Takip Et

Ceren AKBAŞ

Kişiden, kişiye değişken kişilik

26 Ekim 2018, Cuma

     

Değerli Denge okurları,

Ara ara blog sayfalarını incelemeyi severim.İşte o blog sayfalarından birinde bir yazı okudum.İnce ince kurduğu cümlelerindeki gerçeklik payını görmezden gelemedim.Sizlerle payLaşmak istedim.İyi okurlar..

"Bakış açısı dediğimiz hadise kişiden kişiye ne kadar çok değişiklik gösteriyor… Hani bir de vurdumduymazlar var, “aynı düşünmemiz gerekmez, herkesi olduğu gibi kabul edelim” diyen aşırı hümanistler de söz konusu elbette… Herkesi olduğu gibi kabul ederim, o doğru ancak insanlık adına zarar verdiğini düşündüğüm kişilere de şu imajı sergilerim: “ Tamam, ne yapalım bundan sonra değişmezsin, sen böyle birisin ve ben ne dersem diyeyim bildiğini okumaya devam edeceksin. Seni olduğun gibi kabul ediyorum ancak yakınımda değil, uzağımda kal…” Bu şekilde sözlere dökmeye çekinsem de, jestler ve mimikler bu yargıyı oldukça açık bir şekilde ifade eder… Peki “orada kalsın” diye yaklaştığım kişilik tipleri neler mi? Hemen başlıyorum açıklamaya…

Öncelikle “ben merkezci” tipler… Hani var ya küçük dağları ben yarattım, büyükler zaten vardı şeklinde dolaşanlar… Dikkat edin bu insan cinsi hiçbir şeyi beğenmez, kendi yaptığı dışında… Katiyyen eleştiriye tahammül edemez, onu eleştirdiğiniz takdirde dünyanın en kötü insanı olursunuz. Hep pohpohlanmak ister. Aslında bakarsanız halinden memnun değilmiş, başarısızmış gibi bir hal içerisine girse de asıl amacı başkalarının onu övmesini sağlamaktır. Sürekli başkalarını kendisiyle kıyaslar, bakışlarına bile yerleşmiştir üstünlük ve diğerlerini küçümseme… Egosu tavan yapmıştır, sıfır hatayla yaşamaya çalışır ve bu yüzden hep mutsuzdur… Bu tiplerden kaçınız. Zira onarılamaz bir psikolojik rahatsızlık söz konusudur çünkü eleştiriye kapalılık mevcuttur…

Her şeyden yakınan, aşırı karamsar ruh yapısına sahip olanlar… Bu tiplerle iç içe olmak sürekli siyah renge bakmak gibi… Onlara göre dünya kahrolası bir yerdir, insanlar güneşin doğuşuna hasret yaşamalıdırlar, hayattaki hiçbir şey onları mutlu edemez… Neredeyse gözümüzün üzerinde neden kaşımız var diye oturup ağlayacak kişiliklerdir… Kaşlar hep çatıktır, ufak şeylerden bile sevinmeyi bilmezler, onlar için beyaz da gri de yoktur, her şey kapkaradır… Memleketi saatlerce kurtarmaya çalışır, sonra hiçbir şeyi çözüme bağlayamadan “bu ülke nereye gidiyor” diye hayıflanarak eli kolu bağlı otururlar… Bu tiplerden uzak durunuz. Zira hayat güzellikleri keşfetmeye çalıştıkça, karamsarlıktan kurtuldukça güzelleşir…

Bir de çocukları sevmeyenler var… Özellikle yolculuklarda bu tiplere sinir oluyorum. Hatta bu durumla ilgili kısa bir anımı paylaşayım hemen. Bir gün İzmir’den Balıkesir’e yolculuk yapıyorum oğlumla , otobüste de diş çıkartmanın gerginliğiyle ağlayıp duran bir bebek var, hemen arkamızda oturuyorlar… Bebek huzursuz, kaşınan dişleri yüzünden sürekli ağlamakta… Annesi Alman, babası Türk konuşmalarından anlıyorum. Bebek ağladıkça oğlum arkasına dönüp onu güldürmek için binbir türlü şebeklikler yapıyor ama nafile bebek bir türlü susmuyor… Benim içim acırken, ne yapmalı diye düşünürken arkadan bir ses geliyor: “Yeter artık susturun şunu çekmek zorunda mıyız biz?” Öyle sinirleniyorum ki anlatamam… Çocuk olsa anlatırsın, laftan anlar; bu daha altı aylık bir bebek… Öylesine acılı bir şekilde keyfinden ağlamadığı da belli, hangi duygusuzluk bu şekilde bir cümle kurdurabilir ki insana? Anne daha da panikliyor, koridorda battaniyeyle bebeği sallamaya çalışıyorlar ama bebek acılı bir şekilde ağlamaya devam ediyor… Sonra bir anda aklıma geliyor, yanımda salatalık var, Yiğit çok sever, her yolculuğumda koyarım çantama serin serin yesin diye. Diş çıkartırken de çok işe yaramış, hem kaşıntısını almış hem de serinletmişti… Hemen çıkarıyorum çantamdan bir tane, uzatıyorum bebeğe doğru, tutuyor küçücük parmaklarıyla, ağzına götürüyor ve derin bir sessizlik… Otobüsteki herkesin yüz ifadesi: “Oh, kurtulduk sonunda” diyor, ben ise: “Rahatladı yavrucak, ne güzel” diye düşünüyorum… Annesi “ Danke schön” diyor usulca, babası:” Çok sağ olun size minnettarız” diyor ben ise onları susturuyorum bağırarak, diğerlerinin duymasını sağlayarak: “ İnsanlık ölmedi ya” diyorum… İşte böyle çocuk sevgisi taşımayan, yalnızca kendisini düşünen, her şeyden “uf”layan tiplere bakmayınız bile… Onların yüreği bomba yüklüdür, patlayınca önce kendisini katleder…

Herkesin yaradılıştan ötürü farklılık taşıması olası bir durumdur, kabul ediyoruz hepimiz… Tek insan tipinden oluşan bir dünyanın sıkıcılığı da malum ancak “sevgi, hoşgörü, saygı, empati” gibi evrensel kavramlar vardır ki, bunlardan birisinin noksanlığı tüm insanlığı yokuş aşağı sürükler… Ufak tefek sorunlar herkeste vardır, kimse dört dörtlük değildir ancak “insan”a değer vermeyen, çocukları sevmeyen, bireyleri “ötekileştiren” kişiliksiz kişiliklerden kaçınız baylar bayanlar zira bu kısa dünyada tek arzumuz iyilikle, mutlulukla, sevgiyle yaşamak…"

Kişiliği olan kişilere denk gelmeniz temennisiyle...

Hoşçakalın. 



Yazarın Tüm Yazıları

Eski fotoğraflar ve anılar

18 Ağustos 2020, Salı

Bekle bizi

18 Temmuz 2020, Cumartesi

Sosyal mesafeli "Yaz"

29 Haziran 2020, Pazartesi

Kedi mi? Ben mi?

3 Aralık 2019, Salı

Cahil insanların en belirgin 10 özelliği

5 Kasım 2019, Salı

Her şey.. "Eksik"

30 Temmuz 2019, Salı

Size İyi Gelen Şarkılar Dinleyin

27 Haziran 2019, Perşembe

"Sokak Fotoğraf(çı)ları"

20 Haziran 2019, Perşembe

"Eksik Hayatlar"

11 Haziran 2019, Salı

Sonra... Sonra, masal oluyor

28 Mayıs 2019, Salı

Hasta ruhlar

21 Mayıs 2019, Salı

Kendinin Farkına Varmak

14 Mayıs 2019, Salı

Üsküp'te "Eski Ramazanlar"

7 Mayıs 2019, Salı

Mitoloji dilinde "Aşk"

2 Mayıs 2019, Perşembe

Ben Babamın Kızıyım

26 Nisan 2019, Cuma

İşte böyle "Özlemek"

19 Nisan 2019, Cuma

Stres"siz"siniz

9 Nisan 2019, Salı

"Ayna gibiyim, bakan kendini görür"

3 Nisan 2019, Çarşamba

Aklınıza sahip çıkın

30 Mart 2019, Cumartesi

"Narsist" çocuklar

26 Mart 2019, Salı

İkigai (Varoluş sebebi)

12 Mart 2019, Salı

Kutlu olsun "Kadın" olmak

7 Mart 2019, Perşembe

Müsadenizle!

27 Şubat 2019, Çarşamba

Masal Köyü

23 Şubat 2019, Cumartesi

Bu izler gerçek

18 Şubat 2019, Pazartesi

Özlem Kaybı

13 Şubat 2019, Çarşamba

Simurg (Anka Kuşu) Efsanesi

7 Şubat 2019, Perşembe

Ne güzel bir tadı vardır yaşanmışlıkların

1 Şubat 2019, Cuma

Karar verin! Bu hayat sizin

23 Ocak 2019, Çarşamba

Mavi Gözlü Dev 117 yaşında

17 Ocak 2019, Perşembe

Soğuk hava etkisi

10 Ocak 2019, Perşembe

Yeni Şeyler Söylemek Lazım

5 Ocak 2019, Cumartesi

DOĞRU NEFES ALMAK

28 Aralık 2018, Cuma

Hava soğuktu, unutulanlar çoktu

14 Aralık 2018, Cuma

En değerliye...

7 Aralık 2018, Cuma

Ve insan, yeryüzünün efendisi

30 Kasım 2018, Cuma

Âh mine’l Aşk.. Kalbe düşmüş üç harfli bir imza..

23 Kasım 2018, Cuma

Muhabbet-i Hüzün

16 Kasım 2018, Cuma

Nefes kadar kısa..

9 Kasım 2018, Cuma

Yeterince olmak, "En" gerçek olmak

2 Kasım 2018, Cuma

Kişiden, kişiye değişken kişilik

26 Ekim 2018, Cuma

"İki portakal ye geçer"

19 Ekim 2018, Cuma

Hayat kısa, güzel yaşamak, değer vermek gerek

12 Ekim 2018, Cuma

Sesi, yüzü gider, kokusu kalır

5 Ekim 2018, Cuma

"Güneş-Ana"

30 Eylül 2018, Pazar

Özlemle Anıyoruz

28 Eylül 2018, Cuma

DOLMUŞ GÜNLÜĞÜ

21 Eylül 2018, Cuma

Susarsınız

7 Eylül 2018, Cuma

Dün gitti, Yarın gelmedi; Anı yaşa!

31 Ağustos 2018, Cuma

Öyle Bir ''An''da !

17 Ağustos 2018, Cuma

Her açıdan sosyal medya

10 Ağustos 2018, Cuma

Güneşe gülümseyin bu sabah

3 Ağustos 2018, Cuma

Ne geride kalan, ne de ileride sana sunulacak olan..

27 Temmuz 2018, Cuma

Biraz daha zaman olsa ...

20 Temmuz 2018, Cuma

Empati Sendromu

13 Temmuz 2018, Cuma

Sadece Çocuktum

6 Temmuz 2018, Cuma

Yorduk kendimizi, yorulduk!

29 Haziran 2018, Cuma

Hayaller kurun çocuklar

22 Haziran 2018, Cuma

Hafızalar da anlamlı kalsın diye

13 Haziran 2018, Çarşamba

Bize biraz huzur gerek

9 Haziran 2018, Cumartesi

Unutmayın! "Mutluluk genç tutar insanı"

29 Mayıs 2018, Salı

Teşekkürler Memur Bey..

11 Mayıs 2018, Cuma