Protokol (Latince, protocollum; Yunanca, protokollon; Fransızca, protocole); proto (ilk, önde olan) ve kollon (yapıştırılmış şey, bir rulonun başına eklenen ilk sayfa) sözcüklerinin birleşimi... Protokol; belirli bir düzen, sıralama ve kurallar bütünü... Resmî anlamda; devletler, kurumlar veya kişiler arasındaki ilişkilerde uyulması gereken tören, öncelik ve davranış kuralları... Genel anlamda; belirli bir işin nasıl yapılacağını belirleyen kurallar dizisi, prosedür (izlek)... Teknik anlamda; bilgisayarda ve iletişimde veri alışverişini düzenleyen iletişim kuralları...
Protokol, devlet adamlarının sıralaması, oturma düzeni, hitap biçimleri için lâzım... Toplantılar, davetler, resmî yazışmalar ve kıyafet düzeni; protokol ile uyumlu yürütülebilmekte... Protokol, bireysel ve kurumsal saygınlığın zırhı... Meselâ, anlaşmalı boşanma protokolü, nafakayı ve tazminatı güvence altına alır; yükümlülükleri belirler, tarafların haklarını korur... Velayeti ve çocukla görüşmeyi düzenler... Çocuğun yararını gözetir, ebeveynler arasındaki çatışmayı önler... Mal paylaşımını, taşınmaz devrini, borçların ödenmesini vb. konuları çözüme kavuşturur... Protokol; devlet düzeni ve bireysel ilişkiler için olmazsa olmaz... Protokol olmadığında düzen yerini belirsizliğe, güven yerini çatışmaya bırakır... Protokolün olmayışı, her bir şeyde, devlet törenlerinde ve günlük sosyal ilişkilerde kaosa neden durum... Mevcut protokol algısında dikkat edilmesi gereken ölçütleri anlamanın ilk yolu, yürürlükteki kanunlara ve düzenlemelere göz atmak olsa gerek...
‘Paşa, efendi, bey’ gibi geleneksel unvanlar, 26 Kasım 1934’te kabul edilen, 29 Kasım 1934 tarihinde 2867 sayılı Resmi Gazete yayınlanan 2590 sayılı ‘Efendi, Bey, Paşa Gibi Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun’ ile resmî olarak Osmanlı’dan gelen ve kişiler arasında hiyerarşi belirten eski unvanlar kaldırılmış... Kanunun, dönemin imlâsı ve hukuk diliyle kaleme alınmış orijinal metni: Efendi, Bey, Paşa Gibi Lakap ve Unvanların Kaldırılmasına Dair Kanun - Kanun No: 2590 - Kabul Tarihi: 26/XI/1934 - Madde 1 – Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi ve Hazretleri gibi lâkap ve unvanlar kaldırılmıştır. Erkek ve kadın vatandaşlar kanun karşısında ve resmî belgelerde yalnız adlariyle anılırlar. Madde 2 – Sivil rütbe ve resmî nişanlar ve madalyalar kaldırılmıştır ve bu nişan ve madalyaların kullanılması yasaktır. Harp madalyaları bundan müstesnadır. Türkler yabancı devlet nişanlarını ancak İcra Vekilleri Heyeti karariyle taşıyabilirler. Madde 3 – Askerî rütbelerden ‘Paşa’ unvanı kaldırılmıştır. Deniz ve kara ve hava ordusu generallerine ‘General’, amirallerine ‘Amiral’ denilir. Madde 4 – Bu kanun neşri tarihinden muteberdir. Madde 5 – Bu kanunun hükümlerini icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur. 26 Eylül 2004’de kabul edilen, 12 Ekim 2004’de 25611 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan ve 1 Haziran 2005’de yürürlüğe giren, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde ‘hakaret’ suçu kapsamında değerlendirilen tek tek yasaklı kelimeler listesi yok; ancak kişiyi küçük düşüren, onur ve saygınlığını zedeleyen unvan ve hitapların suç sayılması söz konusu... Kanun, söylenen sözün kişinin toplum nezdinde onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek ağırlıkta olmasını suç saymakta... Cezası, 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası... Kamu görevlisine karşı işlendiğinde ceza daha ağır... Hakaret sayılan hitap ve unvanlar, aşağılayıcı sıfatlar: Aptal, salak, hain, şerefsiz, o... çocuğu gibi doğrudan kişiyi küçük düşüren sözler... Onur kırıcı unvanların, bir kişiye dolandırıcı, hırsız, katil gibi isnatlarda bulunulması... Meslekî itibarı zedeleyen sözlerin, hâkime, rüşvetçi; doktora, sahtekâr denilmesi... Hakaret sayılmayan (yasak olmayan) hitaplar; Yargıtay kararlarına göre bazı sözler, kaba hitap veya beddua niteliğinde olduğundan hakaret sayılmamakta... Beddua: “Allah belanı versin”, “Allah seni bildiği gibi yapsın”... Kaba hitap: “Terbiyesiz”,
Her bir şeyde ilk sayfa, düzenin başlangıç noktası... İlk sayfada belirtilen şey, ne yapılacağının açıklanması... Bu; karmaşanın önlenmesi, iletişimin ve ilişkilerin biçimlendirilmesi için gerekli... Bu, protokol... Protokol; kural ve ilişkilerin görünür biçimi ve hiyerarşinin dili... Protokol; diplomaside, siyasette ve günlük hayatta vaz geçemediğimiz format... Protokol olmasa ne olurdu? Resmî ilişkilerde düzen, saygınlık ve güven olmazdı... Devlet törenleri, diplomatik temaslar ve toplumsal ilişkiler kargaşaya neden olurdu... Hukukî süreçlerde, taraflar arasında ciddi uyuşmazlıklar olurdu... Maalesef protokol, yazılı kurallarla ve kraldan fazla kralcı tutumlarla asıl maksadının dışında bir işleve de sahip hâle gelmiş günümüzde... Bu da, insanların farklı koltuklara oturmalarını, erişilmez ve dokunulmaz olmalarını ve kutsiyete bürünmelerini sağlamış... Protokol yüzünden bazı törenler, toplantılar vaktinde yapılamaz olmuş... Bu ne kadar doğru? Protokol, öz anlamıyla, önsöz-ilk sayfa olmasıyla doğru... İnsanların kasıntı hâle gelmelerine neden uygulamalara dönüşmesiyle, hiç doğru değil... ‘Sayın’ diye başlayan abartmalar ve sıralamalardaki katı çizgiler ne kadar doğru? Allah Resulünün, oturduğu mekân ve sosyal ilişkilerindeki tutumu belli iken... Falanca olmak neden bu kadar mühim? Asıl olan, oturulan koltuğun doldurulabilmesi değil mi? Asıl olan saygının, nezaketin içten ve sevgi temelli olması değil mi? Saygı, sevgi olmadıkça ne kadar etkin olabilir ki? İçimizdeki binbir öfkeyi maskelemeye çalıştığımız bir durumda karşımızdaki kasıntı bir tipe saygılı duruş sergilemek zorunda olmak, başka nasıl izah edilebilir... Bu mu protokol icabı davranış biçimi? Yürürlükteki yasaları düşündüğümüzde, protokol icabı yapılanlar ne ölçüde geçerli?
Protokol, densizlikleri önlemeli... Protokolün amacına uygun olması da davranış eğitimine bağlı... Protokol, öncelikle halkın yararını gözetip hakkı tesis etmek olmalı... Protokol, hadlerin bilinmesi ve gereğin yapılması olmalı... Protokol, kadim medeniyet değerlerimizi içselleştirip doğru üslup kullanmak, nezaketli davranmak-hareket etmek olmalı... Protokol, dokunulmazlık ve takıntı olmamalı; saygı ve saygısızlık arasındaki sınırı belirleyen çizgi olmalı... Bu kadar... Selam, sevgi ve saygılarımla.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.