Bu söz, kulağa romantik gelir ama aslında sert bir hayat bilgisidir. Çünkü insan çoğu zaman elindekinin değerini, ona sahipken değil; onu kaybedince anlar. Bu yüzden değer bilmek, duygusal bir incelikten ibaret değildir. Bir ahlak meselesidir. Emeği görmek, varlığı sıradanlaştırmamak, yanında duranı garanti saymamak, iyi niyeti zayıflık sanmamaktır.
Bugün birçok şeyin değeri, kalabalıkta kayboluyor. İnsan ilişkileri hızlandı, sözler ucuzladı, emek görünmez oldu. Herkes daha fazlasını istiyor ama elindekine hakkını vermiyor. Bir insanın sabrı tüketiliyor, sonra “değiştin” deniyor. Birinin fedakârlığı alışkanlık sanılıyor, sonra yokluğu problem oluyor. Bir dostluk, bir emek, bir sevgi; çoğu zaman kıymeti bilinmediği için değil, kıymeti bilene denk gelmediği için yıpranıyor.
Değer bilenindir; çünkü bilmeyenin elinde en güzel şey bile sıradanlaşır. Güzel bir söz, duymayı bilmeyende boşa gider. Temiz bir niyet, kullanmayı alışkanlık edinmiş birinde harcanır. Emek, onu görmeyenin yanında erir. Sevgi, karşılık vermeyi bilmeyenin elinde yorulur. Mesele sahip olmak değildir. Mesele taşıyabilmektir.
Bu sözün içinde bir sınır da var: Her şeyi herkese anlatmak zorunda değilsin. Her emeği herkesin önüne sermek zorunda değilsin. Her iyi niyeti, onu tüketmeyi bilen insanlara açmak zorunda değilsin. Çünkü bazı insanlar değeri anlamaz; sadece faydayı görür. İşine yaradığı kadar yanında durur, kolayına geldiği kadar sever, çıkarı bitince de cümleleri değişir.
O yüzden değer bilmek, sadece teşekkür etmek değildir. Korumaktır. Özen göstermektir. Vaktinde fark etmektir. Kaybettikten sonra ağlamak kolaydır; asıl mesele, yanındayken hakkını vermektir. Çünkü değer, bilmeyenin elinde eksilir; bilenin yanında büyür. Değer gerçekten bilenindir.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.