AyFm 100.5
  • 27 Şubat 2026, Cuma

SERPİL HAMDİ TÜZÜN

Meşin yuvarlak, dünyayı peşinden koştururken, madalyonun ön yüzünde önce futbolcular var. Sonra başkanlar, teknik adamlar, yöneticiler. Ama bir de madalyonun diğer yüzündeki kişiler var.

Elde ettikleri büyük başarılara rağmen gündeme pek gelmeyen, isimleri satır aralarında kalan isimler. 19 yıl çalışıp, 1994 yılında ayrıldığı Beşiktaş altyapısına koordinatör olarak geri dönen Serpil Hamdi Tüzün gibi. Rıza, Sinan, Ziya, Gökhan, Nejdet, Süleyman, Fikret, Sergen ve onlar gibi yıldız oyuncuları ne kadar çok konuştuk. Ne kadar uzun yıllar gündemde kaldılar öyle değil mi? Belki de yaşamlarının sonuna kadar da hep gündemde olacaklar. Peki onları yetiştiren Serpil Hamdi Tüzün'ü kaç kişi tanıyor. Kaç gazeteye, kaç kere haber oldu? İşte madalyonun diğer yüzü bu.

Bilen bilir, bilmeyenlere söyleyelim. Serpil Hamdi Tüzün bir imparatordur. Zaten bilmeyenler, bu röportajda öyle olduğunu Beşiktaş'ta 19 yıl görev yaptıktan sonra tekrar yuvaya döndünüz. 19 yılın özeti ile başlayalım. Beşiktaş'ın efsane kadrosunda sizin emeğiniz çok büyüktü. Beşiktaş'ta 1975 ile 1994 yılları arasında görev yaptım. O dönemde amacımız Beşiktaş'ın eski gücüne kavuşmasına katkıda bulunmaktı. En büyük şansım, çok yetenekli çocuklarla çalışmam idi.

Altyapıda yetiştirdiğimiz Ziya, Sinan, Rıza, Gökhan, Fikret, Süleyman, Sergen gibi yıldızlar, büyük değişimi gerçekleştirdiler. Bu ekip 1978'te başladı, 1981'de şampiyon oldu. 14 sene sonra şampiyon olan takıma, altyapıdan 6 tane kilit oyuncu verdik. Bu takım 1981'den itibaren 14 sene içinde Genç Takım'dan gelen en az 6 kilit oyuncusuyla, 6 kere şampiyon, 6 kere de ikinci oldu. Böyle bir olaya dünyada rastlamak çok zor.

Beşiktaş altyapıdaki başarısıyla Ajax ile kıyaslanıyor. Size göre bu konuda hangi takım örnek? Bu konuda Ajax'ın örnek gösterilmesine alınıyorum. Tek örnek Beşiktaş'tır ki Ajax bizimle mukayese bile edilemez. Çünkü onların Hollanda Ligi'nde oturmuş, ya birinci ya da ikinci olan bir takımları var. Ajax'ın Yönetim Kurulu 1985'ten itibaren maddi olarak daha güçlü olabilmek için gençlere önem verdi. Bilinçli bir strateji içinde çok iyi durumda olan bir yıldız oyuncusunu satıp, yerine genç takımdan bir oyuncu koydu. Beşiktaş'ta ise gençler değişimi gerçekleştirdiler. Böyle bir olayı belki amatör bir takımda yapabilirsiniz. Ama devamlı başa oynamak zorunda olan bir takımda çok zor olurdu. Beşiktaş'ın gençleri bunu başardılar.

“Dünyaya altyapısı ile örnek olacak tek kulüp Beşiktaş'tır. Bu konuda bizim Ajax'la mukayese edilmemize alınıyorum. Bizim gençlerimiz çok şeyler başardılar.”

Beşiktaş'a altyapı koordinatörü olarak geri döndünüz. Şimdi amaçlarınız nelerdir?

Başarı nedir?

Kısa vadede camiayı iyi temsil etmek.

Onun üzerindeki amaç, profesyonel takıma oyuncu vermek. Bunun da üstündeki amaç, genç oyuncuların oynadığı profesyonel takımın eskisinden daha iyi olması. Örneğin bir dönem daha iyi olması. Örneğin bir dönem Altay'ın şampiyon Genç Takımı'ndan 7-8 oyuncusu profesyonel oldu. Altay küme düştü. Çocuklara da yazık oldu. Hem küme düşüp, hem o gençleri kaybettiler. Bize gelince... İşimiz zor. Hedefimiz belli. Avrupa'nın en iyi dört takımı arasına girecek olan Beşiktaş'a, Genç Takım'dan oyuncu yetiştirmek. Manchester United, Arsenal gibi devlerle yarı final, final oynayacak çocuklar yetiştirmek. Bu tabii ki bir meydan okuma. Biz de bunun için geldik.

Beşiktaş son yıllarda altyapıdan oyuncu yetiştiremediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Siz bu eleştirilere katılıyor musunuz? Bu dönemde Nihat ve Yasin Beşiktaş için çok önemli, büyük kazançlar. Yasin'i 11-12 yaşından bu yana minik takımdan itibaren tanıyorum. İlhan ve Tunç da bu yıl A Takım'da direkt olarak oynadıklarına göre bir üretim var. Son olarak da Hakan Delil adındaki sol kanat oyuncumuz A Takım'da.

Siz o efsane oyuncuları toprak sahalarda yetiştirdiniz. O günlerde hep dört dörtlük bir tesis hayaliniz vardı. Sizin hayal ettiğiniz tesise, Beşiktaş Ümraniye'de kavuşuyor. Neler hissediyorsunuz? Hep söyledik tesis kazanmak çok önemli. Fakat tesisin kazanılmasından çok tesiste yapılanlar önemli. Beşiktaş Genç Takımı çalışma sahaları yeterli değil. Bugüne kadar olumsuz koşullarda iyi işler yaptık.

O dönemde imkanlar daha iyi olsa, sonuçları da daha mükemmel olurdu. Şimdi o yolda ilerliyoruz.

Altyapıda bu kadar büyük başarılara imza atarken, neden Birinci Lig'de bir takım çalıştırmayı düşünmediniz? Süreklilik başarıyı getirir. Bana - 4-5 sene gel çalış - diyen olmadı. Takım olmanın altında süreklilik, ortak değerleri oluşturmak yatıyor.

Avrupa kulüplerinin, Türk futbolcularını paylaşamadıkları günler gelecek mi? Genç Milli Takım'da bütün yardımcı hocaları topladım. Ne için buradayız? Avrupa'nın bütün takımlarını yenecek bir takım çıkarmak için buradayız. Hepsinden daha iyi olmalıyız ki onları geride bırakalım.

Avrupa'da çocuklar, gençler spor yapmaları için sürekli teşvik ediliyorlar. Bunun için büyük bütçeler ayrılıyor. Sporun sosyal ağırlığı var. Çocukları uyuşturucudan, alkolden korumak için spor organizasyonları yapılıyor. Tesisleri harika. Bizim oyunu biraz daha farklı oynamamız gerekiyordu. Bir de Türkiye'de uzun yıllardan beri yanlış bir görüş ileri sürüldü. Avrupa'nın oyuncu yetiştirme işini çok iyi, Türkiye'nin ise çok kötü yaptığı şeklinde. Bu tamamen yanlış. Bir ayağım sürekli Avrupa'da. Oradaki panellere, toplantılara katılıyorum. Avrupalı meslektaşlarımız, gençleri iyi yetiştiremediklerini kendileri söylüyorlar. İngiltere'de son iki seneye kadar, genç futbolcu adaylarını okullardaki Beden Eğitimi öğretmenleri yetiştiriyordu. Genç Takım hocası olarak gittiğim UEFA toplantılarında da buna şahit oluyordum. Biz biraz daha akıllı davranıp, oyunu farklı oynarsak, Avrupa'ya futbolcu verme konusunda daha başarılı olacağımıza inanıyorum. İyi şeyler yapabileceğimizi düşünüyorum.

"Avrupa'da final oynayacak Beşiktaşlı futbolcuları yetiştirmek için göreve

Yüzyıllardır Avrupa'ya karşı bir aşağılık kompleksimiz var. Çocuk İtalya'ya maça gidiyor. Babası, - Beş yersiniz - diyor. Fransa'ya gidiyor. Okul arkadaşı, - Yedi yersiniz - diyor. Önce bu aşağılık kompleksini kırmak zorundayız. Biz Beşiktaş'ta bu noktadan işe başladık. Teknik direktörümüz Ufuk Pak hoca ile, çocuklarımıza doğru karar vermeyi öğretiyoruz. Ve doğru işi yapmanın, işi doğru yapmaktan daha önemli olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Genç Milli Takımı çalıştırdığınız dönemde Türkiye'ye Avrupa Şampiyonluğu getirdiniz. 1992 yılındaki bu şampiyonluk bugün kulüplerin Avrupa'daki başarısına ne ölçüde ışık tuttu?

1992 yılında Genç Milli Takım, Avrupa şampiyonu oldu. 1993'de A Gençler İngiltere'de final oynadı ve ikinci oldular.

Bir sonraki sene 1994'te 16 yaş B Genç Milli Takımı İrlanda'da Avrupa Şampiyonu oldu. Bütün bunların son yıllardaki gelişmelere ışık tuttuğuna inanıyorum. Takım kaptanımız olan Galatasaraylı Okan, Avrupa Şampiyonluğunu ilk orada yaşadı. Oyunu iyi oynadıktan sonra birçok futbolcu Avrupa'da oynayabilir. UEFA bizi iki yıl en başarılı genç takım seçti. Nereden nereye geldiğimizi rakiplerimizin gözlerinden okuduk. Önce küçümsüyorlardı, sonra şaşkınlık oldu, ondan sonra korku, sonra da saygıyı gördük. Daha maçı oynamadan kaybettikleri karşılaşmalar da oldu. Bir düşünceyi tersine çevirdik.

Hepinize iyi hafta sonları sevgili DENGE okurları. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.