Asıl Sorun: Müdanasızlık Yoksunluğu

Bir toplumun çöküşü her zaman ekonomik krizle başlamaz. Bazen kasalar doludur ama karakter iflas etmiştir. Bazen yollar, köprüler, hastaneler yapılır ama omurgalar yıkılmıştır. Çünkü toplumları ayakta tutan yalnızca beton değil, karakterdir.

Bugün en büyük sorunlarımızdan biri de tam budur: Müdanasızlık yoksunluğu.

Müdanasızlık; kaba olmak değildir. Sert olmak da değildir. Müdanasızlık, doğru bildiğini makamdan, paradan, güçten veya çıkar ilişkisinden korkmadan söyleyebilmektir. İlkesini menfaat karşılığında değiştirmemektir. Eğilmemesi gereken yerde eğilmemektir.

Bunun tamamlayıcısı ise Latince kökenli bir kavram olan gravitastır. Gravitas; vakar, ağırlık, ciddiyet ve güven veren bir duruş demektir. İnsan konuşmadan önce duruşuyla saygı uyandırıyorsa, makamından değil karakterinden güç alıyorsa, işte orada gravitas vardır.

Tarih boyunca büyük liderlerin ortak özelliği yalnızca kazandıkları savaşlar değildir. Asıl ortak noktaları gravitas sahibi olmaları ve temel hedefleri konusunda müdanasız davranmalarıdır.

Julius Caesar, Roma'nın en güçlü ailelerine rağmen inandığı siyasi çizgiden geri adım atmadı.

Büyük İskender, dünyanın sonuna kadar gitmeye inanacak kadar cesurdu; askerlerinin önünde yürüdü, arkasında değil.

Fatih Sultan Mehmed, yirmi bir yaşında çağ kapatıp çağ açarken imkânsız denileni mümkün kıldı. Gemileri karadan yürüttüren şey yalnızca askerî deha değildi; vazgeçmeyen iradesiydi.

Mustafa Kemal Atatürk ise işgal altındaki bir ülkede bağımsızlıktan taviz vermedi. Savaş meydanında kazandığını, devlet kurarak ve kurumlar inşa ederek kalıcı hâle getirdi.

Elbette bu liderlerin her biri farklı dönemlerin, farklı şartların ve farklı yönetim anlayışlarının insanlarıydı. Hepsinin tartışılan yönleri de vardır. Ancak ortak özellikleri şuydu: Kişisel çıkarlarını değil, ulaşmak istedikleri büyük hedefi merkeze koydular. Güçlerini makamdan değil, kararlılıklarından aldılar.

Bugün ise tam tersini yaşıyoruz.

Doğruyu bildiği hâlde susanlar...

Haksızlığı gördüğü hâlde "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyenler...

Makam uğruna fikir değiştirenler...

İktidar değişince ilkelerini de değiştirenler...

Dün sövdüğünü bugün alkışlayanlar...

Bugün alkışladığını yarın çıkarı değişince yerden yere vuranlar...

Müdanasızlığın yerini müdahane; gravitasın yerini gösteriş aldı.

Oysa toplumlar teknolojiyle değil, karakterle yükselir.

Bir ülkenin en değerli sermayesi doğal kaynakları değil; sözüne güvenilen insanlarıdır.

Belki de çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; daha fazla servet değil, daha fazla gravitas ve daha fazla müdanasızlıktır.

Çünkü karakterin olmadığı yerde başarı geçicidir.

Müdanasızlığın olmadığı yerde adalet yaşayamaz.

Gravitasın olmadığı yerde ise liderlik yalnızca koltuktan ibaret kalır.

Asıl mesele de tam budur.

Bugün bizim en büyük eksiğimiz para değil.

Teknoloji değil.

Nüfus değil.

Karakter...

Ve karakterin iki temel direği olan gravitas ile müdanasızlıktır. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.