Takip Et

Bülent ÖZTÜRK
[email protected]

KİM BU ADAM!

23 Haziran 2017, Cuma

     

KİM BU ADAM?

Yavaş yavaş Aydın’ın havasına, suyuna ve insanına alışmaya başladım. İlk köşe yazımda da belirttiğim gibi, bu şehir, ayak bastığım günden itibaren bende müthiş bir ‘samimiyet’ hissi uyandırdı.

İnsanları sıcak, dost canlısı ve yardımsever…

Zaman ilerledikçe, Aydın’ı ve çevresini dolaşmaya, insanıyla birlikte, doğasını, ekonomisini, geleneklerini keşfetmeye, bir gazeteci için olmazsa olmazlardan biri olan ‘kent hafızası’ birikimini özenle oluşturmaya başladım.

SONDAJ ÇALIŞMALARI BAŞLAMIŞ…

Ben bu ‘tanıma’ sürecini yaşarken değişik çevreler de benim kim olduğum konusunda bilgi sahibi olmak için sondaj çalışmalarına başlamış doğal olarak…

Meraklanmaları da çok normal…

Sadece Aydın’ın değil, bölgenin en güçlü medya gruplarından biri olan Denge Medya Grup’un ve İzmir-Aydın Muğla kuşağındaki tek uydu televizyonu olan tvDEN’in Genel Müdürü Bülent Öztürk…(!)

Durum bu olunca, “Kim bu adam?” sorusunu kendi kendine sorma ihtiyacı duyan meslektaşlarımı, bürokratları, siyasileri ve okuyucularımı ilk elden bilgilendirmek amacıyla bu yazıyı kaleme aldım…

İstedim ki beni benden öğrensinler ve burada yazdıklarımın dışında bir tavır içerisine girdiğimde de karşıma çıkıp hesap sorma hakkını kendilerinde bulsunlar…

HARBİ GAZETECİ Mİ İLİŞKİ GAZETECİSİ Mİ?

Bu meslekte 37 yılımı doldurdum…

Ama meslek hayatımın hiçbir döneminde, son yıllarda yaşadığım kadar kötü bir döneme tanık olmadım…

Artık gazetecilik yapmak için iyi yazmak, iyi haber yapmak, iyi belgeler araştırıp, bulup ortaya çıkarmak yeterli değil…

Her dönem niteliğini ve direncini kaybetmediğine inandığım gazeteci-yazarlardan biri olmayı her şeye rağmen başaran Ruşen Çakır’ın dediği gibi, iki tür gazetecilik var:

Biri harbi gazeteci, diğeri ise ilişki gazetecisi…

 

Dilerseniz Ruşen Çakır’ın kaleminden bu iki tür gazetecilerin özelliklerini hemen anımsayalım:

 

“Bunca yıllık deneyimim bana iki tür gazeteci olduğunu gösterdi: Bir yanda sadece haberini yapan, görüntüsünü çeken, sayfasını çizen, başlığını atan, özgürce yorumunu yazan harbi gazeteciler var; diğer yanda kurduğu ilişkilerle medyada yol alanlar…

İkinci gruptakiler için söylenecek fazla bir şey yok. Onların ömrü, ilişki kurdukları iktidar sahiplerinin ömrüyle doğrudan orantılıdır. Bakınız “iktidarların ve gücü elinde bulunduranların” eteklerinde “büyük gazeteci” geçinen kibir abidelerinin günümüzdeki durumu. Tabii içlerinde azımsanmayacak sayıda “her devrin insanı” da vardır. Bir bakarsınız “zamanın ruhu” kavramını keşfetmiş ve düne kadar küfrettikleri, başına çorap örmek istediklerinin saflarına geçmişlerdir. Asker ya da sivil fark etmez, onlar için önemli olan bir vesayetin altına sığınmaktır.”

 

NE REZİL ET NE DE VEZİR…

Biz gazeteciler kendi aramızda, bu mesleğin kutsal bir meslek olduğuna inanırız…

Özellikle bizi yetiştiren ağabeylerimiz, bu kutsallığı anlatırken kendilerinden geçerdi…

Derlerdi ki; gazetecilik, ‘insan hakkını koruyan’ en önemli mesleklerden biridir…

Derlerdi ki; gazetecilik haksız yere vezir de eder rezil de…

Derlerdi ki; gazetecilik, adalet terazinin en hassaslaştığı meslek dalıdır…

Derlerdi ki; bu mesleği yaparken oluşacak en ufak bir yanlışlık, kasıt, dikkatsizlik; en büyük günah olan kul hakkının yenmesi ihtimalini inanılmaz boyutlara çıkarabilecek şekilde kendini gösterebilir…

İşte bunun için kutsaldır gazetecilik…

İşte bunun için kalemi oynatacak bir hale gelindiğinde, yazmak yerine kırmak en doğru olanıdır…

 

NAMUS ÇİZGİSİ…

Rahmetli babam bir öğretmendi...

Çok sık sık devreye girip beni öğütlerle boğmazdı…

Ama gerçekten öğüt vermek istediğinde, ben bilirdim ki söyleyecekleri çok önemlidir ve pür dikkat kesilmem gerekir…Mesleğe başladığım ilk aylarda, memleketten yanıma gelmiş ve gazeteciliğe yönelik heyecanımı bir haftalığına da olsa yakından görmüştü…

 

Bir parkta oturup karşılıklı çaylarımızı yudumlarken dedi ki:

 

“Bak oğlum… Bu işi büyük bir heyecan ve mutluluk içinde yapıyorsun… Görünen o ki okulunu okusan da baba mesleği olan öğretmenliği tercih etmeyeceksin… Ama gazeteciliğin de öğretmenlik kadar önemli olduğunu bilmeni isterim… Bu işi yaparken çok dikkatli ol… Kalemini sakın oynatma… Kimseyi haksız yere rezil de etme vezir de… Bir de unutma ki; namus çizgisi çok ince bir çizgidir… İşine gelmediği zaman ‘Birkaç gün namussuz olayım, sonra tekrar namuslu olmaya devam ederim’ demek gibi bir şansın olamaz… O çizgiyi bir kez aşıp diğer tarafa geçtin mi; geriye dönüşü yoktur; bilesin…”

 

AKSİNİ YAŞATIRSAM

Evet belki mesleğimiz en kötü yıllarını yaşıyor…

Birçok dürüst ve nitelikli arkadaşımız belki de sadece işini değil, mesleğini yapamaz duruma geldi…

Ama her ne olursa olsun, bu mesleğin kutsallığını ve önemini bilen tüm arkadaşlarım gibi ben de birilerinin yaptığı gibi güdümlü ve çıkar beklentisi içerinde mesleği devam ettirmek isteyenlerden bugüne kadar olmadım, olmayacağım da…

 

Aksini yaşatırsam, ‘yakama yapışma hakkınız’ her zaman bakidir, bilesiniz…

 

Not: Değerli okuyucularım. Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, tüm sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı nice bayramlara kavuşmanızı temenni ediyorum…



Yazarın Tüm Yazıları

VAH Kİ NE VAH!

18 Ağustos 2017, Cuma

CHP VE TAS !

11 Ağustos 2017, Cuma

KORKMA!

7 Ağustos 2017, Pazartesi

İKİYÜZLÜLÜK...

4 Ağustos 2017, Cuma

TECAVÜZ!

31 Temmuz 2017, Pazartesi

İNŞALLAH DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ OLMAZ!

28 Temmuz 2017, Cuma

NOSTRADAMUS BİLE FETÖ’YÜ İHBAR ETMİŞ DE BİZ ANLAMAMIŞIZ(!)

24 Temmuz 2017, Pazartesi

NE YAPARDINIZ?

21 Temmuz 2017, Cuma

ASIL MUTLULUK...

17 Temmuz 2017, Pazartesi

PARA VE SİYASET...

14 Temmuz 2017, Cuma

SAHİ KİM KİRLETTİ?

10 Temmuz 2017, Pazartesi

EYVAH YAZ GELDİ!

7 Temmuz 2017, Cuma

İSTİFA ETMEK Mİ, O DA NE?

3 Temmuz 2017, Pazartesi

KUTUP AYISI VE CHP

30 Haziran 2017, Cuma

KİM BU ADAM!

23 Haziran 2017, Cuma

BİRAZ UTANSAK, DİYORUM…

19 Haziran 2017, Pazartesi

SİZİN SORUNUNUZ!

16 Haziran 2017, Cuma

ÇILDIRDIK MI NE?

12 Haziran 2017, Pazartesi

ANANIZ GÜZEL Mİ?

9 Haziran 2017, Cuma

KENDİMİZ OLMAK!

5 Haziran 2017, Pazartesi

İPİN UCU KAÇARSA...

2 Haziran 2017, Cuma

İkisine de prim vermeyin!

29 Mayıs 2017, Pazartesi

Bir yolu daha var...

26 Mayıs 2017, Cuma

Aydın’ın yeni şansı: tvDEN

22 Mayıs 2017, Pazartesi

BAŞLIYORUZ...

19 Mayıs 2017, Cuma