Dün bir kız vardı.
Bir çiçekçinin önünde, kamerasını sevmiş gibi duran.
Ne aceleciydi ne de rol yapıyor gibiydi.
Poz ver dedim, kırmadı.
Çünkü kırılacak bir yanı yoktu.
O an fark etmediğimiz şey şuydu:
Bu tekil bir hikâye değildi.
Bu, kalabalığın ilk yüzüydü.
Bugün hâlâ “yakalayan gözler” var.
Detaylardaki pürüzü fark edenler, oranlara bakanlar, şüphelenenler…
Ama bu iş zaten onların üzerine kurulmuyor.
Bu iş, durup incelemeyen çoğunluk üzerine kurulu.
Ve bu teknoloji durmak için değil, çoğalmak için geliyor.
Yakında sadece bir AI yüzünden bahsetmeyeceğiz.
Onlarca, yüzlerce, binlerce…
-
Moda influencer’ı olacak
-
Spor yapanı olacak
-
“Doğal yaşam” anlatanı olacak
-
Kitap önereni olacak
-
Anne olacak
-
Öğrenci olacak
-
Girişimci olacak
Hepsi kusursuz bir istikrarla.
Yaşlanmadan.
Tatil istemeden.
“Bugün iyi hissetmiyorum” demeden.
Markalar için bu rüya gibi bir tablo.
Çünkü bu influencer’lar:
-
Kontrol edilebilir
-
Her an erişilebilir
-
Kriz çıkarmaz
-
Geçmişte arşivlenmiş bir gafı yoktur
-
Ve en önemlisi: insan kadar masraflı değildir
Artık “yüz” satın alınmayacak.
Karakter kiralanacak.
Bir süre sonra şunu yaşayacağız:
Bir hesabı takip edeceğiz.
Onun tarzını seveceğiz.
Önerdiği ürünü alacağız.
Sonra bir gün öğreneceğiz:
O kişi hiç var olmadı.
Ama iş işten geçmiş olacak.
Çünkü bağ kurulmuş olacak.
Bu yüzden mesele “insanlar kandı mı?” değil.
Mesele şu:
AI influencer’lar geliyor mu?
Hayır.
Zaten geldiler.
Ve bundan sonra soru şu olacak:
“Hangisi gerçek?” değil,
“Gerçek olmak hâlâ önemli mi?”
Çünkü poz ver dediğinde kırmayanlar çoğalıyor.
Ve bu, tek bir kızın hikâyesi değil.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.