Hazır okullar açılmışken, ne zamandır aklımda olan “akran zorbalığı” konusunda yazmak istiyordum. Keşke böyle bir olaya denk gelmeseydi. Birkaç gün önce Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralanması, akran zorbalığını ve çocukları şiddete götüren nedenleri bir kez daha düşünmemize neden oldu: Bir çocuk, okulun önüne elinde silahla neden gelir?
Aslında sorunun tek bir cevabı yok. Zaten okul saldırılarını sadece bir nedene, bir kişiye ya da bir ana bakarak anlamaya çalışmak da bizi asıl meselelerden uzaklaştırır. Akran zorbalığı, dışlanma, öfke, yalnızlık, şiddetle kurulan ilişki, çevreden öğrenilen davranışlar ve silaha erişim gibi pek çok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Üstelik burada önemli bir ayrım var. Zorbalığa uğrayan her çocuk şiddete yönelmez. Zorbalık yaşayan çocukları potansiyel birer saldırgan gibi görmek, çözüm olmadığı gibi başka bir haksızlığa da yol açar. Önemli olan, çocuğu etiketlemeden yaşadığı sıkıntıyı zamanında fark edebilmek.
Bir çocuk sürekli dışlanıyorsa, aşağılanıyorsa, tehdit ediliyorsa ya da kendisini çaresiz hissediyorsa bunu “Çocuklar arasında olur böyle şeyler.” diyerek geçiştiremeyiz. Çocukların dünyasında küçük gördüğümüz bir sözün, bir alayın ya da sürekli tekrarlanan bir dışlamanın ne kadar ağır bir karşılığı olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım.
Çocuklar, yaşadıkları sorunları her zaman yetişkinlere anlatmayabilir. Bazen sessizleşir, bazen öfkelenir, bazen de bambaşka bir davranışın arkasına saklayabilirler. O yüzden “Bir sorun mu var?” diye sorup geçmek yerine gerçekten dinlemek de önemli.
Bir başka mesele de şiddetin çocukların hayatında giderek daha görünür hale gelmesi. Evde, okulda, sokakta, dijital oyunlarda, televizyonda ya da sosyal medyada şiddetle nasıl karşılaştıkları ve bunun nasıl sunulduğu, çocukların dünyayı algılama biçimlerini etkileyebiliyor. O yüzden değerlendirme yaparken çocuğun içinde bulunduğu çevreye, ilişkilerine, gördüklerine ve yardım istediğinde karşısına çıkan dünyaya da bakalım.
Çocukların kendilerini en güvende hissettikleri yer, evlerinden sonra okulları olmalı. Bir çocuğun dışlandığını, incindiğini, yalnız kaldığını ya da öfkesinin giderek büyüdüğünü fark etmek için illa geri dönüşü olmayan bir olay yaşanmasını beklememeliyiz. Bir çocuğu kaybetmeden önce görmeli, dinlemeli ve elinden tutmalıyız. Bu konuyu bir sonraki yazıda konuşmaya devam edeceğiz.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.