Bülent ÖZTÜRK
bulent.ozturk@tvden.com.tr

İSTİFA ETMEK Mİ, O DA NE?

3 Temmuz 2017, Pazartesi

     

İSTİFA ETMEK Mİ, O DA NE?

 

 

Gazeteler de okuyor, televizyon haberlerinde izliyoruz...

“Falanca ülkede, sorumluluk alanında yaşanan olumsuzlukların ortaya çıkması sonucu, filanca bakan istifa etti” diye...

Özellikle de Japonya’daki 'istifa etme şekline' kılıç bulaşınca, her nedense çok daha fazla ilgimizi çekiyor...

Çoğu kez de bu haberleri “helal olsun adamlara...” nidalarıyla karşılarız.

 

Öte yandan her fırsatta dürüstlük ve erdemden bahseden ülkemiz insanı ise, istifa konusuna genelde çok soğuk yaklaşır. Ülkemiz insanı derken, tabi ki seçilmişler ve atanmışları hedefe koyuyorum...

 

Bir insan, bir işe girdiğinde (atanmış veya seçilmiş olsun) verdiği sözleri tutacağını, görevinin gereklerini başarıyla yerine getireceğini, verimli ve etkili olacağını peşinen kabullenmiş sayılır.

Diğer bir deyimle rızkını çıkardığı, çoluk çocuğuna ekmek götürdüğü işini, şerefiyle yapmaya karar vermiş olur.

 

Bunun için de, eğer üstlendiği sorumluluğu hakkıyla yerine getiremeyen, bulunduğu mekanı kendi çıkarları doğrultusunda keyfi yöntemlerle yıpratıp, hırpalayan ‘sorumlular’, birileri ortaya çıkıp istifaya davet etmeden, istifa etmenin ahlaki bir zorunluluk olduğunu düşünerek gereğini yapmalıdır.

 

Ama nerdeee...

 

Bizim ülkemizde defalarca toplu katliamlar yaşanır, ortalık kan gölüne döner, haftalar boyunca skandallar gazete manşetlerinden inmez, yaşanan yolsuzlukların belgeselleri bile hazırlanır; ama o kurumların başındaki adamlar pişkin pişkin yerinde oturmaya devam eder. Hatta hiç alınmazlar ve alt kadrolara topu atarak, onları günah keçisi olarak hakimlerin önüne çıkarırlar.

 

Yıllardan beri, birçok skandal olayı bire bir kendim ortaya çıkardım. Ama onca yıldır daha onuruyla istifa eden seçilmiş veya atanmış bir Allah’ın kuluna rastlamadım.

 

Bizde her şeye rağmen istifa etmemek, neredeyse bir gelenek haline geldi.

Çünkü adamın karşısında örnek yok ki; ne yapsın(!?)

 

Ne mi yapsın?

 

Başkasına değil, bence kendi vicdanına baksın yeter...

 

O aşamaya gelmiş bir insan, eğer biraz onur ve şahsiyet kırıntısı taşıyorsa, çekip gitmesini bilir.

Giderken de hem yok olmak üzere olan ahlak genlerini yeniler, hem de giderek çürümeye yüz tutmuş, aşınmaya başlamış toplumsal ahlaka önemli bir katkı sağlar.