• 13 Mart 2026, Cuma

ANILAR YAPRAKLARINI DÖKERKEN

23.04.1934'de Aydın memleket hastanesinde dünyaya gelmişim. Eskiden doğumlar, hep evlerde ebeler tarafından yapılırdı. Annem, ağabeyimden sonra büyük bir ameliyat geçirdiği için, beni hastanede doğurmuş.

(Çocukluk hatıralarımı, babamın ve dayımın anılarını yazarken ilave etmiştim.)

6 yaşında, yani Eylül 1940'da, "Yedi Eylül" ilkokuluna başladım. 1945'de de, Aydın ortaokuluna kayıt oldum. O zaman Aydın'da henüz lise açılmış olmadığı için, ağabeyim Metin de, Aydın ortaokulunu bitirdikten sonra, İzmir "Atatürk Lisesi'ne yatılı olarak kayıt oldu. Babama mali yük çoğaldı. Her Pazar günü annem, bir koca sepeti yiyecekle doldurur ve ben de, 8 treniyle İzmir'e götürürdüm. O kaca ağır sepeti, Alsancak istasyonundan taa Atatürk lisesine kadar taşırdım. Kapıdan ağabeyimi çağırtır ve ona verirdim. Çok sevinirdi. Bütün günü beraber geçirirdik. Bana Beşiktaş'tan bahseder, futbol oynadığını söylerdi. Akşam Aydın'a dönerdim.

Futbola merakım çoktu. Deri top pahalı, lastik top yok... Eski çoraplara kâğıt doldurup top gibi yapar, evin önünde çift kale oynardık. (Sokağımız o zaman topraktı.) Tabii yağmur yağınca, top da erirdi. Sonraları sahaya gitmeğe başladık. Kalenin arkasında küçük çift kale oynardık.

Orta birde, hemen izci oldum. Trampet kadrosuna girdim. Cumhuriyet bayramından önce, Tabakhane'ye gider, trampetler için deri alırdık. Sonra gelir, o küçük spor odasında derileri gerer ve kuruturduk. Hazır deriler nerede? İkinci sınıfta trampet şefi oldum. Şimdiki “çıkıkcı Atilla" boru şefiydi. Beş borumuz ve yedi trampetimiz vardı. Sonradan on bire çıktı. Söke treniyle yaptığımız izci gezileri, müsamereler hâlâ hatırımda. Vagonlardaki kompartimanlara geçiş, yalnız dışardan olurdu. Tabii tehlikeli Bizler o tehlikeyi göze alarak, kızların kompartimanına geçerdik. Bir gün Nesim Bey (öğretmenimiz) beni yakaladı. 1945'de Çamlık'a, trenle kampa gittik. O zaman İzmir'e giden ana yol yoktu. Camlık'tan gecerken volun 100 m. Sağında 2 sıra dikilmiş çamları görmüşsünüzdür. İşte orada çadırları kurduk. Ben 11 yaşındayım. Bir gece nöbet tutarken bir çıtırtı. Korktum. Atilla'yı uyandırdım. Aradık ve bulduk; kirpiymiş. Su tenekesine kaçmış. Orada ilk defa akrep tuttuk ve onu intihar ettirdik.

Ortaokulu bitirdikten sonra, "İzmir'de nasıl liseye gidebilirim, babam bu yükün altından kalkabilir mi?" diye düşünürken, Aydın'da lise açıldı. Sene 1948. Ağabeyim de Atatürk lisesini bitirdi. Eczacı olmayı düşünüyordu. Kim okutacak? En nihayet hükümetten burs alabildi ve "İstanbul Eczacılık Fakültesi'ne kayıt oldu.

Hatıra defterimden kayıtlar:

O zamanlar hatıra defteri tutardım. 23.12.1949, sınıflar arası bir maçta dizimden sakatlandım. Zihni ağabey masaj yaptı, geçmedi. Ertesi gün İncirliova'daki çıkıkçıya gittik. Diz kapağım kaymış. Yerine koydu.

Ben her öğleden sonra sahada futbol oynuyordum. Zihni ağabey, (ilk Antrenörüm) bana topa vurmasını öğretti. 15 yaşındayken, birinci takımda oynayabilmem için, talebe lisansı çıkardılar. O andan itibaren muntazam antremanlara başladım. Okulda da voleybol takımında pasördüm. Lise takımı: Yaşar, Ali, Hakkı, Metin, Muhsin ve ben.

Ekim 1949'dan itibaren Aydınspor'da oynamaya başladım. Çok seri olduğum için ya sağ açık ya da sol açık oynuyordum. Sonradan hep sol açık oynadım. Sol iç İbrahim ağabey, çok iyi paslar atıyordu önüme, ben de koşuyordum.

1950-1951 sezonu Aydın şampiyonu olduk. Eleme maçlarını da kazanarak Türkiye amatör şampiyonası için Bursa'ya gittik. İlk defa çimen sahada oynamak bana çok iyi geldi. Galiba üçüncü olduk. Sadri ağabey (BJK) trübünde, beni beğenmiş. Avukat Kemal de zaten BJK'da oynuyordu. Ona söylemiş. Ben de Liseyi tek ders kimyadan ikmale kalarak bitirmiştim. Haziran 1951 sonunda Kemal ağabeyle beraber İstanbul'a gittik. 250 TL. Maaşla kontrat imzaladım. Ağustos 1951'de İstanbul'da antremanlara başladım. İlk Antranörümüz Şeref Görkey'di. Ağabeyimle beraber, Akaretler'deki kulüp binasında bize bir oda verdiler. Ağabeyim talebe yurdundan çıktı. Orada 6 ay geçirdik. Bir odada yalnız başına, Ali İhsan (Santra haf) kalırdı. Ağabeyim sabahları fakülteye giderdi. Futbolumu çok ilerlettim. Maaşım 275 liraya çıktı. Recep, Ali İhsan, Nusret üç yüzer lira alıyorlardı. Mart 1952'de, şimdiye kadar sol açık oynayan Cihat (İzmir'li) sakatlandı. Ben de birinci takıma yerleştim. Eski Sol açık Faruk Sağnak'da, yedekte kaldı. Hatırladığıma göre takım kadrosu şöyle idi: Mehmet (Ethem) - Kamil, Vedii - Eşref, Ali İhsan, Nusret Metin, Recep, Şevket, Çengel Hüseyin, Coşkun.

Mayıs 1952'de, Yunanistan'a karşı milli maçta oynamak için tek seçiciliği Sadri ağabeye verdiler. Sonradan yanan eski Tarabya otelinde kampa girdik. İnönü stadında ilk kez milli oldum. Daha yeni 18 yaşına basmıştım. Kader bu ya, 35. dakikada lif koptu. O zamanlar oyuncu değiştirme kaidesi yoktu. Takım sahada 10 kişi kaldı ve 1-0 mağlup olduk. (İnternette TFF tarihçesine bu maçı, A milli maçı olarak yazmamışlar.) Eylül 1952'de de "Sultanahmet İktisadi ve Ticari ilimler akademisi" ne kaydımı yaptırdım ve yüksek tahsile başladım.

Genç Milli Takım Kaptanlığım: Nisan 1953'de Türkiye ilk kez Avrupa'da 18 yaş Genç Takımlar Turnuvasına alındı. Antrenörümüz Cihat Arman Takım kurmağa başladı. Bana (19 yaşındayım) yaşımı bir yaş küçültmemi söyledi. Ben de Babama yazdım. Mahkeme tarihinde Aydın'a geldim. Mahkemeye girdik. Savcının haberi var, hakim de biliyor. Beş dakika içinde bir yaş küçüldüm.

Bir daha 23.04.1935 tarihini değiştirmediğim için Almanya'daki makamlarda, yalnız bu tarih geçerli. Brüksele gittik. Güzel maçlar çıkardık. Yalnız Macarlar'a yenilerek, 16 takım arasından Avrupa üçüncüsü olarak Türkiye'ye döndük. Bu benim ilk Avrupa seyahatim oldu.

Ondan sonra muhtelif vesilelerle 12 kez Avrupa'ya gittik. Seyahatlerimiz o zamanlar, 4 motorlu, pervaneli uçaklarla olurdu. İstanbul - Cenevre 4,5 saat sürerdi.

Milli Takım Seyahatleri:

Mayıs 1953'de, 2 maç yapmak üzere İsviçre'ye gittik. Ben Cenevre'de B takım maçında oynadım. 1 – 0 kazandığımız oyunda tek golü ben attım. Sonra 1954 Dünya kupası eleme maçları başladı. İlk maçta Ispanya'ya 3-1 yenildik. (Ben sakattım) 14 Mart 1954'de İstanbul'daki maçı 1-0 kazandık. Gölü Burhan (FB) atmıştı. Üçüncü maç mecburiyeti doğdu. Roma'ya gittik. 14.03.1954'de Roma Olimpiyat stadındaki maç da 2-2 bitti. Biz de kurayı kazanarak İsviçre'ye gitme hakkını kazandık. Ben sağaçık oynadım. Antrenörümüz Puppo Sandro idi.

Haziran 1954'de İsviçreye gittik. İlk maçta Almanya'ya 4 - 1 yenildik ve sonrada G.Koreyi 7-0 yendik. Ben iki maçta da oynamadım. Solaçık Lefter'di. Tabii benden iyi bir oyuncu. Zaten onun yüzünden, ben hep yedekte kaldım. Son maçımızı tekrar Almanlar'a karşı oynadık ve 7 - 2 yenildik. Ben solaçık oynadım.

Yugoslavya Özel maçı:

Ekim 1954 de fakültede ikmal imtahanlarım vardı. Antrenörümüz Gündüz Kılıç, çok formda olduğum için beni de götürmek istiyordu.

Federasyondan müdür beyi ziyaret ettiler ve Turgay (GS) ve bana izin aldılar.

Geldikten sonra beni özel imtahan ettiler. Sarajevodaki maçtan önceki antremanda maalesef lifim koptu ve oynayamadım. 5- 1 yenildik.

BJK:

Futbol tarihimin BJK kısmını fazla etraflica yazmıyacağım. Haziran 1959'a kadar yalnız BJK'da oynadım, İskandinavya'ya 2 defa hususi maçlar için gittik. Şahsi hatıralarım yalnız beraber gittiğimiz Futbolcular için enteresan. Bu devre zarfında birkaç kez İstanbul şampiyonluğunu ve federasyon kupasını kazandık. O devrede Yalnız Istanbul Liginde oynardık. Türkiye Ligi ben Almanyaya gittikten sonra başladı. Bu arada tabii birçok sakatlıklar geçirdim. En çok Adalelerimden gelen sakatlıklar. Bir kez de bir maçta karşı takımın kalecisiyle kafaya çıktık. Burnuma yumruğu yedim. Ambulansla beni

Önce Alman Hasta hanesine götürdüler. Rontgende kırık çıktı. Bağladılar ve gine beni Ambulansla Yerebatana götürdüler. Anneannem çok korkmuştu.

Kasım 1957'de yedek subaylık başladı. Tuzla'da uçaksavar okulunda 6 Ay, M51 ve 40 mm.'lik topları öğrendik. Sonra da kurayı RAMİ'ye çektim (Topçu alayı garnizonu) ve orada önce asteğmen, son 6 ay da teğmen olarak vazife gördüm. Ordu Milli takımıyla Hollanda, Lüksemburg ve Paris'e gittik.

Tahsilim:

-

Haziran 1955 de para - banka dersinden ikmale kalarak tahsilimi bitirdim. Bana talebe karnesi lazım olur diye, o dersi sonraya bıraktım. Bu arada muhasebeyi unutmamak için bir firmanın defterlerini tuttum. İlerde ya hesap uzmanı ya da mali müfettiş olmak istediğim ve o imtahanlar için iyi almancaya ihtiyaç olduğu için, Almanya'da bir kulüp aramaya ve bir kaç sene orada oynamaya karar verdim. 10 yıl sonra Almanyada Almanca Kitaplardan bilgiler toplayarak İstanbulda İmtahana girdim ve Diplomamı aldım.

Almanyaya gidişim:

Bir gün Halit Kıvanç'la (Gazeteci, sonradan TRT) konuşurken bana, "sana yardım ederim" dedi. O zamanlar, KİCKER spor mecmuasının Türkiye muhabiriydi. Bir gün, 1. FC Köln'den FRANZ KRÄMER imzalı bir davetiye mektubu aldım. BJK başkanımız da bana bonservis verdi. Bir Haziran (1959) günü Venedik'e giden vapura bindim. Venedik'ten sonra trenle Köln'e geldim. Telefon rehberinden numarayı buldum. Telefon ettim. O kötü almancamla istasyonda olduğumu söyledim. Hanımı geldi, beni aldı. RHEIN- HOTEL'e gittik ve Almanya hayatım başladı.

Kontrat imzaladım. 400 mark maaşla 1.FC Köln'de ve Meslek öğrenmek için de KAUFHOF merkezi ithalat kısmında yine 400 mark aylıkla işe başladım.

1.FC Köln ve Köln'deki hayatım: Temmuz 1959'da antremanlara başladık. Her Antremanda en az 2,5 kg. su kaybediyordum. Böyle çalışmaya İstanbul'da alışmamıştık. Sonradan alıştım, kondisyonum arttı. Otelden sonra bir mobilyalı odaya taşındım. Dul bir alman hanımın, bir odasıydı. 2 ay orada kalabildim. Sonra da bir parkın karşısında başka bir mobilyalı odaya geçtim. Babam beni ziyaret ettiği zaman orada kalmıştı. İşte sonradan Almanya'daki TAŞ ailesi orada kuruldu. Frau Vogel (ev Sahibi) sonradan benim kayın validem oldu. Kızı GERDA da, önce benim kız arkadaşım.

Bir gün Köln Başkonsolosluüunu ziyaret ettim. Bana Kölnde yaşayan Türklerin sayısının 18 olduğunu söylediler. Şimdi 74.000.

Ligler başladı. Takımda 7 milli oyuncu oynuyordu. K.H. SCHNELLINGER (sonradan 10 sene İtalya'da oynadı) ismindeki bir milli oyuncuyla Kaufhof'ta beraber çalışıyorduk. Saat üçte beraberce, benim arabamla antremana giderdik. Sonra kız arkadaşı (sonradan hanımı) onu gelir alır ve beraber DÜREN'e (oturdukları şehir, Kölnden 40 km. uzakta) giderlerdi.

O sene bati ligi şampiyonu olduk. Almanya şampiyonluğu başladı. Ben her maçta oynadım ve 3 gol attım. Finale kaldık. Beni yabancı olduğum için oynatmadılar. Benim yerime 15 gün önce Apandisit ameliyatı olmuş bir almanı oynattılar. Hakiki bir alman takımı maçı kazansın diye. O zamanlar yedek oyuncu değiştirme kaidesi de yoktu. Ben maçı trübünden seyrettim. İşte Almanya'da ilk yabancı düşmanlığını orada farkettim.

Frankfurt'ta meşhur alman milli takım antrenörü HERBERGER ile tanıştım. Türkiye'den konuştuk.

Mayıs 1961'de "Köln Yüksek Spor Akademisi'nda futbol hocalığı tahsiline başladım. Hocamız dünyaca meşhur HENNES WEISSWEILER'di. Okuldaki yurtta kalıyordum. Heim 5. 2. semester sonunda iyi derece ile mezun oldum ve DFB'nin en yüksek antrenörlük lisansını aldım.

Oradan mezun olan ilk türk benim. Sonradan Kaleci Özcan (Hamburgda oynamışdı), Yılmaz Vural (Türkiyede Antrenör), Yılmaz Yücetürk (Bir zamanlar Fenerbahçeyi de çalıştırdı) ve birkaç genç arkadaş da O Akademiyi bitirmişdi.

Profesyonel futbol hayatına son vermem: Tekrar Kaufhof'da, bu sefer bankacılık kısmında çalışmaya başladım. (maaşım 560 mark) Biraz daha almancamı ilerleteyim ve sonra da Türkiye'ye dönerim diyordum. FORD fabrikası, amatör takımına bir antrenör arıyormuş. Benim yüksek tahsilli olduğumu duyunca bana hemen 1025 mark aylık ile iş teklif ettiler. Antrenör olarak da ayrıca verecekleri 400 marka hayır diyemedim. Kalış o kalış. 08.05.1962 de işe başladım. İşimin yanında, hep saat 17 den sonra antrenörlük vazifeleri aldım. FORD, Viktoria-Köln (2.Lig), Niehl, Lindlar. vs... Lindlar takımını çalıştırırken bir orta saha oyuncum vardı. Bu Oyuncum 2005 de 11 milyon kişinin yaşadığı Nord Rhein Westfalen eyaletinde bütün Spor federasyonlarının üyelerinin Katıldığı bir seçimde Spor Başkanı seçildi. Onunla hala İlişkilerim devam etmekte.

1965 de 1.FC Köln yaşlılar takımında, her Cumartesi oynamaya başladım.

Takımımız çok kuvvetliydi. Bütün civardan, taa Hollanda ve Belçika'ya kadar bizi turnuvalara, maçlara davet ederlerdi. Hanımlarımız da beraber gelirlerdi. Bu arada çok güzel günler geçirdik. 1.FC Köln takımının Meşhurlar Kitaplarında ve Videolarında bana da yer verdiler.

FORD hayatım:

Satış şubesinde önce transit - Almanya kısmında başladım vazifeme. İngilizce öğrenmeye başladım ve sonra transit ihracaat kısmına geçtim. Bunu kamyon kısmı şefliği takip etti. 1983 de istatistik ve analiz" kısım şefi oldum. Bilgisayar devri başlamıştı. Bilgisayar Program yazmasını öğrendim. 300'ün üstünde COBOL, MRL, ACCESS programı yazdım. Elle yapılan bütün istatistikleri bilgisayara uyguladım. 1985'de satış planlama ve analiz şefi oldum. Mart 1993'de, erken emeklilik programından faydalanarak, fabrikada Satış şubesindeki 31 senelik faaliyetimi sona erdirdim.

Mahalli Futbol Federasyonu ve Yurdum spor:

1983 de eski bir futbol arkadaşım, kurduğu futbol takımında, ona yardım etmemi rica etti. başkan ve ben de 2. başkan ve antrenör. Hem türkçemi ilerletmek (yavaş yavaş unutmağa başlamıştım) ve hem de gençlere yardım etmek gayesiyle bu vazifeyi üstüme aldım. O zamanlar ismi "Türkdanış” olan bu kulübün adını, başkanlık devrimde "YURDUMSPOR❞a çevirdim. Bu arada 4 kez küme çıktık ve şu anda Oberligada oynuyoruz.

Aynı zamanda Mahalli Alman Federasyon Klüp temsilcileri (145 Klüp) beni, disiplin kuruluna seçtiler. Tüzükleri öğrendim ve türkçeye çevirdim. Ford'da kitap halinde 1000 tane bastırarak bütün bu civarlara dağıttım. Bir sürü Türk kulüplerinin idarecileri Tüzükleri bilmedikleri için büyük hatalar yapıyorlar ve çok ceza yiyorlardı.

2004 yılı Komisyonlar seçimlerinde aday olmayarak Spor mahkemesi 2.başkanlığıma 20 yıllık bir hizmetten sonra son verdim. Bu arada 2000 den fazla Disiplin Kurulu kararına imzamı attım.

Bilgisayarda da çok ilerledim. 1995 de "Köln Çevre Federasyonu" için Fikstür, hakem tayini, sekreterlik programları yazdım. Bu programları sonradan genişleterek, 16 küçük federasyonda da çalıştırmaya başladım. Uzun bir zaman Federasyon Fairnis komisyonunda da görev yaptım.

TFF ile ilişkilerim.

1970 yılında Almanya ile Kölnde berabere kaldığımız maçta DFB Tercümanı olarak Sn. Sabri Kirazla beraberdik. Sonra 1991 de Gelsenkirchende 1-0 yenildiğimiz maçta Sn. Senes Erzik' e refakat ettim. 2003 de tek DFB temsilcisi olarak Ümit Milli takımıyla yoğun bir hafta geçirdik.

Almanyada temelli yerleşmem: 08.05.1962 de Ford'da işe başladıktan sonra 04.06.1962'de GERDA ile evlendim. Aralık 1963 de Oğlumuz dünyaya geldi. Şimdi 71 yaşındayım. Bir oğlum ve 2 Torunum var.

Her yıl 7 ayımı Almanyada ve 5 ayımı da Davutlardaki evimizde geçiriyoruz.

Yazarın notu:yukarıdaki yazı geçen hafta kaybettiğimiz Ercüment Köybaşı'na ait .Kendisi gençlik yıllarımdan arkadaşımdı.Kendisi Aydın'ın tarihi hafızası gibiydi.Aydın'ın mahalle ve sokaklarını,esnaflarını ticarethanelerini güzel bir üslupla anlatırdı. Mekanı cennet olsun.

Hepinize iyi hafta sonları sevgili DENGE okurları. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.