“Şimdiki aklım olsaydı…"
Bu cümleyi kaç kere kurdun? Bir insana güvendiğin, bir yerde gereğinden uzun kaldığın, bir sözü söyleyemediğin ya da düşünmeden söylediğin için kaç kere geçmişteki kendine kızdın?
“Nasıl göremedim? Neden anlamadım? O gün neden öyle yaptım?”
Bugünden bakınca her şey daha açık görünüyor, değil mi? Kimin ne yapabileceğini, hangi sözün arkasının boş olduğunu, nerede durman gerektiğini şimdi daha iyi biliyorsun. Ama bir şeyi unutuyor olabilir misin? Bugün bunları bilmeni sağlayan, biraz da o gün yaşadıkların.
Sonunu öğrendiğin bir hikâyenin başındaki kendine, sonunu neden bilmediğini soruyorsun.
Hiç adil değil.
Oysa o kararı verirken elinde bugün bildiklerin yoktu. Belki ilk kez karşılaşıyordun böyle bir durumla. Belki bir insanın söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafenin bu kadar büyük olabileceğini henüz görmemiştin. Belki de bazı işaretleri fark etmiştin ama ne anlama geldiklerini anlayamamıştın.
Bir de o gün neye ihtiyacın vardı, hatırlıyor musun?
Sevilmeye, bir yere ait olmaya, güvende hissetmeye, bir çıkış yolu bulmaya… Şimdi yanlış bulduğun kararın, o gün sana neden doğru geldiğini hiç düşündün mü?
Bunları sormak önemli geliyor bana. Çünkü geçmişine yalnızca sonuç üzerinden baktığında, o sonuca nasıl vardığını göremeyebiliyorsun. Kendine kızarken o zamanki korkularını, umutlarını, imkânlarını hesaba katmıyorsun. Sanki bugünkü sen hep oradaymış da bile bile yanlış bir karar vermişsin gibi davranıyorsun.
Elbette bazen biliyordun. İçine sinmeyen şeyler vardı. Birileri uyarmıştı belki. Sen de kendine aynı soruyu defalarca sormuş ama cevabını duymak istememiştin. Şimdi dönüp baktığında bunu da kabul edebilirsin. Peki seni bildiğin hâlde orada tutan neydi? Kaybetme korkusu mu, başka bir yol görememek mi, kendine yakıştıramadığın bir yenilgi hissi mi?
Kendine “Aptalmışım” dediğinde bütün bu soruların üstünü tek kelimeyle kapatıyorsun. Oysa seni anlamaya yaklaştıracak olan, biraz da bu soruların cevabı.
Tecrübe dediğimiz şey de burada başlıyor galiba. Başından bir şey geçiyor; ardından insanlara, hayata ve kendine eskisi gibi bakamıyorsun. Bir söz duyduğunda artık başka sorular soruyorsun. Bir karar verirken daha önce hiç düşünmediğin bir ihtimali hesaba katıyorsun. Neyi kaldırabildiğini, neyin sana iyi gelmediğini öğreniyorsun.
Peki yaşadığın her şey seni kendiliğinden olgunlaştırıyor mu? Bundan pek emin değilim.
Bazen incindiğin yerden herkese kuşkuyla bakmaya başlayabiliyorsun. Birine güvenip hayal kırıklığı yaşadığın için kimseye yaklaşmıyorsun. Bir işte başarısız olduğun için yeniden denemiyorsun. Kendini koruduğunu düşünürken hayatında sana iyi gelebilecek şeylere de kapıyı kapatabiliyorsun.
İşte burada kendine şunu sorabilirsin: “Ben bu yaşadığımdan ne öğrendim?”
İnsanlara karşı iyi ya da kötü önyargılı olmayı mı, zamanla tanımayı mı ? Bir karar vermeden önce araştırmayı mı, kendi kararlarına asla güvenemeyeceğini mi? Gerektiğinde ayrılabilmeyi mi ya da başından hiç bağlanmamayı mı?
Aralarında hayatını etkileyecek kadar büyük bir fark var.
Belki de tecrübelerini zaman zaman yeniden gözden geçirmen gerekiyor. Seni bir dönem koruyan düşünce bugün hâlâ işine yarıyor mu? Yoksa yeni karşılaştığın insanlara, yeni ihtimallere hep eski hikâyenin içinden mi bakıyorsun?
Geçmişteki kendine de biraz böyle yaklaşmayı deneyebilirsin. “Neden yaptım?” diye sorarken cevabı gerçekten merak ederek… O gün ne bildiğini, neyi göremediğini, neyi görmek istemediğini birbirinden ayırarak.
Kendi payın varsa kabul et. Birini incittiysen, mümkünse telafi etmeye çalış. Kendini ihmal ettiysen bugün hangi ihtiyacına kulak verebileceğine bak. Geçmişi değiştiremiyorsun ama onunla ilgili bugün ne yapacağın üzerinde hâlâ söz hakkın var.
Bir de bütün bunları yaparken eski kendini sürekli aşağılamak zorunda olmadığını hatırla. Bugün aynı kararı vermeyecek olman, o günkü hâlinin aptal olduğu anlamına gelmez, sadece o durumun acemisi olduğunu göösterir. Artık başka şeyler biliyorsun. Yaşadıkların bazı düşüncelerini değiştirmiş, bazı sınırlarını belirginleştirmiş. Buna biraz yer açabilirsin.
“Şimdiki aklım olsa…” diyorsun ya…
O akla nasıl erdiğini de hatırla. Bugün seni koruyan bir cümlenin, geçmişte söyleyemediğin bir sözden öğrenilmiş olması mümkün.
O günkü kendinden bugünkü bilgini bekleme. Unutma ki şuan da yarınlarının çırağısın.
Hatırla istedim.
Sevgiler,
Didar

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.