Hiç yaşanmamış bir şeyden vazgeçmek neden bu kadar zor gelir insana?
Ortada tutabileceğin bir gerçek yokken, bir ihtimal nasıl bu kadar yer kaplar hayatında?
“Belki bir gün” diyorsun. Belki o iş olur, o teklif gelir, belki beklediğin kapı açılır, belki bu defa takdir eder, bu defa seni anlar… Bugün olmayanın yarın olabileceğini düşünmek iyi geliyor. Henüz bitmediğine, hâlâ bir şeylerin mümkün olduğuna inanıyorsun.
Umut etmekte ne yanlış var? Seni harekete geçiren, zor bir günü atlatmana yardım eden, yeniden denemeye cesaret veren şey bazen tam da o ihtimal. Ama bir noktada kendine sorman gerekiyor: Bu umutla hayatına bir şeyler katıyor musun, yoksa onun gerçekleşmesini beklerken hayatından mı eksiltiyorsun?
Bir ihtimalin peşinden giderken fark etmeden ona göre yaşamaya başlayabiliyorsun. Başka bir seçeneğe bakmıyorsun mesela. Planlarını erteliyor, kararlarını askıda bırakıyorsun. Henüz verilmemiş bir cevaba göre gününü, sana sunulmamış bir hayatın gölgesinde geleceğini düzenliyorsun.
Peki seni orada tutan ne?
Gerçekleşebileceğine dair gördüğün şeyler mi? Yoksa gerçekleşmesini çok istediğin için gördüklerine yüklediğin anlam mı? Arada bir gelen küçücük bir işaret, uzun zamandır değişmeyen gerçeği unutturuyor olabilir mi sana?
Bir mesaj geliyor, yeniden umutlanıyorsun. Birisi “Bakalım, olabilir” diyor, beklemeye devam ediyorsun. Küçük bir gelişmeyi kocaman bir projeye çeviriyorsun. Sonra o gelecek gerçekleşmediğinde, sanki yaşadığın bir şeyi gerçekten kaybetmiş gibi üzülüyorsun. Oysa tüm bunlar senin zihninde yarattığın bir dünyadan ibaret. Gerçek değil.
Nasıl hissedeceğini, neler yapacağını, hayatının nasıl değişeceğini düşünmüşsün. Ona ayrılmış bir yer var içinde. Öyle ki sen o ihtimali tüm benliğinle yaşamışsın da vazgeçerken bütün bunlara veda etmen gerektiğini hissetmişsin. Ve bir de bakmışsın, var olmayanın yasını tutuyorsun.
Peki, o ihtimal gerçekleştiğinde ne hissedeceğini bir düşün. Seçilmiş, değerli, başarılı, güvende mi? Beklediğin şeyin senin için neden bu kadar önemli olduğunu buradan bulabilirsin. Bulduğunda şunu sormak isterim: O duyguyu yaşayabilmenin bütün yollarını tek bir sonuca mı bağladın? O işin olması, bir kapının açılması, birinin seni seçmesi, bir hayalinin gerçekleşmesi elbette kıymetli. Bunlar henüz olmamışken kendine nasıl bir hayat sunduğunsa çok daha kıymetli. İhtimali gerçeğe dönüştürmek senin elinde olmayabilir ama ihtiyacının ne olduğunu bulup kendine nasıl karşılık verebileceğine bakabilirsin. Belki de ilk adım, beklediğin şeyden önce kendinde neyin eksik kaldığını anlamaktır.
Bir de verdiğin emek var elbette. “Bu kadar bekledim, şimdi mi bırakacağım?” diyorsun. Belki tam sen vazgeçtiğinde olacak diye korkuyorsun. Biraz daha sabretsen, bir kere daha denesen…
Bugüne kadar verdiğin zamana bir bak ve düşün bundan sonrasını da vermeye değer mi? Beklemiş olman, beklemeye devam etmek için tek başına yeterli bir sebep mi?
Burada sana hemen vazgeçmeni söyleyemem. Bazen bir şeyin gerçekleşmesi zaman alır. Bir hedef için uğraşmak, belirsizliğe de katlanmayı gerektirir. Yine de çabanın bir karşılığı, bekleyişin bir sınırı, umudunun dayandığı bir gerçek olup olmadığına bakmak zorundasın. Biliyorsun ki zamanın telafisi yok.
Kendine dürüstçe sor: Ben neyi bekliyorum? Bunun mümkün olduğunu bana düşündüren ne var? Benim gerçekten yapabileceğim bir şey var mı? Ve en önemlisi, beklerken kendime nasıl davranıyorum?
Uykundan, huzurundan, başka insanlarla kurabileceğin bağlardan, çok daha iyi bir işten, bir hayalinden sürekli vazgeçiyorsan biraz durman gerekebilir. Çok istediğin bir şeyin sana bugünden neye mal olduğunu da görmelisin. Gerçekleşirse yaşayacağın mutluluğu düşünürken, gerçekleşene kadar yaşadığın hayatı hesaba katıyor musun?
Vazgeçmek de her zaman bir sabah uyanıp artık istememekle başlamıyor. Bazen hâlâ istiyorsun ama bütün kararlarını ona göre vermeyi bırakıyorsun. Başka seçeneklere bakıyor, ertelediğin bir planı yapıyor, sürekli kontrol ettiğin bir haberden biraz uzaklaşıyorsun. İhtimal aklına geldiğinde üzülüyorsun belki, yine de gününe devam etmeyi deniyorsun.
Kendinden hemen rahatlamanı bekleme. İçin yeniden “Ya olursa?” diyebilir. O zaman bir de şunu sor kendine: “Olup olmayacağını bilmeden ben bugün nasıl yaşamak istiyorum?”
Bazı ihtimaller sen peşlerinden gitmeyi bıraktığında da mümkün kalabilir. Her kapıyı kapatman, her umudu içinden söküp atman gerekmeyebilir. Ama o kapının önünde ne kadar duracağına bakabilirsin.
Çünkü bir gün açılırsa ne yapacağını fazlasıyla düşündün. Biraz da o kapı hiç açılmazsa hayatına başka neler sığdırabileceğini düşün. Belki de tek ihtimale bakmaktan bir türlü göremediğin, çok daha güzel ve sonsuz ihtimal vardır.
Hatırla istedim.
Sevgiler,
Didar

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.