• 18 Mart 2026, Çarşamba

Bir Çınar Devrildi

Bazı insanlar sadece kitap yazmaz. Bir nesli yetiştirir. İlber Ortaylı işte böyle bir hocaydı.

Onu yalnızca bir tarih profesörü olarak anlatmak eksik kalır. Çünkü Ortaylı, akademinin sınırlarının çok ötesine geçen bir isimdi. Birçok insan için tarih, okul kitaplarının sayfalarında sıkışıp kalmış bir dersken; onun anlatımıyla yaşayan bir hikayeye dönüşürdü.

Osmanlı’dan Avrupa’ya, şehir kültüründen diplomasi tarihine kadar uzanan engin bilgisiyle o, yalnızca tarihi anlatmadı; düşünmeyi öğretti. Sorular sordurdu, merak uyandırdı. Ve en önemlisi, gençlere “bilmenin” ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.

Onun en belirgin özelliklerinden biri de dobra üslubuydu. Sözü dolandırmaz, açık ve net konuşurdu. Zaman zaman sert görünse de bu tavrın ardında hep aynı kaygı vardı: Bu toplumun cehalete teslim olmaması.

“Sopayı diksen filiz verecek şu topraklarda hala sürünüyorsak, açsak, yorgunsak iki sebebi var: cehalet ve ihanet.” sözüyle bu kaygısını dile getirmişti.

Onu farklı kılan yalnızca bilgisi değildi. O bilgiyi üslup, mizah ve entelektüel cesaretle anlatabilmesiydi. Bir tarihçinin anlatımı bu kadar canlı olabilir miydi? O gösterdi ki evet, olabiliyormuş.

Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Farsça ve Latince gibi birçok dile hakim olması, farklı kültürleri doğrudan kaynaklarından okuyabilmesini sağladı. Bu da tarih yorumuna ayrı bir derinlik kazandırdı.

Bu kültürel birikim yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası çevrelerde de takdir gördü.

2006’da İtalya’da “Avrupa ile Akdeniz arasında Lazio” ödülüne layık görüldü.

2007’de Rusya devlet başkanı Vladimir Putin imzasıyla “Puşkin Madalyası” ile onurlandırıldı.

2017’de ise ülkemizde “Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” kendisine verildi.

Ama belki de onun için en büyük ödül, anlattığı tarih sayesinde gözleri parlayan gençlerdi.

Vefatının yarattığı üzüntüye rağmen, benim için en büyük teselli, onu henüz hayattayken yakından görmüş olmam. 10 Kasım 2015’te Özyeğin Üniversitesi’nde düzenlenen “Atatürk ve Hukuk” konulu konferansına katılmış ve onu salonda dinleme fırsatı bulmuştum. Bu, benim için unutulmayacak bir hatıra olarak kaldı.

Bazı insanlar yalnızca eserleriyle değil, bıraktıkları düşünce mirasıyla hatırlanır. İlber Ortaylı da işte böyle biriydi. Anlattığı tarih ve uyandırdığı merak, uzun yıllar yaşamaya devam edecek. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.