Sabah yine aynıydı. Telefon ekranı doluydu. “Sen halledersin” diyenler, “bir tek senden rica ediyorum” diyenler… El alışkanlığıyla yazmaya başladı. Sonra durdu. Birkaç gün önce Kendin Olma Hakkı’nda okuduğu bir cümle geldi aklına: İnsanların beklentilerini karşılamak, kendi sınırlarını ihlal etmenin en sessiz yoludur.
Mesajı silmedi, ama hemen de göndermedi. İlk kez bekletti. Çünkü Terri Cole, sürekli “evet” demenin bir erdem değil, çoğu zaman öğrenilmiş bir alışkanlık olduğunu söylüyordu. Bunu fark ettiğinde kendini iyi hissetmedi. Çünkü bugüne kadar iyi niyet sandığı şeyin içinde, onay ihtiyacı da vardı.
Öğlene doğru bir arkadaşından telefon geldi. Yine aynı ton: “Sen yaparsın.” Bu cümle ona eskisi gibi güven vermedi. Bir yük gibi duyuldu. Cevap vermeden önce durdu. İçinden geçen ilk refleksi bastırdı. Kitapta geçen başka bir düşünceyi hatırladı: Sınır koymak, karşı tarafı cezalandırmak değildir; kendini korumaktır.
O gün ilk kez “şu an uygun değilim” dedi. Açıklama yapmadı, gerekçe sıralamadı. Telefon kapandığında ortam sessizleşti. İçinde bir boşluk oluşmadı. Aksine, ilk defa yer açılmış gibi hissetti.
Akşam olduğunda fark etti; gün boyunca daha az şey yapmıştı, ama ilk kez kendine ait bir şey tamamlamıştı. Bu küçük değişiklik, büyük bir sonuç doğurmamıştı. Kimse ona teşekkür etmedi, kimse onu takdir etmedi. Fakat bir şey eksilmemişti. Sadece gereksiz yükler ortadan kalkmıştı.
Sonraki günlerde aynı tavrı sürdürdü. Her isteğe koşmadı. Her boşluğu doldurmadı. Bazı insanlar uzaklaştı. Bazıları sitem etti. Fakat kalan ilişkiler daha açık hale geldi. Çünkü artık verdiği her “evet” gerçekti, her “hayır” da yerli yerindeydi.
“İyi niyet detoksu” dediği şey tam olarak buydu. İyi niyeti terk etmek değil, onu dağıtma biçimini değiştirmek. Herkese aynı ölçüde sunulan bir iyi niyet, zamanla değersizleşiyordu. Terri Cole’un işaret ettiği gibi, sınırları olmayan bir iyilik hali sürdürülebilir değildi.
Bir akşam aynaya baktığında, kendini daha sert ya da daha soğuk görmedi. Sadece daha netti. Çünkü artık kendini kaybetmeden başkalarına yer açabiliyordu. Bu da ilk kez gerçekten iyi niyetli olmanın ne anlama geldiğini gösteriyordu.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.