Çalışmak her şeyi fetheder

Bu söz, yüksek sesle söylenince kolay durur; asıl ağırlığı yaşarken anlaşılır. Çalışmak, insanın önce kendi dağınıklığını toplamasıdır. Güne, işe, zamana ve kendine karşı bir düzen kurmasıdır. Bir işin başında kalabilmek, aynı yere tekrar dönebilmek, yorulduğu hâlde eksik bırakmamaktır.

Çalışan insan yalnızca işini büyütmez; kendi içini de düzene sokar. Sabırsızlığını tanır, aceleciliğini törpüler, bahanesini azaltır. Çünkü emek insana sessiz bir ciddiyet verir. Çok konuşmadan, çok görünmeden, her gün biraz daha yerleşen bir güç kazandırır.

Çalışmak gösterişli değildir. Çoğu zaman kimse görmez. Sabah erken kalkışları, gece geç saatleri, aynı hataya yeniden dönmeyi, içinden gelmediği hâlde devam etmeyi kimse bilmez. Ama insan bilir. Ve bazen insanın kendine karşı mahcup olmaması, dışarıdan gelecek bütün alkışlardan daha kıymetlidir.

Elbette her emek hemen karşılık bulmaz. Bazen hak gecikir, yol uzar, kapı açılmaz. Fakat çalışmak yine de boşa gitmez. Çünkü sonuçtan önce insanı değiştirir. Daha dayanıklı, daha sakin, daha sağlam yapar. Belki de bu yüzden çalışmak her şeyi fetheder: Önce tembelliği, sonra korkuyu, sonra insanın kendi içindeki dağınık sesi.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.