Aydın'da kal biraz enişte…

Üç gün sonra, 17 Temmuz'da Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Aydın'a geliyor.

Çine'nin Eskiçine Mahallesi'nden merhum iş insanı Süleyman Çınar'ın damadı olması nedeniyle biz Çineliler kendisini "eniştemiz" olarak görüyoruz. Bu yüzden de kendisinden bir protokol talebimiz değil, samimi bir aile ricamız var:

Sayın Bakan, Aydın'a gelip hemen dönmeyin. Biraz Aydın'da kalın.

Çünkü Aydın'ın sağlığı, sağlıklı değil.

Son dönemde özellikle yeni açılan Şehir Hastanesiyle ilgili medya kuruluşumuza ve şahsıma telefonlar, mesajlar ve çeşitli kanallardan çok sayıda şikâyet ulaşıyor. Ancak biz, yeni açılan bir kurumun ilk dönemindeki aksaklıkları doğal karşılıyor; sistemin oturması için zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle gelen her şikâyeti hemen haberleştirmemeyi tercih ediyoruz.

Fakat mesele yalnızca Şehir Hastanesi değil.

İlin dört bir yanından sağlık hizmetlerine ilişkin çok farklı başlıklarda ciddi yakınmalar geliyor. Vatandaşın sağlık hizmetine erişiminden yönetim anlayışına, personel eksikliğinden koordinasyon sorunlarına kadar uzanan geniş bir tabloyla karşı karşıyayız.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Sağlık Bakanı'nın eniştesi olduğu bir şehirde sağlık sorunları neden bu kadar fazla?

Aydın, sağlık alanında örnek gösterilen şehirlerden biri olmalıydı.

Bakanın memleket bağı bulunan bir ilin sağlık yatırımlarıyla, hizmet kalitesiyle ve hasta memnuniyetiyle konuşulması beklenirdi. Ne yazık ki bugün konuşulanların önemli bir kısmı sorunlardan oluşuyor.

Üstelik şehirde yaygın bir kanaat daha var.

Sağlık yatırımlarını yöneten veya bu alanda söz sahibi olan bazı çevrelerin, sağlık hizmetinin niteliğinden çok yatırım boyutuna ve ekonomik alanlarına odaklandığı; sağlık hizmetinin iyileştirilmesi gereken yönlerinin ise zaman zaman kişisel hesapların gölgesinde kaldığı yönünde eleştiriler dile getiriliyor.

Bu algının doğru ya da yanlış olması ayrı bir tartışmadır.

Ancak vatandaşın böyle bir algıya sahip olması bile başlı başına üzerinde durulması gereken ciddi bir meseledir.

Bugün yaşanan aksaklıkların çok büyük krizlere dönüşmemiş olması, yarın dönüşmeyeceği anlamına gelmez. Sağlık, hata kaldırmayan bir alandır. Sorunlar büyümeden görülmeli, teşhis edilmeli ve tedavi edilmelidir.

Tam da bu nedenle Sayın Bakan'ın Aydın ziyareti, yalnızca protokol programlarından ibaret kalmamalıdır.

Bizim önerimiz farklı.

Bir gün değil…

Birkaç saat değil…

Mümkünse birkaç hafta…

Hatta gerekirse bir ay boyunca Aydın'da kalsın.

Bakanlık çalışmalarının bir bölümünü Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nden koordine etsin. İlçeleri tek tek dolaşsın. Hastanelerde habersiz incelemeler yapsın. Sağlık çalışanlarını dinlesin. Hastaları dinlesin. Yöneticileri dinlesin. Sorunları yerinde görsün.

Bir hekim nasıl hastasına önce anamnez alır, sonra muayene eder, teşhis koyar ve tedavisini planlarsa; Sayın Bakan da Aydın'ın sağlık sistemine aynı yaklaşımı göstersin.

Yerinde teşhis…

Yerinde tedavi…

Kalıcı çözüm…

Sonrasında da sistemi gerçekten emin ve ehil ellere emanet ederek Ankara'ya dönsün.

İşte o zaman Aydınlılar, "Eniştemiz geldi" demekten çok daha büyük bir memnuniyet duyacaktır.

Elbette günübirlik ziyaretler de değerlidir.

Ancak bazı şehirlerin, bazı dönemlerde daha fazla ilgiye ihtiyacı vardır.

Bugün o şehirlerden biri Aydın'dır.

Sayın Bakan…

Bu şehrin size sadece resmî sıfatınızla değil, aile bağı kurduğu bir eniştesi olarak da ihtiyacı var.

Bizim ricamız çok basit:

Aydın'a gelin…

Ama bu kez biraz daha uzun kalın. (EMİN AYDIN)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.