Nokta (.); yuvarlak ve boyutları çok küçük im, benek, küçük benek, leke; cümlelerin bittiğini gösteren noktalama işareti... Nokta işareti, noktalama işaretleri arasında işlev olarak en fazla işleve sahip olan işaret... Nokta; cümle sonlarında, kelime kısaltmalarının sonunda, sıra belirtmek için, metinlerde maddelendirme yaparken, tarihleri ayırmada, saat ile dakikaları belirtirken sayıların arasında, kitap ve dergileri belirtirken künyelerin sonunda, internette ağ adresleri arasında, dört rakamdan daha büyük sayılarda üçerli şekilde rakamları ayırarak rakamlar arasında ve matematikte çarpma işareti olarak kullanılan işaret...
Nokta, bilindik görünen en küçük işaret... Nokta deyip geçmeyelim; “Küçümseme kimseyi, nokta da küçüktür; lâkin bitirir cümleyi...” (Mevlana Celaleddin-i Rumi'ye atfedilen söz)... Nokta; küçücük bir işaret gibi görünse de, düşüncede, sanatta ve varoluşta başlangıç ile son arasındaki sınırın remzi aslında... Nokta, hiçliğin içindeki varlık... Noktanın kapladığı yer var; o halde hacmi de var olmalı... Noktaların birlikteliği çizgi... Üç noktanın yan yana gelmesi, üç nokta... İki noktanın üst üste gelmesi, iki nokta... Noktanın dikey çizginin altına gelmesi ünlem... Bize göre görünen en küçük şeydir nokta... Noktanın içine girilse, daha nice noktalar da görülebilirdi elbette... Bu, noktaların cümbüşü olsa gerek...
Nokta, bir şeyin sonuna gelindiğinde tamam; bir sonraki şeye de devam demek... Nokta, dildeki anlam akışını durdurur, düşünceye nefes aldırır... Nokta, iradenin görünen değişmez imzasıdır... Nokta, tüm çizgi ve şekillerin başlangıcıdır... Bir ressam için nokta, harekete geçmenin ilk adımı... Renkler ve imgeler, küçük noktaların birliğini yansıtır... Arap alfabesinde ‘ب’ (be) harfinin altındaki nokta, hakikatin özü olsa gerek... Kur’an’ın tüm manası Fatiha’da; Fatiha’nın manası Besmele’de; Besmele’nin manası ‘ب’de; onun manası da altındaki noktada... O nokta, Allah’ın “Kün” (Ol) emri... Nokta, tevhidin (birliğin) simgesi... “Her şey, noktanın açılımıdır.” (Hallâc-ı Mansur)... Bir şeye nokta konması, bir dönemin kapanması... Her bir şey, geçmişe ve geleceğe yolculuk, bir noktadan başlar... ‘Nokta kadar’ dendiğinde, küçüklüğün içindeki derinliği ve büyüklüğü idrak edememek gayrimümkün... Nokta, sessizlik, boşluk değil, anlamın merkezi... Söylenen ve yazılan her söz, noktanın sessizliğinde dinlenir... Bu yüzden nokta, bir durak yeri... Matematikte noktanın boyutu yok; ancak bütün çizgiler, yüzeyler, şekiller ondan doğar... Evrenin de bir tek nokta iken genişlemekte olması söz konusu... Büyük Patlama, sonsuzluğun ilk kıvılcımı, bir tek noktanın içinde gizli... İç dünyamızda da öyle... Bir an, bir bakış, bir farkındalık noktası, bilinç alanımızın genişlemesine sebep... Nokta, zamanın ritmini belirleyen şey... Nokta; bir çizgi, bir hayat, bir nefes, bir evren... Evrenin genişlemesi, tek bir enerji noktasından başlar... Nokta, varoluşun çekirdeği... İnsanın kalbi de öyle...
İnsanın hayatı noktalarla örülü... Doğum, başlangıç noktası; ölüm, bitiş noktası... Hayat, bu iki nokta arsındaki noktalar... Her nokta, bir değişim... Ömür, düz bir çizgiden ibaret değil; noktalarının birbirine bağlandığı bir bütün... Kendi noktamızı fark ettiğimizde, doğru noktalarda olduğumuzda huzur ve mutluluk olur... Nokta, içimizdeki evrenin çekirdeği... Nokta; ne kadar küçük görünse de, içinde sonsuzluk barındırır... Kadim medeniyetimizde ‘nokta’, sadece geometrik bir terim değil, aynı zamanda var olmanın başlangıcı, bir olma (vahdet), ilahî hakikat ve insanın özü, nokta-i vahdet (birlik noktası)... Tasavvufta ‘nokta’, Allah'ın birliğini (tevhidi) ve bütün varlığın kendisinden neşet ettiği ilk başlangıcı... Kâinatın çokluğu (kesret), bu tek noktadan açılıp yayılmış... Bu perspektifte nokta, ilk cevher, akl-ı kül, eşyanın hakikatinin kaynağı... Sûfîlere göre, harflerin ve kitabın (Kur’an’ın) ve tüm ilahî ilmin, tüm varlığın aslı ve kaynağı, tek bir nokta (vahdet), nokta-i süveydâ (siyah nokta)... Kalbin derinliklerinde yer aldığına inanılan ve ilahî sırrın, hakikatin ve aşkın tecelli ettiği yer olarak kabul edilen manevî nokta... Bilim, bir nokta; bu nokta, soru, kıyas, yorum ve ifadelerle büyür, genişler ve açılır... Hakikat, bir nokta; ancak ona bakanların sayısınca farklı gerçekler gözükür, hakikat tektir lâkin algılanışı farklıdır... “İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı.” (Hz. Ali’ye atfedilen söz)... “Nokta büyük, siyah ve her şeyi tüketen bir daire... İçinde yokluk, yokluk, yokluk... Bir hiç!” (Necip Fazıl Kısakürek)... “Ben bir nokta oldum, dünya oldu bana... - Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Nokta.” (Nazım Hikmet Ran)... “Bir nokta, bir evrende sonsuzluğun başlangıcıdır.” (Victor Hugo)... “Her büyük düşünce, bir noktadan başlar.” (Friedrich Nietzsche)... “Nokta, bir şeyin sona erdiğini gösterir; ama her son, yeni bir başlangıcın habercisidir.” (Bertolt Brecht)...
Hülasa, nokta; özün özü... Nokta; geometrik bir kavram, ontolojik (varlıkbilimsel), epistemolojik (bilgibilimsel) ve mistik derinliğe sahip bir simge... Nokta koymadan, üç nokta noktaya havale edelim sözün özünü... Bilmemiz gereken tek nokta, düşüncenin varacağı en yüksek noktada hiçbir şey bilmediğimizi bilmek olmalı... Selam, sevgi ve saygılarımla.



ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.