• 10 Haziran 2026, Çarşamba

Zihin Gerçekle Neden Pazarlık Yapar?

Geçen hafta bazı liderlerin neden geri adım atmakta zorlandığını konuşmuştuk. Tam burada başka bir soru ortaya çıkıyor: İnsanlar, sonuçlar apaçık ortadayken bile, niçin fikir değiştirmekte zorlanır?

Bu soruya psikolojinin verdiği en önemli cevaplardan biri, Leon Festinger’in ortaya koyduğu “bilişsel uyumsuzluk” kuramıdır.

Genel itibariyle insan zihni, kendisi hakkında kurduğu inançlarla çelişen gerçeklerden pek hoşlanmaz. Örneğin; bir kişi yıllarca doğru kararlar verdiğine inanmışsa fakat ortaya çıkan sonuçlar bu inancıyla çatışmışsa, bu kişi her zmaan fikrini değiştirmez. Gerçekleri yeniden değerlendirmek yerine onları farklı biçimde yorumlamayı tercih eder.

Yani; hata stratejide değil; koşullarda aranır.

Sorun kararlarda değil; çevrede bulunur.

Eleştiriler dikkate alınmak yerine eleştirenlerin niyetleri sorgulanır.

Gerçeği kabul etmek, “Evet, ben burada yanılmışım” diyebilmek, bazı kişiler için özellikle de siyasiler için hiç kolay değildir. Çünkü insanın kendine dair bazı kabullerini de gözden geçirmesini gerektirir. Üstelik bu durum siyasete özgü değildir. İş hayatında da karşımıza çıkar. Aile ilişkilerinde de. Gündelik hayatın içinde de sık sık yaşanır.

Sanırım hepimiz, zamanın birinde, yanlış bir kararı savunmaya devam etmişizdir. Bir sonucun yanlış çıktığını kabul etmek mümkün olabilir; ancak o sonuca bizi götüren düşüncelerin de yanlış olabileceğini görüp kabule geçmektir insana zor gelen.

Bu yüzden bazı liderler için, yıllardır işe yarayan açıklamaların artık ikna edici olmaktan çıkması, seçim kaybetmekten daha büyük bir tehdit oluşturur. “Acaba başka türlüsü mümkün müydü?” sorusu insanın içini kemirir.

İşte bu soru bizi bir sonraki yazının konusuna götürüyor: Bir liderin kaderini belirleyen mücadele, rakipleriyle değil; aynı yoldan yürüdüğü halefiyle yaşadığı mücadeledir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.