• 18 Nisan 2026, Cumartesi

Okullarda Şiddet Gerçeğiyle Yüzleşme

İçimiz çok yandı… Bu kez bilmediğimiz yerden geldi sınav: Fail çocuk, kurbanlar çocuk… Hep Amerika’da duyardık bu tür olayları. Şimdi bizde de, aynı hafta içinde 2 kez...

Korku filmi gibi, insanın aklı almıyor. Bir çocuğun böylesine kolayca silaha erişebilmesini… Okulların bu denli savunmasız kalabilmesini…

İnsan en çok da okul denince üzülüyor. Çünkü okul dediğimiz yer, çocuğun dış dünyaya ilk adımıdır. Kendini tanıdığı, arkadaşlık kurduğu, hayal ettiği yerdir. Bir çocuğun “güvendeyim” demesi gereken en önemli alanlardan biridir. Böyle bir yere şiddetin girmesi, toplum olarak da güven duygumuzun zarar görmesi anlamına gelir.

Sorunu yalnızca aileye yüklemek de, tüm sorumluluğu okula bırakmak da gerçek bir çözüm üretmiyor. Sistemi eleştirip kenara çekilmek de aynı şekilde hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çünkü bu mesele, tek bir kurumun ya da tek bir kesimin değil; toplumun bütününün ortak sorumluluğudur.

Bir çocuğun gelişiminde evde gördüğü ilgi, okulda hissettiği değer ve geleceğe dair kurabildiği umut belirleyici rol oynar. Çocuk, yalnızca akademik başarıyla değil; sevgiyle, anlayışla ve kendini ifade edebildiği güvenli alanlarla büyür ve şekillenir.

Belki de artık sınav başarısından önce şunu konuşmalıyız: Çocuklar nasıl hissediyor? Kaç tanesi gerçekten dinleniyor? Kaç tanesi yardım isteyebileceği bir kapı bulabiliyor?

Daha geç olmadan, çocukları yalnızca yetiştirmeye değil, anlamaya da çalışalım. Önümüzdeki yazıda bu konuyu sosyolojik ve psikolojik açıdan değerlendirmeye devam edeceğiz. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.