“Yaralandığın yerde iyileşemezsin.”
İnsan bazen kendisini inciten yerde kalmayı sadakat sanır. Bekler, anlam yükler, sabrettiğini düşünür. Oysa bazı bekleyişler sabırdan değil, kopamayan bir iç alışkanlıktan doğar. Kalmak, her zaman metanet değildir. Bazen insan, kendisine zarar veren düzeni terk etmeye cesaret edemediği için orada durur.
Yara, açıldığı yerde sürekli hatırlatılırsa kapanmaz. Aynı sözler, aynı yüzler, aynı tavırlar insanın içinde yeniden çalışır. Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyor görünür; fakat içeride aynı kırılma kendini tekrar eder. İnsan bir süre sonra acının kaynağını değil, acıyla yaşamayı normal kabul etmeye başlar.
İyileşmek için yalnızca zaman yetmez. Zaman, yanlış yerde geçirilirse insanı onarmaz; alışkanlığını derinleştirir. Aynı kapının önünde bekleyen biri, her gün yeni bir cevap alacağını sanabilir. Fakat bazı kapılar cevap vermek için değil, insanın oradan ayrılması gerektiğini göstermek için susar.
Maneviyat burada insana ağır ama temiz bir ölçü koyar. Allah, kuluna zulmü kader diye sevdirmemiştir. Sabır, insanın kendini ezdirmesi için verilmiş bir emir değildir. Affetmek, aynı yerde kalmayı zorunlu kılmaz. Merhamet, insanın kendi ruhuna haksızlık etmesiyle tamamlanmaz.
İnsan bazen gitmeyi vicdansızlık zanneder. Oysa kalmanın da bir hesabı vardır. Kendine yapılan haksızlığı sürekli kabullenmek, zamanla içteki adalet duygusunu bozar. Bir insan başkasına karşı merhametli olayım derken kendi kalbini ihmal ediyorsa, orada ölçü kaymıştır.
Yaralandığın yerde iyileşemezsin; çünkü iyileşme, yalnızca yaranın kapanması değil, insanın kendisine yeniden emanet edilmesidir. Bazı yerlerden ayrılmak, öfkenin değil, aklın kararıdır. Bazı ilişkilerden çekilmek, kin tutmak değil, kendini korumaktır. Bazı sessizlikler, yenilgi değil, iç düzeni kurtarma çabasıdır.
İnsan, kendisini eksilten yerden uzaklaştığında hemen iyileşmez. Fakat ilk defa iyileşmeye imkân açılır. Çünkü ruh, sürekli incitildiği yerde kendini toparlayamaz. Haysiyetin korunmadığı yerde huzur büyümez. Değerin görülmediği yerde insan kendi kıymetini hatırlamakta zorlanır.
Bu yüzden bazen yapılacak en doğru şey açıklamak, ikna etmek, beklemek, dayanmak değildir. Bazen insan sadece kalkar ve kendisini tüketen yerden çıkar. Ardından büyük cümleler kurmasına gerek kalmaz. Çünkü bazı ayrılıklar, insanın kendi kalbine verdiği en dürüst cevaptır.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.