o gün geldiğinde sporcular pasaportlarına, milliyetlerine ya da geldikleri coğrafyaya göre değil; sadece taşıdıkları sporcu kimliğine göre karşılanırlar.
Spor, herkese aynı mesafede durabildiği sürece birleştirir; aksi halde geriye sadece koskocaman bir “adaletsizlik” kalır. Kalmaması dileğiyle…


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.