PAHALI

‘Paha’(Fince, Estonca, paha; eski Norsça / Old Norse, bágr); zor, çetin, kötü, fenâ, kötü huylu... ‘Paha’ (Farsça, pahla/pehle;eski Farsça, Parθava -Part diyarı; orta Farsça, Pehlevi/Pahlaw);bir bölge adı (tarihi Metropolis), değer, kıymet, bedel...Paha (bahâ), bir eşyanın fiyatını sormak için kullanılan ifade... ‘Paha biçilmez’, değeri ölçülemeyecek kadar yüksek olan şey... Baha, ‘paha’ kelimesinin Osmanlı Türkçesiyle söylenişi... Pahalı, yüksek fiyatlı anlamında...

Nesnelerle ve hizmetlerle kurulan ilişkinin çeşitli ölçütlerde günlük hayatta dile getirilmesidir ‘fiyat’ kavramı... Bir ürünün üzerine iliştirilen rakamlar, ürünü ekonomik bir düzleme yerleştirir ve zihnimizde ‘pahalı’ veya ‘ucuz’ diye etiketlendirir... Pahalı ve ucuz, cüzdanımızın sınırlarını belirleyen matematiksel değerler olarak ortaya çıkar... Sonrasında dağarcığımızda derin felsefî, sosyolojik ve psikolojik anlamlar yüklü iki sözcüğe dönüşür... ‘Pahalı’ ve ‘ucuz’ kavramlarını anlamak için öncelikle ‘fiyat’ ile ‘değer’ arasındaki farkı algılamak gerek... Mânânın cuk diye oturduğu söz: “Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.” (Oscar Wilde)... Bir nesnenin pahalı olması, onun her zaman yüksek bir değere veya kaliteye sahip olduğu anlamına gelmez... Ucuz olması da değersiz ya da kalitesiz olduğunu göstermez... Pahalı, sadece bir statü göstergesi, nadirlik algısı ya da lüks tüketimin ortaya çıkardığı yapay bir arzunun sonucu... Ucuz, üretim teknolojilerinin gelişmesiyle geniş kitlelere ulaşan bir standardizasyon ve emeğin sömürüldüğü küresel çarkın ürünü... Pahalı ve ucuz, nesnenin kendi öz varlığından ziyade, toplumun ve piyasanın ona biçtiği dönemsel bir eder...

Sosyolojide pahalı ve ucuz, toplumsal sınıfların ve kimlik inşasının aparatları... Pahalı olana erişim, bireye o nesneye sahip olma ayrıcalığını ve toplum içinde belirli bir statüyü, gücü ve prestiji satın alma illüzyonunu sunan durum... Thorstein Veblen’, ‘Aylak Sınıfın Teorisi’ adlı eserinde ‘gösterişçi tüketim’diyerek ‘pahalı ve ucuz’ kavramına farklı bir perspektif çizmiş... Bir nesnenin pahalı olması, başkalarının ona kolayca erişememesi demek... Bir nesnenin ucuz olması ise, insanların ona erişebilmesi... Bilginin, teknolojinin ve temel ihtiyaç maddelerinin ucuzlaması, toplumsal adâletin ve refahın tabana yayılması açısından önemli... Tüketim çılgınlığının körüklendiği günümüzde ucuzluk, ‘al, kullan, at’ kültürünü beslemekte... İnsanları doyumsuzluğa ve çevre kirliliğine sürüklemekte... Bir şeyin pahalı ya da ucuz olması bahanesiyle tüketim ve üretim arasında ilişkilendirme yapmak ne kadar doğru? Aslında, asıl mesele edep-terbiye-ilim-irfan-tevazu-kanaat meselesi... Psikolojide pahalı,güven;ucuz,şüphe oluşturan etkenler... Zihnimizin belirsizlikleri çözmek maksadıyla kullandığı bahane: Pahalıysa kalitelidir, ucuzsa vardır bir illeti... Bu, tüketici psikolojisi... Yüksek bir fiyat etiketi, alıcıya bilinçaltında bir güven ve tatmin duygusu verir... Bir ürünün fiyatı, algıyı manipüle eder, yapay olarak fiyatı yükseltir... Aşırı ucuzluk ise, şüphe oluşturur... Ürünün çok ucuz olması, bize ürünün arkasındaki işçilik kalitesinden, kullanılan malzemelerin sağlığa uygunluğuna kadar bir dizi etik ve pratik durumu sorgulatır... Bilinçli tüketici, pahalı bir yanılgıya düşmez; ucuzun içindeki saklı kaliteyi görür... Ürün bedelinin arkasındaki boş abartıyı ayırt edebilir...

Nedir mühim olan şey? Nedir ürünün pahalı ya da ucuz olmasının arka planındaki gerçek?Akıllı tüketimde ve gerçek maliyeti algılamada millî ve evrensel boyutta tutarlı olabilmektir, meseleyi bam telinden anlayabilmek... Aslında, pahalı ve ucuz kavramları yeniden tanımlanmalı... Sürdürülebilirlik, çevre bilinci ve etik ticaret vb. kavramlarla ucuz ve pahalı ayrımı yapılmalı... Bir şeyin ucuz olmasının dünyaya maliyetinin çok pahalı olabileceği fark edilmeli... Meselâ; çok ucuza alınan bir kıyafetin, su kaynaklarını hızla tükettiği görülmeli... Çocuk, kadın ve köle işçi emeği düşünülmeli... Ucuza mâl edilen bir şeyin gerçek maliyet değeri göz önünde bulundurulmalı... Her bir şeyin bedeli var! Emek kutsal... Sömürüye ve zulme aman verilmemeli... İnsan olunmalı, insan kalınmalı... ‘Ucuz ve pahalı’ yerine emeğin ve maliyetin gerçek değeri dikkate alınmalı... Uzun ömürlü, tamir edilebilir ve çevre dostu pahalıbir ürün, zamana yayıldığında; ucuz olan bir alternatife göre çok daha ekonomik ve vicdanî bir tercihtir aslında... Ucuz ve pahalı arasında denge kurulmalı, her bir şey ihtiyaç olduğu için üretilmeli ve tüketilmeli... Sömürünün görünür adı moda vb. yozlaşmalara geçit verilmemeli...Hayatın gerçek dengesi, insan odaklı yaklaşım üzerine konuşlandırılmalı...

Unutmayalım, pahalı ve ucuz, sadece cüzdanımızdaki paranın miktarını ölçen terimler... Ucuz ve pahalı, bizim nesnelerle, doğayla ve birbirimizle kurduğumuz ilişkinin kalitesini yansıtan ayna olmalı... Önemli olan, hayatı sadece etiketlerin sınırlılığı üzerinden okumak değil; parayla satın alınamayacak değerlerin (zaman, huzur, sağlık, bilgi ve sevgi) paha biçilemez olduğunu unutmamak... Gerçek zenginlik, pahalı şeylere sahip olmak değil, ucuz ya da pahalı fark etmeksizin her şeyin ardındaki emeği, değeri, kaliteyi ve anlamı görebilmek... Gerisi, lakırdı... Selam, sevgi ve saygılarımla.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.