Gel gel encümene gel

Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik yürütülen operasyonlara rağmen, “gel gel” yöntemiyle gemisini yüzdürenler, motorları maviliklere sürenler var.

Efeler Belediyesi koridorlarında bu durum, sanki son derece normal bir olaymış gibi anlatılıyor. Daha önce de bu konu bana ulaşmıştı. Hem esnaf tarafından hem de belediye içinden aldığım bilgilerle sağlam şekilde teyit ettim.

İddia, “Efeler Belediyesi memurları tarafından kesilen yüksek miktardaki cezalar, encümende çok düşük tutarlara düşürülüyor” şeklinde. “Otuzda bire düşen cezanın yüzde kaçı bu işi organize edenlerin cebine iniyor?” sorusu da ekleniyor.

İnşallah bu yazıdan sonra kayıtlarla oynanmaz, bu iddiaların üzerine gidilir ve konu aydınlatılır.

Anladığım şu: Önce işletmelere ve vatandaşlara yüksek tutarda cezalar kesiliyor. Bu cezayı iptal ettirmek ya da düşürmek için çare arayan işletmecilerin ve vatandaşların imdadına bazı “kahramanlar” yetişiyor. “İtiraz edin, biz gereğini yapalım” deniyor. Yetişen bu kahramanların jesti de karşılıksız kalmıyor. Ölümü gören vatandaş ya da işletmeci, gribe razı oluyor. Bunun adı “gel gel” değil de nedir?

Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in bu iddialardan haberi var mıdır, yok mudur? Sormuş olalım. Varsa böyle bir düzeni bozar mı, yoksa halkını kurtla kuşa yem etmeye devam mı eder? Bekleyelim, görelim.

Daha önce baro başkanlığı yapan Anıl Yetişkin’in, olası hukuki süreçlere karşı kendisini, kurumunu ve ekibini koruyabilecek formülleri de var mıdır?

Siyasi açıdan bedenini Silivri’de gösteren, aklını Ankara’ya yönelten ve kalbi sarı binada olan Yetişkin’e bir şeyi hatırlatmak isterim. Turgut Özal’ın iletişim danışmanı Şeyda Taluk’un bir kitabındaki şu ifade çok önemli: “Herkesi hedefleyen kimsesiz kalır.”

 

NİLÜFER AŞIKOĞLU

Denge Gazetesi’nin Nazilli ve çevresindeki ilçelerde yapılanmasını kurarken tanıdım Nilüfer Aşıkoğlu’nu. Nazilli Ticaret Borsası’nın genel sekreteriydi. Kurumsal bir iletişimle başlayan tanışıklığımız, kısa sürede samimi bir dostluğa dönüştü.

Nazilli’ye her gidişimde uğramadan dönmezdim. Çayını içmeden, o içten sohbeti yapmadan eksik kalırdı bir şeyler. Ama onun ikramı hiçbir zaman sadece çayla sınırlı değildi. “Halam” adını verdiği o ev yemekleri mekânına götürür, sevdiği lezzetleri benim de tatmam için ısrar ederdi. Paylaşmayı severdi… Hem sofrayı hem şehri hem de hayalleri.

Nilüfer, tam anlamıyla bir Nazilli aşığıydı. İncirin bu topraklar için ne kadar kıymetli olduğunu anlatır, ilçenin ekonomisine daha fazla katkı sağlaması, marka değerinin yükselmesi için kafa yorar, projeler üretirdi. Nazilli hayvan pazarını bir cazibe merkezine dönüştürmek için verdiği emek de bunun en güzel örneklerinden biriydi.

İşine tutkuyla bağlıydı. Ekibiyle uyumu, enerjisi ve üretkenliğiyle fark yaratırdı. Borsa yönetimi de ona inanır, güvenir, onunla gurur duyardı. Ancak yönetim değişince yaşadığı mobbing nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Buna rağmen dostluğumuz hiç değişmedi.

Efeler’e her geldiğinde uğramasını isterdim; o çok sık gelemezdi ama geldiğinde de o güzel enerjisi, o şen kahkahasıyla bulunduğu ortamın havasını bir anda değiştirirdi.

Geçtiğimiz yıl yaşadığım süreç nedeniyle uzak kaldık. Görüşmelerimiz, sosyal medyadaki mesajlara ve yorumlara sıkıştı. Cezaevine girdikten sonra ise tamamen koptuk. Çıktığımda aramasını, o içten sesiyle “geçmiş olsun” demesini bekledim. Olmayınca kırıldım…

Meğer ben kırgınlık yaşarken, o hayatla mücadele ediyormuş…

Cuma akşamı vefat ettiğini, Nilüfer’in çok sevdiği, örnek aldığı, hayranlık duyduğu meslektaşı Aydın Ticaret Odası Genel Sekreteri İlknur Kahraman’ın paylaşımından öğrendim. Meğer ben cezaevinden çıktığım günlerde bir trafik kazası geçirmiş, üç aydır yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyormuş.

İçimdeki o anlamsız kırgınlık yerini derin bir pişmanlığa bıraktı…

Cenazesine gittim. Eski mesai arkadaşlarıyla kucaklaştık. En yakın dostlarından, sırdaşı Meral abla ile uzun uzun onu konuştuk. Babasıyla, yakınlarıyla sarılıp ağlaştık. Çok düşkün olduğu ikiz yeğenlerine başsağlığı dileklerimizi ilettik.

Nilüfer…

Biz seni çok sevdik.

O güzel gülüşün, içten kahkahan, bitmeyen enerjinle hatırlayacağız seni.

Mekânın cennet olsun canım arkadaşım.

Seni çok özleyeceğiz… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.