Nedir çirkin?

“Nedir çirkin? Göze hoş görünmeyen diyeceksiniz. Hangi göze?” Soru, cevabından daha keskindir; çünkü yargının yerini değil, kaynağını sorgular. Görmek yalnızca bir temas değildir; birikmiş bir geçmişin, öğrenilmiş bir ölçünün sonucudur. “Göz herkeste var, ama görmek, bakmak, anlamak bir eğitim işi.” Bu yüzden aynı görüntü, farklı zihinlerde farklı karşılıklar bulur.

İnsan, içinde bulunduğu çevreyi yalnızca yaşamaz; onu içselleştirir. Zamanla gördüğü her şey, kendi ölçüsünü kurar. “Hep çirkinlikler içinde yaşamış, çirkinlikleri görmüş, yaşamı çirkin bir ortamda geçen kişi, bilir mi güzelliğin ne olduğunu?” Bu soru, bir yargıdan çok bir tespittir. Çünkü sürekli tekrar eden şey, fark edilmez hale gelir; sıradanlaşır, yerleşir, değişmez bir norm gibi kabul edilir.

Bu durumda güzellik, yalnızca bir nitelik değil, bir idrak meselesine dönüşür. İnsan neyi görmeye alıştıysa, onu ölçü alır. Alışkanlık, estetiğin önüne geçer. Böylece çirkinlik bile kendi içinde bir düzen kurar ve bu düzen, sorgulanmadıkça geçerliliğini korur.

Sonuçta mesele nesnelerde değil, bakışın kendisindedir. Bakış değişmediği sürece, yargı yerinde kalır. İnsan gördüğünü değil, görmeyi öğrendiğini değerlendirir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.