• 6 Haziran 2026, Cumartesi

Kaybetmekten Daha Zoru

Bazı liderler seçim kaybettikleri için değil, yanılmış olabilecekleri ihtimalini reddettikleri için siyasi kriz yaratırlar.

Kemal Kılıçdaroğlu etrafında yaşanan tartışmalarda da aslında biraz bunu görüyoruz. Bugün insanlar yalnızca geçmiş seçim sonuçlarını konuşmuyor. Asıl tartışılan; ortaya çıkan sonuçlara, toplumsal tepkiye ve siyasi maliyetlere rağmen aynı siyasi yaklaşımın neden hala savunulabildiği.

Çünkü çoğumuz başarısızlığın insanı doğal olarak geri adım atmaya götürdüğünü düşünürüz: “Gittiğim yolda başarısızlık yaşadım, demek ki bir yerde yanlış yaptım, öyleyse tercihimi gözden geçirmeliyim.” şeklinde rasyonel bir çıkarıma ulaşacağımızı düşünürüz. Oysa ki Psikoloji bilimi, bunun her zaman böyle olmadığını söylüyor.

Örgütsel psikolojide “escalation of commitment” olarak bilinen bir kavram var. Türkçeye, en yakın ifadeyle, “bağlılığın tırmanması” şeklinde çevrilebilir. Bu ifade şunu söylüyor: İnsanlar bazen yanlış olduğu ortaya çıkan kararlarından vazgeçmezler. Tam tersine o kararları daha güçlü savunmaya başlarlar.

Bunun nedeni de basit bir “inatçılık” değildir çoğu zaman.

Sebep geri çekilmenin; yalnızca bugünkü tercihin değil, yıllardır savunulan bütün tutumların yeniden değerlendirilmesini gerektirmesidir. İnsan zihni bazen bir hatayı kabul etmekten çok, o karar üzerine kurduğu hikayenin yanlış olabileceğini kabul etmekte zorlanır.

Bu yüzden de başarısızlıktan ders çıkarmak yerine onu açıklamaya çalışır. Amaç gerçeği anlamak değil, geçmişte haklı olduğuna dair inancı korumaktır. Çünkü bir noktadan sonra hangi seçimin doğru olduğu ikinci planda kalır. Tüm dikkat, yıllardır savunulan tutum ve düşüncenin ayakta kalıp kalamayacağına yönelir.

Kısacası; bazı siyasi krizlerin merkezinde güç hırsından çok haklılık ısrarı bulunur.

Peki insanları yıllarca savundukları bir pozisyonu bırakmaktan alıkoyan şey tam olarak nedir?

Gelecek yazıda zihnimizin neden zaman zaman gerçekle pazarlık yaptığını konuşacağız. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.