Günün büyük kısmı ekranların başında geçiyor. Sürekli yeni bir akış var; durmadan bakıyor, izliyoruz. Ama görüntüler arttıkça, gerçek anlamda farkına vardıklarımız azalıyor sanki.
Bu yüzden “tiyatro”, günümüz dijital çağına rağmen, hala farklı bir yerde duruyor. Çünkü orada her şey “şimdi ve burada” gerçekleşiyor. Aynı anda, aynı ortamda ve hep birlikte; gerçekten bir deneyimin parçası oluyoruz. Bu da insana iyi geliyor elbette; bazen bir söz, bazen bir an insanın içine dokunuyor.
Sahnede anlatılan her hikaye, dünyaya bakışımızı da gösteriyor. Öyle ki insan tam anlamıyla tarafsız kalamıyor; izlerken de, anlatırken de bir yerinden hikayeye katılıyor. Adaletsizlikler, görmezden gelinenler sahnede sessiz kalmıyor; bazen hüzünlendiren, bazen güldüren, bazen de güldürürken düşündüren biçimde.
Türkiye’de ve dünyada gündem yoğun. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü de arada geçti gitti. Ben biraz geç de olsa anmak istedim; ruhumuzun “sanata” her daim ihtiyacı var zira.
İngiliz oyun yazarı William Shakespeare’in dediği gibi: “Bütün dünya bir sahnedir ve bizler de onun oyuncularıyız.” O halde perde kapanmadan, kendi hikayemizde gerçekten var olmayı göz ardı etmeden yaşamak gerek…



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.