“Sana zamanımı ayırdığımda, aslında bir daha geri getiremeyeceğim bir parçamı seninle paylaşmış oluyorum. Bu yüzden, lütfen beni pişman etme.”
Zaman, insanın en sessiz ama en kesin tercihlerinden biridir. Verildiği anda kaydedilir, geri alınamaz ve telafi edilemez. Bu yüzden birine ayrılan vakit, sözlerden daha net bir anlam taşır. İnsan, neye değer verdiğini en açık şekilde zamanıyla gösterir.
Birlikte geçirilen süre, yalnızca bir arada bulunmak değildir. Dikkatin yönü, ilginin seviyesi ve ciddiyetin derecesi bu sürenin içeriğini belirler. Boşa geçen zaman yalnızca kayıp değildir; aynı zamanda yanlış bir değerlendirmedir. Çünkü insan, sınırlı olan bir şeyi sınırsızmış gibi harcadığında, kendi ölçüsünü de zedeler.
Bu nedenle beklenti büyük değildir; fakat nettir. Zamanın karşısına kayıtsızlık konulduğunda, verilen şey değersizleşir. İnsan, kendisine ayrılan vakitte özen arar. Bu özen olmadığında, geriye yalnızca geçirilen süre değil, boşa bırakılmış bir tercih kalır.
Sonuçta mesele süre değil, anlamdır. İnsan, paylaştığı zamanın karşılığını görmek ister. Aksi halde verilen şey yalnızca geçmişe eklenir, fakat hiçbir yere ulaşmaz.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.