Aydınlılar AYBAN yalanına inanmadı

Aydın’da günlerdir “raylı sistem geldi”, “şehir içi ulaşımda yeni dönem başladı” söylemleriyle tanıtılan AYBAN projesi, görünen o ki Aydınlılarda beklenen heyecanı oluşturmadı.

Çünkü Aydınlı, gördüğüyle söyleneni birbirinden ayırabiliyor.

Ortada gerçekten yeni yapılmış bir şehir içi raylı sistem mi var, yoksa 170 yıl önce yapılmış demiryolunun üzerine birkaç yeni durak eklenerek “Aydın’a raylı sistem kazandırıldı” algısı mı oluşturuluyor?

Asıl soru budur.

1856 yılında Osmanlı Devleti tarafından İngiliz sermayesine verilen imtiyazla yapımına başlanan İzmir-Aydın Demiryolu, Anadolu’nun ilk demiryolu hattıdır. Yaklaşık 170 yıl önce inşa edilen bu hat; inciri, pamuğu, üzümü, zeytini, meyan kökünü ve bölgenin diğer değerlerini İzmir Limanı’na taşıyarak Batı Anadolu’nun ihracat damarını oluşturmuştur.

Yani bugün üzerinde tren çalışan raylar yeni değildir.

Yeni olan, bu hattın üzerine birkaç durak eklenerek kent içi taşımacılıkta kullanılmaya başlanmasıdır.

Elbette mevcut bir hattın toplu ulaşımda değerlendirilmesi başlı başına kötü bir fikir değildir. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması açısından desteklenebilir de.

Ancak buna “Aydın’a şehir içi raylı sistem kazandırdık” demek, gerçekle algı arasındaki çizgiyi fazlasıyla zorlamaktadır.

Dahası, bu projenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde hayata geçirilen büyük bir ulaşım yatırımı gibi sunulmaya çalışılması da Aydınlıları ikna etmiş görünmüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son yirmi yılda İstanbul’dan Ankara’ya, Gaziantep’ten Kocaeli’ne kadar hayata geçirilen dev raylı sistem projeleri ortadayken, 170 yıllık mevcut demiryolu hattına birkaç durak eklenmesini aynı ölçekte değerlendirmek mümkün değildir. İstanbul’da onlarca kilometrelik metro hatları, Gaziantep’te modern tramvay ve raylı sistem ağları inşa edilirken, Aydın’daki bu uygulamanın aynı kategoride gösterilmeye çalışılması, yapılan işe de, onu sahiplenen siyasi iradeye de haksızlık niteliği taşımaktadır.

Çünkü vatandaş yapılan hizmeti küçümsemiyor; anlatılan hikâyenin gerçeği yansıtmadığını düşünüyor.

Aslında en büyük risk de burada başlıyor.

Birilerinin “çalışıyoruz” algısı oluşturabilmek adına böylesine sınırlı bir projeyi dev bir yatırım gibi pazarlamaya çalışması, kısa vadede siyasi bir başarı gibi görülebilir. Ancak uzun vadede bunun faturası çok daha ağır olabilir.

Vatandaş, günlük hayatında hissedemediği bir değişimin “çağ atlatan proje” diye sunulmasını samimi bulmuyor.

Bunun bedelini ise yalnızca bu projeyi hazırlayanlar değil, adı bu projeyle birlikte anılan hükümet de ödüyor.

Aydın’da AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin böylesine küçük ölçekli bir çalışmayla özdeşleştirilmesi, kamuoyunda beklenti ile gerçeklik arasındaki farkı büyütüyor. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi kariyerinde imzası bulunan raylı sistem yatırımlarıyla kıyaslandığında, AYBAN’ın aynı cümle içinde anılması bile doğru bir karşılaştırma değildir.

Nitekim açılış töreni de bunun en önemli göstergelerinden biri oldu.

Açılışa bakan yardımcısı, milletvekilleri, çok sayıda bürokrat ve belediye personeli katıldı. Böylesine güçlü bir protokole rağmen vatandaşın ilgisinin oldukça sınırlı kalması dikkat çekiciydi.

Bir ulaşım projesi gerçekten toplumda karşılık bulmuş olsaydı, insanlar bunu görmek, denemek ve sahiplenmek için alana akın ederdi.

Olmadı.

Çünkü Aydınlılar bu projeyi şehir içi ulaşımda devrim olarak görmedi.

Tam tersine şehirde bugün en çok konuşulan konu başka.

“Günde karşılıklı 16 sefer yapılacaksa, hemzemin geçitler kaç kez kapanacak?”

Bu soru küçümsenecek bir soru değildir.

Zaten Dörtyol’da devam eden çalışmalar nedeniyle Efeler’in ana ulaşım akslarının önemli bir bölümü uzun süredir büyük yük altında.

Şehrin birçok noktasında trafik zaman zaman durma noktasına geliyor.

Şimdi buna bir de gün içerisinde karşılıklı 16 sefer nedeniyle defalarca kapanacak hemzemin geçitler eklenecek.

Bu durumun özellikle şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu daha da artıracağı yönündeki endişeler hafife alınmamalıdır.

Ulaşım projeleri yalnızca tren çalıştırılarak değerlendirilmez.

O trenin şehir trafiğine, hemzemin geçitlere, alternatif güzergâhlara ve vatandaşın günlük yaşamına etkisi de hesaplanmalıdır.

Aksi hâlde bir tarafta yüzlerce yolcuya birkaç dakika kazandırırken, diğer tarafta on binlerce sürücünün saatlerini trafikte kaybetmesine neden olabilirsiniz.

Bugün Aydın’ın ihtiyacı olan şey; 170 yıllık demiryolunu yeniden keşfetmiş gibi sunulan projeler değil, kenti gerçekten rahatlatacak bütüncül ulaşım yatırımlarıdır.

Alt geçitleriyle, üst geçitleriyle, yeni bağlantı yollarıyla, akıllı kavşaklarıyla, otoparklarıyla ve geleceği planlayan bir ulaşım master planıyla…

Raylı sistem elbette değerlidir.

Ancak raylı sistem demek, mevcut tarihi hattın üzerine birkaç durak koyup bunu yeni bir şehir içi ulaşım devrimi olarak sunmak değildir.

Aydınlılar bunu gördü.

Belki de bu yüzden açılıştaki en dikkat çekici görüntü, protokolün kalabalıklığı değil; vatandaşın sessizliğiydi.

Bazen bir şehrin en güçlü cümlesi alkış değildir.

İlgisizliktir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.