Baro seçimleri ve avukatlık

Aydın Barosu’nun seçimli genel kurulu 13 ve 14 Ekim’de yapılacak.

Şehirde hisseden var mı?

Ben hissetmiyorum.

Neredeyse 27 yıldır Aydın’da gazetecilik yapıyorum. Adliye koridorlarında haber bekledim, duruşma salonlarında karar dinledim, gözaltıları, tutuklamaları, tahliyeleri, hak ihlallerini, siyasi davaları, basın davalarını takip ettim.

Bu nedenle Baro’ya dışarıdan bakan biri değilim.

Avukat değilim ama savunmanın ne kadar önemli olduğunu bilecek kadar adliye gördüm.

Hukukun bir gün herkese lazım olacağını anlayacak kadar da hayat gördüm.

Aydın Barosu’nu da yıllardır takip ediyorum.

Eskiden Aydın’da Baro vardı.

Sözü vardı.

Tavrı vardı.

Gerektiğinde itirazı vardı.

Katılırsınız veya katılmazsınız ama Baro’nun ne düşündüğünü bilirdiniz.

Bugün bilmiyoruz.

Çünkü Baro konuşmuyor.

Konuşsa da şehir duymuyor.

KAFAYI KUMA GÖMEREK BAROCULUK OLMAZ

Kadın hakları konusunda Baro nerede?

Çocuk haklarında nerede?

Hayvan haklarında nerede?

Basın özgürlüğünde nerede?

İfade özgürlüğünde nerede?

Şehrin temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren meselelerinde nerede?

Ben gazeteciyim.

İşim soru sormak.

O nedenle soruyorum.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu CHP’den ayrılıp AK Parti’ye geçtikten sonra Aydın’ın siyasi dengeleri değişti.

Baro’nun sesi de değişti.

Daha doğrusu kısıldı.

Benim gördüğüm tablo bu.

Aydın Barosu yönetimi inandıklarıyla, kazandıkları arasında sıkışıp kalmış bir görüntü veriyor.

Ben Baro’dan bir partiye muhalefet etmesini istemiyorum.

Başka bir partiyi desteklemesini de istemiyorum.

Ben Baro’dan Baro olmasını istiyorum.

Çünkü hukuk, belediye başkanının parti rozetine göre değişmez.

İsim değişince hukuk değişmez.

Parti değişince ilke değişmez.

İktidar değişince hak değişmez.

Baro’nun itibarı tam da burada ortaya çıkar.

Kimin yaptığına bakmadan, aynı yanlışa aynı tepkiyi verebiliyor musun?

Mesele budur.

SEÇİM VAR AMA HEYECAN YOK

Mevcut Başkan Utku Devrim Barış Arslan yeniden aday.

Başkan Yardımcısı Ayşe Öğünçlü de adaylığını açıkladı.

Peki şehirde ne tartışılıyor?

Ben ciddi bir tartışma göremiyorum.

Avukatlığın geleceğini konuşan var mı?

Genç avukatların ekonomik sorunlarını konuşan var mı?

Yapay zekâyı konuşan var mı?

Uzmanlaşmayı konuşan var mı?

Meslek etiğinin önümüzdeki on yılda nasıl değişeceğini konuşan var mı?

Basın özgürlüğünü konuşan var mı?

Dijitalleşen yargıyı konuşan var mı?

Varsa da Aydın kamuoyuna ulaşmıyor.

Baro yöneticiliğini kişisel PR aracı olarak görenlerin kendilerini gösterme gayreti dışında hissedilir bir seçim atmosferi göremiyorum.

Oysa dünya değişiyor.

Avukatlık da değişiyor.

AVUKATLIK BİTMİYOR, ESKİ AVUKATLIK BİTİYOR

Önümüzdeki on yıl avukatlık mesleğini ciddi biçimde değiştirecek.

Dilekçe taslağını yapay zekâ yazacak.

Mevzuatı tarayacak.

İçtihatları bulacak.

Binlerce sayfalık dosyayı özetleyecek.

Sözleşmedeki riski gösterecek.

Bugün genç avukatın saatlerini alan birçok işi dakikalar içerisinde yapacak.

Peki avukata ne kalacak?

Avukatlık kalacak.

Muhakeme kalacak.

Strateji kalacak.

Müzakere kalacak.

Duruşma kalacak.

İnsan ilişkisi kalacak.

Ve en önemlisi sorumluluk kalacak.

Çünkü yapay zekâ yanlış karar bulduğunda mahkemede ayağa kalkıp hesabını vermeyecek.

Müvekkil cezaevine girerken kapıda beklemeyecek.

Bir anne çocuğunu kaybetme korkusuyla büroya geldiğinde karşısına oturmayacak.

Bir insan özgürlüğünü size teslim ettiğinde o sorumluluğu taşımayacak.

Avukat taşıyacak.

O nedenle benim öngörüm net.

Avukatlık bitmeyecek.

Genel, sıradan ve teknolojiye direnen avukatlık zorlanacak.

İyi avukat ise daha kıymetli hale gelecek.

BARO BUNLARI DÜŞÜNMEYECEK DE KİM DÜŞÜNECEK?

Genç avukat büro açamıyorsa Baro bunu konuşacak.

Avukat emeğinin karşılığını alamıyorsa Baro konuşacak.

Meslektaşları ekonomik baskı altındaysa Baro çözüm arayacak.

Yapay zekâ avukatlığın çalışma düzenini değiştiriyorsa Baro eğitim verecek.

Dijital deliller önem kazanıyorsa Baro avukatını eğitecek.

Siber suçlar büyüyorsa Baro uzman yetiştirecek.

Kişisel veriler, yapay zekâ hukuku, çevre hukuku, enerji hukuku, sağlık hukuku ve medya hukuku büyüyorsa Baro genç avukata yol gösterecek.

Ruhsat verip fotoğraf çektirmekle Baroculuk olmaz.

Avukatın geleceğine yatırım yapmak gerekir.

Ben genç bir avukat olsam adaylara ilk sorum şu olurdu:

“Beni önümüzdeki on yılın avukatlığına nasıl hazırlayacaksınız?”

Cevabı olmayanın Baro yönetmeye de talip olmaması gerekir.

BİR GAZETECİ OLARAK BENİM DE BARO’DAN İSTEDİKLERİM VAR

Yaklaşık 30 yıldır gazetecilik yapıyorum.

Bu meslekte ifade verdim.

Hakkımda soruşturmalar açıldı.

Mahkeme salonlarına girdim.

Gazetecinin hukukla ilişkisinin ne kadar hassas olduğunu yaşayarak öğrendim.

O nedenle Baro’dan benim de beklentilerim var.

Bir gazeteci gözaltına alındığında hangi gazetede çalıştığına bakmayın.

Hangi siyasi görüşe yakın olduğuna hiç bakmayın.

Haber nedeniyle soruşturma açıldığında dosyaya bakın.

Ortada basın özgürlüğü sorunu varsa konuşun.

Gazetecinin haber kaynağının gizliliği tartışılıyorsa konuşun.

Bir haber sitesine erişim engeli getiriliyorsa kararın hukuki niteliğini tartışın.

Gazetecinin telefonu ve bilgisayarı incelenirken haber kaynaklarının güvenliği tehlikeye giriyorsa bunun hukukunu anlatın.

Gazeteci haksızsa onu da söyleyin.

Çünkü basın özgürlüğü gazeteciye sınırsız hak vermez.

Hakaret başka şeydir.

İftira başka şeydir.

Özel hayatı ihlal başka şeydir.

Haber başka şeydir.

Eleştiri başka şeydir.

Kamu yararı başka şeydir.

Bunların sınırlarını siyasetçiler değil, hukuk belirlesin.

Baro da hukukun ne söylediğini korkmadan anlatsın.

AYDIN’IN BİR MEDYA HUKUKU MESELESİ VAR

Yerel basın dijitalleşti.

Artık haber yalnız ertesi sabah gazetede çıkmıyor.

Bir haber saniyeler içerisinde yüz binlerce insana ulaşıyor.

Başlıklar sosyal medyada dolaşıyor.

Fotoğraflar kopyalanıyor.

Videolar kesiliyor.

Yapay zekâ ile görüntüler ve sesler üretiliyor.

Gerçek ile kurgu arasındaki sınır giderek zorlaşıyor.

Gazeteci açısından da yurttaş açısından da yeni bir hukuk düzeni doğuyor.

Aydın Barosu bünyesinde güçlü bir medya hukuku çalışması görmek isterim.

Gazetecilerle avukatları aynı masaya oturtun.

Hakaret ile eleştirinin sınırını konuşalım.

Kişilik haklarını konuşalım.

Özel hayatı konuşalım.

Unutulma hakkını konuşalım.

Haber verme hakkını konuşalım.

Erişim engellerini konuşalım.

Gazetecinin kaynak koruma hakkını konuşalım.

Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü ve seslerin hukukunu konuşalım.

Biz gazeteciler de nerede hata yaptığımızı görelim.

Avukatlar da medyanın nasıl çalıştığını anlasın.

Birbirimizi savcılık dosyalarında tanımayalım.

BARO BİRAZ DA VİCDANDIR

Benim Baro anlayışım basit.

Çocuk istismar ediliyorsa Baro orada olacak.

Kadına şiddet varsa Baro orada olacak.

Hayvana eziyet ediliyorsa Baro orada olacak.

Yurttaşın temel hakkı ihlal ediliyorsa Baro orada olacak.

Gazetecinin haber verme hakkı hukuka aykırı biçimde engelleniyorsa Baro orada olacak.

Avukat mesleğini yaparken baskı görüyorsa zaten en önde Baro olacak.

Ama bir şartla.

İsimlere bakmayacak.

Partilere bakmayacak.

Makamların büyüklüğüne bakmayacak.

Çünkü güçlü karşısında susup güçsüz karşısında hukuk anlatmak kolaydır.

Baro’nun karakteri güçlü karşısında belli olur.

AVUKAT NEDEN VAZGEÇİLMEZ?

Yapay zekâ bir gün benden daha hızlı haber de yazacak.

Avukattan daha hızlı dilekçe de yazacak.

Doktordan daha fazla makale de okuyacak.

Bunların hiçbirine şaşırmıyorum.

Ama gazetecilik yalnız haber yazmak değildir.

Avukatlık da dilekçe yazmak değildir.

Gazeteci sorumluluk alır.

Avukat sorumluluk alır.

Bir insan özgürlüğünü size emanet ettiğinde mesele artık metin üretmek değildir.

Orada insan vardır.

Hak vardır.

Özgürlük vardır.

Adalet vardır.

Avukat bunun için önemlidir.

Baro da bu avukatların örgütü olduğu için önemlidir.

O nedenle Aydın Barosu seçimine kimin kazanacağı meselesi olarak bakmıyorum.

Utku Devrim Barış Arslan kazanmış.

Ayşe Öğünçlü kazanmış.

Bir başkası çıkmış o kazanmış.

Ben gazeteci olarak seçimin ertesi sabahına bakıyorum.

Aydın nasıl bir Baro ile uyanacak?

Sessiz bir Baro mu?

Siyasetin dengelerini hesaplayan bir Baro mu?

Başkanının kişisel tanınırlığını büyüten bir Baro mu?

Yoksa avukatını koruyan, genç meslektaşını geleceğe hazırlayan, hukuku savunan, temel haklarda sesini yükselten ve kimin karşısında olduğuna bakmadan doğru bildiğini söyleyen bir Baro mu?

Benim tarafım belli.

Ben güçlü Baro isterim.

Çünkü güçlü Baro güçlü avukat demektir.

Güçlü avukat güçlü savunma demektir.

Güçlü savunma adil yargılanmanın güvencelerinden biridir.

Özgür basın da toplumun gerçeği öğrenmesinin güvencelerinden biridir.

Gazetecinin soru sorabildiği, avukatın korkmadan savunabildiği, yurttaşın hakkını arayabildiği bir şehirde Baro’nun sesi duyulur.

Ben Aydın Barosu’ndan iktidarın Barosu olmasını istemiyorum.

Muhalefetin Barosu olmasını da istemiyorum.

Avukatların Barosu olsun.

Hukukun Barosu olsun.

Haksızlığa uğrayanın karşısında susmayan Baro olsun.

Ve kim karşısında olursa olsun aynı hukuk cümlesini kurabilsin.

Çünkü Aydın’ın tabelasında “Baro” yazan bir kuruma değil, Baro gibi davranan bir Baro’ya ihtiyacı var.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.