Gördüğünüz cehennem Milas, Ortaköy'ün hemen yanında. Köyün her yanı feldspat ve kuvars madenleri ve eleme tesisleriyle sarılmış. Akciğerlere sirayet eden şu toza sürekli maruz kaldığınızı düşünün. Betonlaşıyor içerde ve asla temizlenmiyor. Dereler zehirlenmiş, su akarsa leş gibi akıyor. Daha fecaati bu alanın çevresinde Labranda Suyu çıkıyor ve onu da yok ediyorlar. Akan suyu da şirket kendi tekeline almış köylüyü bir tanker su için yalvarır hale getirmiş. Orada bir köylü anlatıyor: "Bir tanker su için yalvardım, vermediler. Tarlalarımız boş, susuzluktan ekemiyoruz." Evet, tarlalar boş, ekmeye çalışanların tarlası da toz yumağı içinde. Mülksüzleştirilen köylü madene mecbur bırakılarak ucuz emek kölesi haline getirilmiş. Cehennem orası. Madenciler güçlü, bütün köylüyü kendilerine bağımlı kılmışlar istedikleri gibi at koşturuyorlar. Kurumlar da onlarla. Arkeolojik sit alanları umurlarına bile değil. Çoğunu yok etmişler. Attıkları dinamitler ve hiç durmadan geçen kamyonlardan Karia'nın kutsal kenti, muhteşem Labranda çok zarar görmekte. Öyle güzel bir dağ ki oralar. Latmos'un nadide köylerinin tamamı doymak bilmez rant çarklarının sonuncunda maalesef aynı tehlike altında. Üstelik kalitesiz feldspat ve kuvars madencilik faaliyetlerinin iyimser bir ifadeyle bir bölümü, dava dosyalarımızda da ortaya koyduğumuz gibi hukuksuz, kaçak.
Bizim insanımız bu kadar bereketli, bu
kadar değerli topraklarda, buna mı layık?
Hepinize iyi hafta sonkarı sevgili DENGE okurları.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.