İşten Atıldım, Ama Hakkımı Arayamıyorum Diyenlere Hukuki Gerçekler
Her hafta en az bir kişi aynı cümleyi kuruyor:
“Avukat bey, haklıyım ama uğraşmak istemiyorum.”
Bu cümlenin içinde hukuk yok aslında.
Korku var. Yorgunluk var. Bir de yıllardır öğretilmiş bir çaresizlik.
Türkiye’de işten çıkarılan insanların önemli bir kısmı, işten atılmaktan çok sonrasından korkuyor.
Mahkemeden… Masraftan… İş bulamamaktan…
Bir de herkesin diline doladığı o meşhur cümleden:
“Boş ver, zaten kazanamazsın.”
Oysa işin hukuki gerçeği bambaşka.
İşten çıkarılmak, tek başına hukuksuz değildir.
Ama neden çıkarıldığınız, nasıl çıkarıldığınız ve sonunda size ne teklif edildiği hukukun tam merkezindedir.
Bugün dosyalarımıza gelen birçok işçi, aslında sonuna kadar haklı.
Ama daha baştan kendini yenik sayıyor.
“Dava yıllar sürer” deniyor.
Doğru, kısa sürmeyebilir. Ama şunu kimse söylemiyor:
Hakkını hiç aramamak, davanın en kesin kaybıdır.
Üstelik artık her şey mahkeme salonunda başlamıyor.
Arabuluculuk var. Görüşme var. Masada çözüm var.
Birçok dosya, duruşma günü bile görmeden kapanıyor.
Bir başka yaygın inanış da şu:
“İspatlayamam.”
İş hukukunda bu cümle çoğu zaman yanlış.
Fazla mesai, haksız fesih, mobbing gibi konularda ispat yükü her zaman işçide değildir.
Kayıtlar, bordrolar, yazışmalar, tanıklar…
Çoğu işveren, bu yükün altından sandığı kadar kolay kalkamaz.
Asıl korku ise sessizce fısıldanır:
“Dava açarsam bir daha iş bulamam.”
Bu, yıllardır büyütülen bir efsane.
Hukukta hakkını aradığı için iş bulamayanlardan çok,
susmayı seçtiği için hakkı buharlaşan insanlar var.
Tazminat meselesi ise ayrı bir hikâye.
Çoğu zaman bir lütuf gibi sunulur:
“Bak paranı veriyoruz, daha ne istiyorsun?”
Oysa kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ya da izin ücreti;
işverenin iyi niyeti değil, kanunun emridir.
Hakkını istemek ayıp değildir.
Sessiz kalmak erdem değildir.
En tehlikeli cümle ise şudur:
“Zaten herkes böyle yapıyor.”
Hukuksuzluk tam da bu cümleyle normalleşir.
Bir şeyin yaygın olması, onu doğru yapmaz.
Sadece daha görünmez kılar.
Şunu net söyleyelim:
Hakkını arayamayan işçi, hakkı olmayan işçi değildir.
Sadece yalnız bırakılmıştır.
Hukuk, güçlü olanın değil;
hakkı olanın yanında durmak için vardır.
Ama o kapıyı çalmadan,
hiçbir şey kendiliğinden açılmaz.


ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.