Anketler yalnızca seçim dönemlerinde yapılmaz. Bazen ortada sandık yokken bile bir kişinin itibarını güçlendirmek, kamuoyundaki karşılığını artırmak ve “geleceğin kazananı” imajını oluşturmak amacıyla anket sonuçları yayımlanır.
Oysa bilimsel yöntemlerle hazırlanmış, gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyan araştırmaların çoğundan kamuoyunun haberi bile olmaz. Çünkü bu çalışmalar gösteriş için değil; mevcut durumu doğru görmek, eksikleri belirlemek ve geleceğe yönelik strateji oluşturmak amacıyla yapılır. Sonuçları kamuoyuna değil, araştırmayı yaptıranların önüne konulur.
Bir de sonuçlarının duyurulması için büyük bütçeler harcanan anketler vardır.
İşte burada anket, gerçeği ölçen bir araç olmaktan çıkıp gerçeği biçimlendiren bir propaganda aracına dönüşebilir. Elde edilen sonuçlar eğilip bükülür, bazı oranlar öne çıkarılır, bazıları gizlenir. Böylece toplumun önüne mevcut gerçeklik değil, oluşturulmak istenen başka bir “gerçeklik” konulur.
Peki, neden?
Rahmetli Rauf Tamer’in seçim dönemlerinde sıkça vurguladığı bir tespit vardı:
“Bizim milletimiz çalışacak olana değil, kazanacak olana oy verir.”
Bu söz, toplumumuzdaki önemli bir seçmen davranışını anlatıyor. İnsanlarımızın bir bölümünde “Oyumu boşa harcamayayım” düşüncesi vardır. Kaybedeceği düşünülen adaya oy vermek, yanlış bir tercih hatta başarısızlık gibi görülür. Bu nedenle bazı seçmenler açısından belirleyici olan; kimin daha çok çalışacağı, kimin daha iyi yöneteceği veya kimin daha dürüst olduğu değildir. Asıl soru şudur:
“Kim kazanacak?”
İşte bazı anketler tam da bu algıyı oluşturmak için yayımlanır. Bir aday sürekli önde gösterilir, toplumda “Bu iş bitmiş” havası meydana getirilir. Kararsız seçmenler kazanan tarafta yer almaya yönlendirilir. Böylece başlangıçta gerçek olmayan bir üstünlük algısı, zamanla gerçek sonucu etkileyebilecek bir güce dönüşebilir.
Yıllar önce eski Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ile yaşadığım bir anı, anketlere neden temkinli yaklaşmamız gerektiğini çok güzel anlatır.
Ankara’da düzenlenen Ege İlleri Tanıtım Günleri’nde karşılaşmıştık. Cumhuriyet Halk Partisi’nde ön seçim yapılacaktı. Kendisine:
“Abi, durum nasıl? Anketler ne diyor?” diye sordum.
“Boş ver anketleri” dedi.
“Olur mu abi, anketler önemli” diye karşılık verince gülerek şunları anlattı:
“Geçenlerde bir anketçi geldi. Beni ikinci çıkarmak için 30 bin, üçüncü çıkarmak için 20 bin lira istedi. ‘Sana 100 bin lira vereyim, beni birinci çıkar’ dedim. ‘Abi, orası satıldı’ diye cevap verdi.”
Bu bir anıdır. Ancak içinde, sayfalarca anlatılabilecek kadar büyük bir ders vardır.
Demek ki bazen anketlerde yalnızca sıralamalar değil, sıralardaki yerler bile önceden paylaşılmış olabilir. Birinci sıranın “satıldığı” yerde kamuoyu eğilimi ölçülmez; kamuoyunun eğilimi yönlendirilmeye çalışılır.
Elbette bütün anketleri ve araştırma şirketlerini aynı kefeye koymak haksızlık olur. Bilimsel yöntemlerle çalışan, örneklemini doğru belirleyen, finansman kaynağını açıklayan ve sonuçları değiştirmeden yayımlayan son derece güvenilir araştırma kuruluşları da vardır. Gerçek anketler, siyasetçiye duymak istediğini değil, bilmesi gerekeni söyler.
Sorun anketin kendisinde değil; anketin kim tarafından, hangi yöntemle, kimin parasıyla ve ne amaçla yapıldığındadır.
Bu nedenle önümüze bir anket sonucu geldiğinde yalnızca oranlara bakmamalıyız. Araştırmayı kimin yaptığını, kimin finanse ettiğini, kaç kişiyle ve hangi tarihlerde görüşüldüğünü, örneklemin nasıl oluşturulduğunu ve soruların nasıl sorulduğunu da sorgulamalıyız.
Çünkü gerçekleri gösteren anketler olduğu gibi, görmek istediğimiz gerçekliği bize pazarlayan anketler de vardır.
Bize düşen; önümüze konulan her tabloya hemen inanmak değil, onu sorgulamaktır. Tercihimizi “Kim kazanacak?” sorusuna göre değil, “Kim daha iyi yönetecek, kim daha çok çalışacak ve kim bu şehre gerçekten değer katacak?” sorularının cevabına göre yapmaktır.
Unutmayalım: Anketler seçim sonucunu açıklamaz, yalnızca belirli bir andaki eğilimi ölçer. Sandıkta kararı anket şirketleri değil, seçmen verir.
Ve verdiğimiz her kararla yalnızca bir adayı değil, şehrimizin geleceğini de seçeriz.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.