Sizden sonrakiler yapabilir

Bazen iki ayrı haberi yan yana koyduğunuzda, aslında tek bir haber olduğunu fark edersiniz.

Aydın Sanayi Odası'nda seçim var. İki aday var. Mevcut başkan Gökhan Maraş'ın en önemli vaadi belli: modern bir hizmet binası ve iletişim merkezi. Rakibi Mehmet Tuncer de "Beyaz Bir Sayfa" diyerek çıktığı yarışta aynı şeyi vaat ediyor: modern bir hizmet binası, dijital dönüşüm ofisleri, eğitim merkezleri.

Aydın Barosu'nda da seçim var. Ekim ayında sandık kurulacak. Mevcut başkan Utku Devrim Barış Arslan da yeniden aday. Onun da bayrak vaadi aynı: Aydın Barosu Hizmet Binası Projesi.

Hemen hemen aynı dönemde yapılacak iki önemli meslek örgütü seçiminde, dört adayın da ortak paydası "hizmet binası." Bu bir tesadüf değil. Bu, ikisinin de yıllardır çözülemeyen aynı derdi olduğunun itirafı.

Ben bu filmi daha önce izledim.

Yıllar önce tvDEN'de moderatörlüğünü yaptığım bir programda, dönemin Baro Başkanı Gökhan Bozkurt, aynı vaadi vermişti. Hizmet binası yapılacaktı. Aradan yıllar geçti. Arsa hâlâ orada duruyor. Bina hâlâ yok. Vaat hâlâ vaat.

Şimdi bir daha mı dinleyeceğiz aynı türküyü?

Oysa çözüm, iki kurumun elinin altında duruyor. Baro'nun elinde arsa var. AYSO'nun elinde para var, inşaat yapma kabiliyeti var. Üstelik bu arsa, şehir hastanesinin ve çevresinde yoğunlaşan diğer kamu binalarının yakınında; yani konum da cabası.

Peki neden ayrı ayrı, ayrı arsalarda, ayrı bütçelerle, ayrı yıllarca sürecek ihalelerle iki bina inşa edilsin?

Arsa Baro'nun olsun, inşaat AYSO'nun işi olsun. Toplantı salonu, konferans salonu gibi ortak kullanılacak alanları birlikte inşa etsinler, birlikte kullansınlar. Tefrişatı herkes kendi bütçesiyle kendi katında yapsın. Bu kadar basit.

Düşünün: birbirine muhtaç iki meslek grubunun -avukatların ve sanayicilerin- sırt sırta binaları olsun. Bir arabulucu, ya da sanayicilerin davasına bakan avukat üst kattan, alt kattaki toplantıya inince kahvesini içsin. Bir sanayicinin hukuk danışmanı, yan binaya çıkıp beş dakikada dosyasına baksın. Aydın'a yakışan, iki kurumun da imzasını taşıyan ortak bir eser çıksın ortaya.

Bunun için seçimi, Ekim'i, sonbaharı beklemeye gerek yok. Mevcut iki başkan bugün otursun, karar versin. Seçime üç dört ay var. Bu süre, temeli atmaya, hatta duvarları yükseltmeye yeter. Seçime eser koyarak girmek, vaat sayarak girmekten her zaman daha güçlüdür.

Yapmazlarsa ne olur? Yapmazlarsa, ikisinin de rakibi kazanır ve göreve geldikten altı ay sonra aynı projeyi hayata geçirirse, mevcut başkanların beceriksizliği tescillenmiş olur. Tarihe de öyle geçerler: elinde arsa, cebinde para, önünde bir tek imza varken bir fırsatı kaçıranlar olarak.

Kaldı ki her iki örgütte de göreve talip olan yeni adayların, birbirleriyle böyle bir ortaklığı kurabilecek ilişkisi, iletişimi, becerisi, kabiliyeti, yeterliliği ve yetkinliği zaten var. Onlar da bu projeyi -belki daha hızlı- yapabilir. Soru şu: Mevcutlar, kendi rakiplerine bu fırsatı bırakmaya razı mı?

Formül basit, tekrar ediyorum: Arsa Baro'nun. İnşaat AYSO'nun. Karar, iki imza. Eser, Aydın'ın.

Bekleyen kazanmaz. Karar veren kazanır. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.