SUDAN UCUZ

‘Sudan ucuz’, bir şeyin çok değersiz ya da aşırı ucuz olduğunun ifadesi... ‘Sudan ucuz’, ekonomik ve felsefî olarak bir çelişki... Su, hayat kaynağı... ‘Sudan ucuz’, fiyatının düşüklüğü düşünülerek neredeyse hiçbir şey etmeyen, değersiz şey anlamında... Tasavvufta ‘âb-ı hayat’, içene ölümsüzlük veren su... Ulaşılması zor, kıymetli içecek... Tasavvufta su, her zaman en alçak yerleri (çukurları) doldurması ve akıp giderken engellerin etrafından kibirle değil, uyumla dolaşması nedeniyle tevazu (alçak gönüllülük) simgesi...

Mâzide, her yerde doğadan ücretsiz elde edilebilen su, artık ücretli... Herkesin erişimine açık değil ve ticarî bir meta... Su, kolay bulunduğu ve erişimi kolay olduğu için ‘sudan ucuz’ idi... Günümüzde ‘sudan ucuz’, sorgulanır hâle geldi... Gerçekte su, asla ucuz değil elbette... Su, her bir şeyden daha değerli... Su olmadan hayat birkaç gün içinde sona erer... Tarım, sanayi, enerji ve sağlık tamamen suya bağlı... Temiz içme suyuna erişim dünyadaki milyonlarca insan için hâlâ çok zor... İklim değişikliği ve kuraklık, suyu stratejik bir kaynağa dönüştürmüş durumda... Bu nedenle, hiçbir şey, sudan ucuz değil; su, her bir şeyden çok daha kıymetli... Ekonomideki paradoks, ‘elmas mı su mu?’... İnsan hayatı için su çok daha gerekli, ancak elmas daha pahalı... Elmas, nadir olan element... Su, birçok yerde bolca bulunan element... Piyasa fiyatı ihtiyaçtan çok,azlığa-çokluğa göre oluşur... ‘Değer’ ile ‘fiyat’, aynı şey değil... İnsan çölde susuz kaldığında; bir bardak su,bir avuç elmastan daha kıymetli olur...

Sömürü ve zulmün olduğu her yerde, şartta ve durumda; emek, kolay harcanabilmekte... Bilgi, hızla ve kolayca tüketilebilmekte... İnsan ilişkileri, sıradanlaştırılabilmekte... Böylesi hâllerde ‘sudan ucuz’, sadece fiyat değil; değer de hafife alınabilmekte... Su, en büyük servet, nimet... Maalesef en hayatî şeylerin değerini, onları kaybetme ihtimali ortaya çıkınca anlarız...Dünyada suyun en pahalı olduğu yerler; kurak iklime sahip,doğal tatlı su kaynakları sınırlı,deniz suyunu arıtmak zorunda kalan,altyapı maliyetleri yüksek olan ülkeler... Şişelenmiş içme suyu ve şehir şebeke suyu... Birçok yerde musluk suyu, ucuz; lâkin içilebilir değil... Bu yüzden pahalı olan şişe suyuna muhtacız... Suyun çok pahalı olduğu ülkeler; Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, İsrail, Singapur, turistik adalar ve küçük devletlerde (Maldivler, Bahamalar vb. yerler), İzlanda (ithal ürünlerde) ve bazı Afrika çöl bölgeleri... Katar, dünyanın en kurak bölgelerinden biri... İçme suyunun büyük kısmı deniz suyunun arıtılmasıyla elde edilmekte... Tuzdan arındırma (desalinasyon) çok enerji tüketimi gerektirmekte... Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai gibi şehirlerde içme suyu, arıtılmış deniz suyundan elde edilmekte... Çöl iklimi nedeniyle su stratejik bir kaynak... Kuveyt’te doğal tatlı su kaynakları çok az... Kuveyt, dünyada kişi başına düşen doğal su miktarı en düşük ülkelerden biri... İsrail, su teknolojilerinde ileri düzeyde... Deniz suyu arıtma ve damla sulama sistemleriyle su krizi yönetilmeye çalışılmakta... Suyun ekonomik değeri oldukça yüksek... Singapur’un doğal su kaynakları sınırlı... Singapur, suyu geri dönüştürme teknolojileriyle ünlü... ‘NEWater’ sistemiyle atık su yeniden kullanılabilir hâle getirilmekte... Turistik yerlerde şişe suyu, çok pahalı... Zira taşıma maliyetleri yüksek,temiz su kaynakları sınırlı... Gelecekte,su daha da değerli olacak! İklim değişikliği,nüfus artışı,kuraklık, kirlenme ve yanlış tarım politikaları nedeniyle... Su, gerçek servet...

‘Sudan ucuz’, ekonomik bir ifade ve insanın değer algısını sorgulayan bir söylem... Her zaman, insan, en değerli olanı, en kolay ulaştığı için değersiz zanneder... Sudan daha ucuz olan ne var, ne yok? Fiyat değil; değer, alışkanlık ve farkındalık üzerine odaklanmak lâzım... Zihnimiz, zor bulunanı değerli ve sürekli elimizin altında olanı sıradan görürüz... Havanın ücretsiz olması, güneş ışığının her gün doğması ve suyun akması gibi... Hava, güneş ışığı ve su olmadığında hayat sona erer... Gerçekten, sürekli olan şey, sıradanlaşır... Ne yazık ki, günümüzde birçok değer hızla tüketilmekte ve ucuzlaştırılmakta... Emek, söz, bilgi, iletişim, ilişki ve insanlık gibi... Unutmayalım, su ucuz olabilir, ancak susuzluk daima pahalı... Sevgi sıradan olabilir, lâkin sevgisizlik son derece ağır... Sağlığa dikkat edilmediğinde; hastalık, sağlığın kıymetini öğretir bize... Zaman,hoyratça harcandığında, değeri anlaşılır... Sudur,nefestir,zamandır,güvendir,sevgidir parayla ölçülemeyen şeyler... Su, çok büyük bir nimet... Kuyudan çekilen, pınardan akan, nehirlerden taşan, emeğin, sermayenin ve pazar çarklarının ötesinde bir varoluşa sahip olan nimet... Kadim medeniyetimizde su, referans noktası imiş... Bir meta sudan ucuz ise, orada zahmetsiz bir edinim ve gözden çıkarılabilir bir maliyet var demek imiş... Su’ya hep hürmet edilmiş ve ‘su gibi aziz ol.’ denilmiş...

Bugünün dünyasında su; ambalajlanan, faturalandırılan, küresel krizlerin ve jeopolitik gerilimlerin merkezine yerleşen bir ticaret nesnesine dönüşmüş... Sanayi devrimi ve ardından gelen dijitalleşme nedeniyle, ‘sudan ucuz’ kavramı, pazar tezgâhlarından dijital alışveriş sepetlerine taşınmış... Üretilen bir kıyafet, bir teknolojik araç, bir ev eşyası, şaşırtıcı bir lojistik ağla kapımıza kadar gelebilmekte ‘sudan ucuz’ fiyatlara alıcı bulabilmekte... Aslında, bir şey olması gerekenden çok daha ucuzsa, onun bedelini başka bir yerde, başka biri ya da doğa ödemekte... ‘Sudan ucuz’ tüketebilmemiz için, dünyanın bir başka coğrafyasında insanlık dışı şartlarda, çok düşük ücretlerle çalışanlara ihtiyaç duyulmakta... Hızlı tüketim döngüsüne giren her ucuz ürün, üretilirken tonlarca temiz su tüketilmekte, karbon salınımına yol açılmakta ve sonuçta dünyamız kirletilmekte... Bir nesnenin ya da kavramın fiyatının/bedelinin/değerinin düşmesi, onun insan zihnindeki değerini de aşağı çekmekte... Kırıldığında ya da eskidiğinde yenisini almanın tamir etmekten daha hesaplı olduğu hengâmede, eşyayla kurduğumuz, anılarla tezyin ettiğimiz her bir şey yok olmakta... Bir eşyayı yıllarca koruyan, ona ihtimam gösteren mütevazı ve kadirşinas duruşun yerini ‘al, kullan, at’ almakta... İlişkilerin, sözlerin ve bilginin yerini dezenformasyon ve yaprakların hışırtısının alkış olarak sunulması doldurmakta... Dijital dünyada bilgiye ulaşmak, sudan ucuz...

‘Sudan ucuz’, bize geçmişin bolluk ve kıymet anlayışından miras kalmış estetik bir ölçü... Gerçek zenginlik, her şeye sudan ucuz fiyatlarla sahip olabilmek olmamalı... Suyun, emeğin, zamanın ve elimizdekilerin kıymetini yitirmeden anlamak gerek... Yoksa ucuz sandığımız hiçbir şeyin bedelini ödemeye gücümüz yetmez... Selam, sevgi ve saygılarımla.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.