Aydın KIROBALI

SEL GİDER KUMU KALIR ...

24 Haziran 2021, Perşembe

     

Geçen hafta, üyesi olduğum gruplardan birinde paylaşılan bir yazıdan oldukça etkilendim. Söz konusu yazı, tayini çıkan bir hakimin ardından adliyedeki mesai arkadaşlarının Ona ithafen yazdıkları bir mektuptan ibaretti.

Bahsi geçen mektup o kadar etkileyici ve güzeldi ki, mektubu özetlemek yerine, buraya aynen almayı uygun gördüm;

GÜLE GÜLE HAKİM BEY...

Ama, yok öyle "Allaha ısmarladık" deyip çekip gitmek...

Üç yıl önce geldiğinizde, "Biz bir aileyiz ve bu ailede hepimiz anne, hepimiz baba, hepimiz çocuğuz. Birbirimizi seversek çalışmış sayılmayız, yorulmayız" demiştiniz.

Biz sizinle işimizi çok sevdik, adliye evimiz oldu, hiç yorulmadık Hakim Bey.

İnsanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şey, hayatta en önemli kelime "biz" demiştiniz. Biz hep beraber mutlu olmayı sizde öğrendik.

İşini yaparken övgü beklemenin, mutluluğumuzu başkasının eline bırakmak olduğunu, iyi yapılmış işin ödülünün onu yapmak olduğunu;

Lider olabilmek için önce hizmetçi olmak gerektiğini, astların başarılarından mutlu olmayan insanın lider olamayacağını;

En çok vakit geçirdiğimiz 5 kişinin ortalaması olduğumuzu ve hayatımızın kalitesini hayatımızdakilerin kalitesinin belirleyeceğini;

...koyun olmamayı, meraklı ve sorgulayan olmayı, "bana göre" ve "ne diyorum ki" demeyi, bir yerde herkes aynı düşünüyorsa aslında orada kimsenin olmadığını;

Hatanın kötü birşey olmadığını, kötü olanın onu gizlemek olduğunu, öğrenilmesi gereken en değerli şeyin başkalarının bilgi ve deneyimlerini kullanmayı bilmek olduğunu, konuştuğumuz zaman sadece bildiklerimizi tekrar edeceğimizi, ama dinlersek yeni şeyler öğreneceğimizi;

Arkadaş edinmenin en iyi yolunun arkadaş olmak olduğunu, konuşurken iyi hissettiğimiz insanları kaybetmememiz gerektiğini;

Bizi zorlamayan hiçbir şeyin bizi geliştirmeyeceğini;

Yaşamın belli aşamalarındaki zorlukların sonraki yıllarda yaşamı kolaylaştıracağını;

Gözyaşının, ardından gelecek gülümseme için temizlik yaptığını;

Geceye yenilmeyene ödül olarak bir sabah, bir gündüz, bir de güneş olduğunu;

Hayatta önemli olanın çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymak olduğunu;

Sesini duyurmak için bağırıp çağırmaya gerek olmadığını, duymak isteyene bir fısıltının yeteceğini, çoğu zaman fısıldayarak söylenen sözlerin daha uzağa gideceğini;

Gösterişin kültürel zayıflığın bir yansıması olduğunu, gerçek gösterişin ise doğallık olduğunu;

Kötü insanın başkasının üzüntüsüyle rahatlayan kimse olduğunu, yalnızca başkalarının acılarını duyarsak insan olabileceğimizi;

Dünyanın kötüler yüzünden değil, seyirci kalıp hiçbirşey yapmayanlar yüzünden kötü olduğunu, insanın iyiliği de kötülüğü de kendine yapacağını;

En iyi ilacın ilgi ve sevgi olduğunu, sevmenin, gönül almanın, ince düşünmenin, güzel konuşmanın, halden anlamanın, düşeni kaldırmanın, ağlayanı güldürmenin, hep bedava olduğunu;

Hayatın çok kısa ve sadece sevmek için zaman olduğunu; tartışmaya, kıskançlığa, hesap sormaya, nefret etmeye zaman olmadığını;

İyi insanlar Cennete gider değil, iyi insanlar neredeyse Cennetin orası olduğunu;

Biz beraber öğrendik Hakim Bey...

Siz hep burada... olacaksınız...

Taraklı'nın karda açan kır çiçeği gibi...

Gördüğünüz gibi, söz konusu mektubun her satırı kendi başına ayrı birer yazı konusu olabilecek derecede derin anlamlar taşımaktadır. Fakat benim ilgilendiğim kısım, mektubun içeriğinden çok, görev yaptığı yerden ayrılan bir kamu görevlisinin ardında bıraktığı iz. Ne mutlu görevini hakkıyla yapıp, ardında hoş seda bırakanlara...

Kamu görevi ve yöneticilik ateşten bir gömlektir. Hakkıyla yapanlara hem bu dünyada hem de ahirette eşsiz mükafatlar beklerken, işgal edilen makamların ve verilen görevlerin hakkını vermeyenlerin payına da zillet düşer. Böyleleri dünyada itibarlarını kaybederlerken, ahiretlerini de perişan ederler...

Makamlar mihenk taşı gibidir, adamın kaç ayar olduğunu ortaya çıkarır. Aslında makamlar insanları değiştirmez, maskelerini düşürür. Adamın kalitesine göre de o maskenin altından ya zalim, haramzede, ahlaksız ve yalancı bir kişilik çıkar, ya da Taraklı Hakimi gibi adam gibi adamlar çıkar...

Önemli olan, ünvan, makam, zenginlik, apolet vs değil, geçip gittiğin yerde hoş bir seda bırakmaktır. Ne demişler, "Sel gider kumu kalır, yel eser tozu kalır".

Ne yazıktır ki bazıları, bırakınız hoş seda bırakmayı, giderlerken hoparlörü de çalıp gidiyorlar. Fakat unuttukları şey, bu dünyada olmazsa ahirette, herkesin mutlak surette hesap vereceğidir...

Esen Kalın... 



Yazarın Tüm Yazıları
HEPİMİZ BİRAZ ŞAMANIZ...
İYİLİK YAPMAK YETMEZ...
TÜRKİYENİN MAYASI; YÖRÜKLER...
SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN...
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN...
"NEREDE BU DEVLET" TEMALI PROVAKASYON...
BAŞARMAK İÇİN, KIR KABUĞUNU...
ŞEYTANIN ÇOCUKLARI...
SAHİPSİZ MEMLEKETİM...
BAZEN KANUN SUSAR İNSANLIK KONUŞUR...
ÖTEKİLEŞTİR(ME)...
KATAR SİZE NE YAPTI...
SEL GİDER KUMU KALIR ...
SENİ TUZ KADAR ÇOK SEVİYORUM...
KÖR DEĞİLLER, NİYETLERİ BOZUK...
FAZLA NORMALLEŞMEYİN, ÖLÜRSÜNÜZ...
DİKKAT! HER YAHUDİ SİYONİST DEĞİLDİR...
FİTNE, FÜCUR, DEDİKODU; YOK YOK ...
PLASEBO ETKİSİ...
PATATESTEN DOĞAN DOSTLUK...
MÖNTRÖYLE KANAL İSTANBUL'A VURMAK...
YAVRU VATAN KIBRIS...
BİD'ATLA ÂDETİ KARIŞTIRMAK...
ZAVALLI TETİKÇİLER...
CELLADINA AŞIK MİLLET...
NE ZAMAN İYİ BİR TOPLUM OLURUZ...
BAZI ŞEYLERDEN TASARRUF OLMAZ...
CEMRE DÜŞSÜN GÖNLÜMÜZE...
KAVANOZU KİM SALLADI...
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ GERÇEĞİ...
AYDIN'A KAR YAĞARSA...
CORONADAN DA BETER...
FUTBOLUN ADALETİ "VAR" MI?
BİR BOĞAZİÇİ HATIRASI...
SİYASET VE MEDYA ELİYLE KUTUPLAŞMA...
PANDEMİDE İNSANLIK TESTİ...
YEMİN OLSUN ZEYTİNE...
BOYAYI MI BEĞENMEDİN BOYACIYI MI...
YALVARIRIM BİRAZ NEFES...
SİZ BİZİ ASLA SEVEMEZSİNİZ...
ZAMANLA İMTİHAN...
PARA-TESTAN MÜSLÜMANLIK...
İT KOVAR GİBİ...
AHLAKSIZLIK VE CEHALET ÖLDÜRÜR...
HU DÖNÜŞÜ...
VERDİKÇE VERİYOR RABBİM...
MESELE AĞAÇ DEĞİL, VATAN...
HEM KEL, HEM FODUL BİR MİLLET...
HER SAKALLIYI HOCA SANMA...
DÜŞÜN ARTIK ATATÜRK'ÜN VE DİNDARLARIN YAKASINDAN...
BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA...
KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR...
RUHUNUZU DA FİTNESE SOKUN...
BÜYÜK RESMİ ISKALAMAYIN...
EGENİN YAZLIK SOKAK KAHVEHANELERİ...
ÇÖP KAMYONU İNSANLAR...
KENDİSİ HİMMETE MUHTAÇ DEDE...
AYASOFYA; BİR CAMİDEN FAZLASI...
PABUCU DAMA ATILASICALAR...
KADER MAHKUMLARI...
DİKKAT! FİLM İÇİNDE FİLM VAR...
UNVANIN SANA KALSIN, BANA İNSANLIĞIN LAZIM...
BİR MEYVEDEN ÖTESİ...
KIRIK CANLAR TEORİSİ...
MABEDİME NAMAHREM ELİ DEĞDİ...
EDEPSİZ YAPILAN İYİLİK, KÖTÜLÜKTÜR...
BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR...
BAZI ŞEYLERİN FİYATI OLMAZ...
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜR...
KOBRA ETKİSİ...
VURUN ABALIYA...
KORONADAN KORUNALIM...
İNADINA GÜLÜMSE...
HEPİMİZ KORONAYAK OLDUK..
BU DA GEÇER YA HUU!...
VATAN BU KADAR UCUZ MU?
SURİYE'DE NE İŞİMİZ Mİ VAR?
VAKIF MALI ALLAH'IN MALIDIR...
İMDAAAT! BATIYORUZ...
HER MÜZİK GIDA DEĞİLDİR...
YOK, DEVE...
AKBABALAR...
SİLAHSIZ TERÖRİSTLER...
HIRSIZLIKTAN DA ÖTE...
ŞEYTANIN OYUNU..
ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR...
NE GÜNLERE KALDIK EY GAZİ HÜNKAR...
ZAMAN TÜNELİ...
BAZEN DİKİZ AYNASINA BAKMAK GEREKİR..
BİR KÜLTÜR EKONOMİSİ ÖRNEĞİ OLARAK EGE İLLERİ TANITIM GÜNLERİ...
HAD BİLDİRME HADSİZLİĞİ...
ÇAKIRBEYLİ ORGANİK KÖY PAZARI...
HERŞEY ZIDDIYLA KAİMDİR...
BİR BOZKIR KASABASINDAN BAŞKENTE...
ASLA PES ETME...
EVDEKİ ÖTEKİ ODA...
KAHPE İÇERDEN OLUNCA...
MUTLULUĞUN ANAHTARI; KANAAT..
BİLMEK YETMEZ, SÖYLEMEK LAZIM...
BAŞKASI OLMA KENDİN OL...
KİRPİ OKU MESAFESİNDE SEVGİ...
EYLÜL'DE GEL...
ÖN YARGI YA DA YARGISIZ İNFAZ...
Yaz sıcağında kar keyfi...
Duyarsızlık mı, hoşgörü mü...
KURBANLA ALLAH'A YAKLAŞMAK...
PİZZACI MUSTİ...
MAKAMLAR MİHENK TAŞIDIR...
YERYÜZÜNDEKİ MELEKLER...
"KEŞKE"LERE TAKILMADAN "İYİ Kİ"LERLE YAŞAMAK...
Küllerinden doğan ülke; Polonya
SABIR OLGUNLAŞTIRIR, ŞÜKÜR TATLANDIRIR...
KELEBEK ETKİSİ; GÜL Kİ DÜNYA GÜLSÜN...
GENCER; YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR GELENEK...
HER GECEYİ KADİR BİL...
ORUCA FARKLI BİR BAKIŞ; OTOFAJİ...
HIRSIZ VAR !!!
YENİ BİR KURTLA KUZU HİKAYESİ: VENEZUELA...
ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR...
BAZI ÖLÜMLER İTİBARLIDIR...
DİNİME KÜFREDEN BARİ MÜSLÜMAN OLSA...
SENİN OY KAÇA GİTTİ...
BİR BELEDİYEYE BAŞKAN OLMAK...
GÖNLÜM EGE'DE KALDI...
BİZE ÇOK AYIP ETTİLER(!)
SEÇİM AHLAKI, AHLAKIN SEÇİMİ...
MODERN YÖNETİMİN DEĞİŞEN KODLARI...
İNGİLİZCEYE NEDEN FRANSIZIZ...
EĞİTİME MUHTAÇ EĞİTİMCİLER...
ZEHİRLİ EKMEK...
HER YASAL HAK, HELAL DEĞİLDİR...
KUTSALLARI SÖMÜRMEK...
DEVLET BABADIR...
SEÇMEN NELERDEN ETKİLENİR...
TOPLUMUN SİNİR UÇLARINA DOKUNMAK...
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM ...
HAD BİLMEK VE HAD BİLDİRMEK...
ÖNYARGI VE YARGISIZ İNFAZ...
SAATLER MİDİR ZAMANI BELİRLEYEN, YOKSA BİZ Mİ?
SARMAŞIK OLMA, KAVAK OL...
Merhamet edin ki merhamet bulasınız...
İnsanlara liderlik etmek istiyorsanız onlarla birlikte yürüyün...
ŞEYTAN İŞ BULAMAYINCA KÜLÜ KARIŞTIRIRMIŞ...
AHLAK CAN ÇEKİŞİYOR...
ANDIMIZ ÜZERİNE BİRKAÇ TAHLİL...
FARKEDİLMEK İÇİN DEĞİL, FARK YARATMAK İÇİN ÇALIŞIN...
PATLAMAYA HAZIR BOMBA: BALKANLAR...
GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İNSANLARI...
BOYLARI KÜÇÜK, KALPLERİ BÜYÜK İNSANLAR ÜLKESİ: VİETNAM... (Aydın Kırobalı - Perşembe)
FARKLI İNSANLAR VE FARKLI BİR KÜLTÜR: TAYLAND
ÖNCE ŞÜKÜR BİTTİ...
ÇİNE'NİN YOLLARI TAŞTAN...
BARDAĞI ARADA BİR YERE BIRAKIN...
AYAKLAR GİDER, YÜREK KALIR...
İÇİMİZDEKİ İRLANDALILAR...
HERKES BİRGÜN HESAP VERECEK...
EŞİTLİK Mİ, ADALET Mİ...
YENİ YÖNETİM SİSTEMİMİZİN BİRKAÇ TEMEL UNSURU...
SİYASETTE ÖNCELİK MESELESİ...
BAZEN SUSMAK DA VEBALDİR...
ŞİMDİ HESAP KİTAP ZAMANI...
GERÇEK KANDIRILANLAR...
ÖNCE DUYGULAR BİTTİ, SONRA BAYRAMLAR GİTTİ...
BEN PARTİ TUTMAM, PARTİ BENİ TUTAR...
(Bir Kısım Ülkücüler) DÜŞMANA YAKIN, DOSTA IRAK...
ORUÇ: KARNI AÇ, KALBİ TOK TUTMAK...
SİYASETTE KATAKULLİ..
SPORDAN ÖTE BİR ŞEY; FUTBOL...
BALKANLARDAKİ TÜRK İZLERİ...
ACİLEN ERKEN SEÇİM...
TUTARSIZLIKTA İSTİKRAR...
ARTIK, İPİN UCU BİZDE...
NE SÖMÜRDÜK, NE DE SÖMÜRÜLDÜK...
DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR...
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
SAVAŞIN DA BİR AHLAKI VAR...
GELECEĞİMİZE BETON DÖKTÜK...
HİÇBİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ...
SERVET VE ŞÖHRET DÜŞKÜNLÜĞÜ...
HELVA YAPACAK USTA YOK...
FETÖ TEHLİKESİ GEÇTİ Mİ?
ZEYTİN DALI GEVREK OLUR...
Ege'de ve Egeli olmak...
İRAN OLAYLARI ÜZERİNE BİR TAHLİL...
TÜRKİYE NERE, SEVAKİN NERE...
PİDE KUYRUĞUNDA BEKLEYEN HRİSTİYAN...
BİR KRİPTO HİKAYESİ...
REAKSİYON MU, AKSİYON MU? (KUDÜS)
EMPATİ, SEMPATİ VE HOŞGÖRÜ...
Başkalarının gözünden Aydın...
O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler...