AyFm 100.5
  • 6 Şubat 2026, Cuma

Yıkılan Evler Değildi, Umutlardı

6 Şubat’tan sonra bazı insanlar yalnızca evlerini değil; sevdiklerini, anılarını ve yarına dair umutlarını geride bırakarak yeni bir hayata tutunmak zorunda kaldı. Bu yazı, enkazdan çıkan ama acılarıyla birlikte yaşamaya devam eden insanların sessiz hikâyesidir.
6 Şubat’ta yıkılan sadece binalar değildi.
Asıl yıkılan; insanların yarına dair kurduğu hayallerdi,
mutfakta kalan bir kahvenin kokusuydu,
duvara asılı bir fotoğrafın hatırasıydı.
Ben enkazda değildim.
Ama enkazdan çıkan hayatlarlaydım.
Evleri yıkılan aileler,
sevdiklerini toprağın altına bırakıp geldiler bu şehre.
Bir kısmı annesini,
bir kısmı çocuğunu,
bir kısmı bir ömrü…
Ve neredeyse hepsi, anılarını orada bıraktı.
Aydın’da yeni evler kurduk.
Ama aslında yaptığımız şey,
yerle bir olmuş bir hayatı yeniden ayağa kaldırmaya çalışmaktı.
Bir ev kurarken şunu gördüm:
Bazı insanlar eşyasızdı ama acıları çok ağırdı.
Bir koltuk koyduk odaya,
ama o koltuğa kimse oturmak istemedi.
Çünkü eskiden oturan artık yoktu.
Çocuklar yeni odalarına girdi.
Duvarlar temizdi, yataklar yeniydi.
Ama gözlerinde hep aynı soru vardı:
“Bizim eski evimiz nerede?”
Bazı soruların cevabı yok.
Sadece susarak eşlik edebiliyorsun.
Ev kurmak;
perde asmak, dolap dizmek değilmiş.
Ev kurmak;
insanın içine gömdüğü acıyla birlikte yaşamayı öğrenmesiymiş.
O evlerde çok ağlama gördüm.
Sessiz, utanarak ağlanan ağlamalar…
“Şükür hayattayız” derken bile gözleri dolan insanlar…
Ve şunu anladım:
İnsan, sevdiklerini toprağın altına bırakıp hayata devam etmek zorunda kalınca,
en çok unutulmamak istiyor.
6 Şubat bana şunu öğretti:
Umut da enkaz altında kalabiliyor.
Ama bir el tutulduğunda,
bir ses “buradayız” dediğinde,
yavaş yavaş nefes almaya başlıyor.
Bu yazıyı bir hatırlatma olarak yazıyorum.
Evler yeniden kurulabilir.
Ama kalpler, ancak birlikteyken iyileşir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.