• 14 Mayıs 2026, Perşembe

AHLAK AÇIĞI...

Türkçemizde "Özü-sözü bir olmak" ve "Sözünün eri" diye iki güzel deyim var ki her ikisi de yaklaşık aynı manaya gelir...

"Özü-sözü bir olmak" bir kişinin düşünce ve niyetiyle söz ve davranışının birbiriyle tutarlı olması, dürüst ve güvenilir tavır sergilemesi, ne pahasına olursa olsun sözünden caymaması manalarına gelmektedir ki böylesi insanlara "sözünün eri" insanlar denilir. "Söz namustur" deyimi sözünün eri insanlar için vazgeçilmez bir düsturdur...

Bir de eylemleriyle söylemleri birbirini tutmayan, inandığı ve savunduğu değerler ile sergilediği davranışlar örtüşmeyen insanlar var ki böyleleri için dini literatürde münafık, günlük hayatta da karaktersiz, kaypak, yalancı gibi sıfatlar kullanılır. Eylemle söylemin örtüşmediği durumlar için uluslararası literatürde "ahlak açığı" (Ethical Gap) tabiri kullanılır...

Öte yandan, eylem ve söylem tutarsızlığına müptela olan ikiyüzlü, güvenilmez ve karakter yoksunu insanlar, zamanla toplum nezdindeki inandırıcılıklarını da kaybederler.

Hal böyleyken malesef kendilerinin uyanık olduğunu ve başkalarının ise hiçbir şey bilmediğini zanneden pek çok ahlak yoksunu ile aynı havayı solumak zorunda kalıyoruz. İnançlı ve muhafazakâr insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda en kolay iş din ve ahlak bezirganlığı yapmaktır. Ne yazık ki etrafımız dillerinden Allah kelamını düşürmeyen, güya günahlarını affettirmek için her fırsatta Kabe’ye koşan, din ve dindarlık söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan, iş eyleme geldiğinde ise peynir ekmek yer gibi kul hakkı yiyen, etrafındakilere zulmeden, dünyalık menfaatler için hiçbir fırsatı kaçırmayan, sattığı ürünü tartarken hile yapan, yalan söyleyen ve akla hayale gelmedik türlü ahlaksızlığı yapan sayısız ham softa kaba yobazla dolu. Oysa ki ahlak bir toplumun görünmeyen omurgasıdır...

Hz. Ömer'e atfedilen ve insanların dış görünüşleri ya da ibadetlerindeki şekilcilik yerine, ahlak ve dürüstlüklerine odaklanılması gerektiğini vurgulayan şu söz bizler için ne de önemli bir ikazdır:

"Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız; konuştuğunda doğru konuşup konuşmadığına, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete riayet edip etmediğine ve dünya menfaati (dirhem ve dinar) söz konusu olduğunda takva gösterip göstermediğine bakınız."

“Ahlak açığı” ifadesi genelde kişiler için kullanılsa da kurum, kuruluş, organizasyon ya da ölçeğine bakmadan her toplum için de kullanılabilen önemli bir kavramdır. Bu kavram, bir kurum, kuruluş ya da organizasyonu ilgilendiren mevzuat ve etik ilkelerle o yerde sergilenen davranışlar arasındaki farkı anlatmak için de kullanılır...

Bir organizasyonda “dürüstlük, hak, adalet ve etik değerler” vurgusu yapılıp çalışanlara karşı örtülü hile yapılması, hak ve eşitliğe riayet edilmemesi, mobbing ve hatta şiddet uygulanması, en nihayet görevlendirmelerde liyakate uyulmaması, o organizasyondaki ahlak açığının ne denli büyük olduğunun bir göstergesidir. Böylesi organizasyonlarda çalışma huzuru, iş barışı ve yöneticilere karşı güven aramak abesle iştigalden başka bir şey değildir...

Rahmetli Alev Alatlı bir konuşmasında "21'inci Yüzyılın en yaman toplum projesi helal olanı yasallıkla örtüştürmek olsa gerektir" demişti. Bu sözün ne manaya geldiğini de gene kendi sözlerinden anlıyoruz:

“Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıydı; çünkü her yasal hak, helâl değildir ve olamaz. Aslolan, hakkın eda edilmesi olmalıdır; aslolan helalleşmek olmalıdır.

...

Yasaların tanıdığı haklardan insanlık veya Allah adına feragat etmenin garipsenmeyeceği bir yeni düzen, dünya yaratmak zorundayız."

Alatlı'nın bu sözlerinden esinlenerek ben de diyorum ki;

Çağımız insanının hem dünyasını hem de ahiretini kurtarmak için en ulvi görevimiz, iki yüzlülük ve riyakarlıktan kaçıp, söylem ve eylemlerimiz arasındaki tutarsızlığı ortadan kaldırmak ya da mümkün olan en aza indirmektir...

Son söz Alev Alatlı'nın bahsi geçen konuşmasında yer alan Cemil Meriç'in şu sözü olsun:

“Hakikati gören, başkaları farklı düşünüyor diye onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hem de alçaktır."

Esen Kalın...

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.