• 29 Nisan 2026, Çarşamba

Dijital Tehlike

Üç haftadır adım adım ele aldığımız bu yazı dizisinin devamında, bugün geldiğimiz noktada bir başka gerçekle daha yüzleşiyoruz: Çocuklarımızı sadece biz büyütmüyoruz. Ekranlar, algoritmalar ve sosyal medya da onların dünyasında güçlü bir yer tutuyor.

Hatta bazen algoritmalar, çocukları ailelerinden daha iyi tanıyor. Ne izlediklerini, neye ilgi duyduklarını, neye tepki verdiklerini biliyor ve buna göre içerik sunuyorlar. Bu yüzden dijital dünya, artık göz ardı edilemez bir alan haline geldi.

Hal böyleyken, çocukları dijital dünyanın içinde yalnız bırakmamak gerekiyor. Yasaklamak ya da korkutmak değil; yanında durmak, rehberlik etmek ve sınırları sevgiyle çizmek büyük önem taşıyor. Bugün ekran karşısında geçirilen zaman, aslında çocukların karakteriyle, güvenliğiyle ve geleceğiyle de temas ediyor.

Bu nedenle, çocukların sosyal medya kullanımı mutlaka yakından izlenmeli. Kimleri takip ettikleri, ne tür içeriklerle karşılaştıkları bilinmeli. Ayrıca okul formasıyla fotoğraf paylaşmaları ya da konum bilgisi vermeleri gibi riskli davranışlar konusunda da açık ve net sınırlar koymak gerekiyor.

Dijital oyunlar için de benzer bir dikkat şart. İçeriğini bilmeden bir oyunu çocuğa vermek, tıpkı onu tanımadığımız bir ortama göndermeye benziyor. Dahası, bugün çocukların örnek aldığı pek çok kişi artık ekranlarda. Bu yüzden, başta erişim sağladıkları oyunlar olma üzere; izledikleri içerik üreticilerinin kim olduğu, nasıl bir dil kullandığı, neyi özendirdiği de önem taşıyor ve hepsinin birden aileler tarafından takip edilmesi gerekiyor.

Ancak bütün bunların da ötesinde, en kıymetlisi çocuklarla “bağ kurabilmek.” Çocuk kendini değerli, anlaşılmış ve güvende hissettiği bir ilişki içindeyse dışarıdaki olumsuzluklara karşı daha sağlam durabiliyor. Öğüt vermekten ziyade, çocuğu içtenlikle ve yargılamadan dinleyen anlayışlı bir ebeveynin çocuk gözündeki karşılığı çok daha büyüktür.

Artık sessiz kalamayız, kalmamalıyız... Şiddeti ve zorbalığı sıradanlaştıran bir yaklaşımı değil, hayatı ve çocukluğu koruyan bir anlayışı birlikte kurmak zorundayız. Zira bir çocuğun sessizliği, başka bir çocuğun çığlığına dönüşmeden önce yapabileceğimiz şeyler hala var. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.