• 21 Ekim 2026, Çarşamba

Bir Kezden Ne Olur?

“Hadi ama, sadece bir defa. Herkes bir kere dener, kimse fark etmez.”

Ne kadar tanıdık bir baskı, değil mi? Biraz ısrar, biraz küçümseme, biraz da gruptan dışlanma korkusu… Özellikle ergenlik döneminde, bir yere ait olma isteği ağır bastığında bu birkaç cümle, bir gencin kararını değiştirmeye yetebilir.

Oysa mesele yalnızca uzatılan bir nesne ya da ilk kez denenecek bir alışkanlık değil; baskı karşısında kendi kararını verebilmektir.

Kimi zaman zararlı bir alışkanlığı olan kişi, karşısındakini de aynı davranışa yönlendirme eğilimi gösterebilir. Çünkü insan, yaptığı şeyde yalnız olmadığını bildiğinde, kendi seçimini daha kolay normalleştirir. Yanında başkaları da varsa, yanlış olduğunu bildiği bir davranışın yükü hafifler. Bu sayede kendi kararını sorgulamak yerine, başkalarını da aynı karara ortak etmeye çalışır.

Israrları yerini bulmadığında ise başka yöntemleri devreye sokar: “Korkuyor musun?”, “Bir kereden ne olacak?”, “Bebek gibi davranma!” Amaç artık ikna etmenin ötesinde, karşısındakini utandırarak kararından vazgeçirmektir.

Böyle bir durumda uzun uzun açıklama yapmak ya da kendimizi kanıtlamak zorunda değiliz. Bazen yalnızca “Hayır, istemiyorum.” demek yeterlidir. Israr sürüyorsa, “Beni utandırmaya çalışman cevabımı değiştirmeyecek.” diyerek sınırımızı netleştirebiliriz. Zira bir şeyi reddetmek için başkalarını ikna etmek zorunda değiliz. “İstememek”, tek başına yeterli bir nedendir.

Hayır diyen bir genç korkaklıkla suçlanabilir, arkadaş grubunun dışında bırakılmakla tehdit edilebilir. Bütün bunlar, insanın kendi kararından şüphe etmesine yol açabilir. Ne de olsa ergenlikte kabul görmek, sanıldığından daha önemlidir. Ancak başkalarının yaptığı bir şeyi yapmak, o davranışı doğru hale getirmez; reddetmek de insanı eksik ya da güçsüz yapmaz.

Gençler bazen sırf gruptan ayrı kalmamak adına kendi içinden gelmeyen davranışlara yönelebilir. Bu yüzden onlara sadece zararlı alışkanlıkların sonuçlarını anlatmak yetmez. Baskıyla karşılaştıklarında hayır diyebilmeyi, kararlarının arkasında durabilmeyi ve kabul görmek uğruna kendi sınırlarından vazgeçmek zorunda olmadıklarını da öğretmek gerekir. Bunun yolu, sözlü olarak art arda öğütleri sıralamaktan değil, onların kararlarına saygı duymaktan ve kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir ortam sunmaktan geçer.

Unutmayalım: Asıl cesaret, herkes başka bir şey yaparken kendi kararının arkasında durabilmektedir. Bir gruba ait olmak, kendinden vazgeçmek demek değildir. Gerçek arkadaşlık, birini kendi sınırlarını aşmaya zorlamakla değil, o sınırlara saygı duymakla başlar. Gençlerin bunu bilmeye, hissetmeye ve gerektiğinde tek başlarına da olsa hayır diyebileceklerine güvenmeye ihtiyaçları var. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.