• 18 Temmuz 2026, Cumartesi

Ceza mı, Çözüm mü?

Son yıllarda ne zaman çocukların karıştığı ağır bir suç haberi görsek, toplum olarak benzer duyguları paylaşıyoruz: Öfke, üzüntü, şaşkınlık… Hele ki söz konusu bir can kaybıysa, büyük bir kesimden “Bunun cezası en ağır şekilde verilmeli.” şeklinde tepkiler ile de karşılaşıyoruz ki çok da haksız sayılmazlar. Ancak böyle zamanlarda, duyguların yanında aklın ve bilimin de ne söylediğine kulak vermeliyiz. 

Meclis’e sunulan yeni düzenlemeye göre 15-18 yaş arasındaki çocuklar, özellikle kasten öldürme gibi bazı suçlarda müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.

İlk bakışta bu birçok kişiye adil gelebilir. “Bir insanı öldürdüyse cezasını da yetişkin gibi çeksin.” diyenlerin sayısı hiç de az değil. Fakat en son yaşanan okul saldırısının ardından bir araya gelen akademisyenler, çocuk gelişimciler, hukukçular ve psikiyatristler önemli bir noktaya dikkat çekmişti: Cezaları ağırlaştırmanın tek başına ağır suçları azalttığını gösteren güçlü ve tutarlı bilimsel kanıtlar yok.

O halde bir de şu tarafa bakmayı denesek: Çocukları ağır suça sürükleyen nedenleri azaltmak için ne yapıyoruz?

Çünkü ağır suç işleyen çocukların önemli bir bölümü ihmalin, istismarın, yoksulluğun, şiddetin ve travmanın içinde büyüyor. Bunlar elbette işlenen suçu mazur göstermez. Bir insanın yaşamına son vermek, kim yaparsa yapsın çok ağır bir suçtur. Ancak suçu cezalandırmak başka, suça giden yolu önlemek başka.

Üstelik 15-18 yaş grubu hukuken hala çocuktur. Bunun nedeni yalnızca yaşları değil; dürtü kontrolü, risk değerlendirme ve uzun vadeli sonuçları öngörme becerilerinin henüz yetişkin düzeyine ulaşmamış olmasıdır. Çocuk adalet sisteminin yetişkinlerden farklı kurulmasının nedeni de budur.

Toplumu korumanın yolu yalnızca cezaları ağırlaştırmak olsaydı, dünyanın hiçbir yerinde ağır suç işlenmiyor olurdu. Kalıcı çözüm, çocukları suça iten koşulları azaltmak ve risk altındaki çocukları suçla tanışmadan önce koruyabilmektir.

Hem bir yandan çocuklara ehliyet alamazsın, oy kullanamazsın, birçok hukuki işlemi tek başına yapamazsın diyoruz. Çünkü çocuksun.

Ama aynı çocuğa, “Artık yetişkin gibi müebbet hapis cezası alabilirsin.” dediğimiz anda çocukluğu bir kenara bırakıyoruz.

Bana göre burada ciddi bir tutarsızlık var. Çocuk ya çocuktur ya değildir. Günlük hayatta gelişimsel özelliklerini esas alıp ceza hukukunda bunları yok saymak, hangi ülkede yapılırsa yapılsın aynı çelişkiye yol açar.

Birde yıllardır yetişkin failler konusunda tartışılan cezasızlık algısı da ortadayken… Özellikle kadın cinayetlerinde bu durum, haksız tahrik ve iyi hal indirimleri sebebiyle, toplumda ciddi bir vicdani rahatsızlık yaratıyor. Çözümü çocuklara yetişkin cezaları vermekte aramadan önce, yetişkinler için ceza adaletinin gerçekten tutarlı işlediğine toplumu ikna etmek gerekmiyor mu?

Toplum elbette korunmalı. Ancak çocuk adalet sisteminin amacı yalnızca cezalandırmak değil, gerektiğinde yeniden topluma kazandırmaktır. Çünkü daha güvenli bir toplum, sadece cezaları ağırlaştırarak değil, çocukları suça sürükleyen nedenleri azaltabilen politikalarla mümkün olacaktır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.