• 26 Ekim 2026, Pazartesi

İnsan Olmakla Suçlamak

Çok merak ettiğim bir konu var.

Nedir bu iyi insan olmak, doğru davranmak?

Bunun gerçekten uyulabilecek bir listesi var mı? İyi ve doğru olanın kişiye, olaya ve şartlara göre değiştiği bir düzende büyük büyük laflarla çığırtkanlık yapmayı çok da anlayamıyorum ben galiba.

Çünkü iyi insanı ilahlaştırmaya çalışıp üstelik ona insan olma hakkı bırakmıyoruz gibi geliyor.

İyi insan dediğin hiç öfkelenmez, kıskanmaz, kimseyi yargılamaz, asla yalan söylemez, hep anlayışlıdır, mutlaka affeder… Peki bu insan hiç incinmez mi? İçinden kötü bir söz geçirmek, birine sırtını dönmek, kendisine yapılanın hesabını sormak istemez mi? Ya da bir sebepten yalan söyleyemez mi? Bunlar olabilir elbette. Ama biz ona öyle bir yer biçiyoruz ki bunlardan birini hissettiğinde bile kendinden şüphe etmeye başlıyor. “Ben iyi bir insansam bunu nasıl düşünebildim?” diye soruyor.

Oysa insanın içinde kendisinin de hoşuna gitmeyen duygular olabilir. Bir arkadaşının başarısını kıskanabilir mesela. Hem onun adına sevinebilir hem de kendi hayatında eksik kalanlara üzülüp içten içe zorlanabilir. Şimdi bu insanı nereye koyacağız? Kıskandığı için kötü mü diyeceğiz, yoksa kıskançlığına rağmen arkadaşının sevincine gölge düşürmemeye çalışmasının da bir kıymeti olacak mı?

Bence tam da burada iyiliği konuşmaya başlayabiliriz. İçimizden geçenlerle ne yaptığımızı, birini incittiğimizde bununla nasıl yüzleştiğimizi, hatamızı kabul edip edemediğimizi… Çünkü insan olmak her zaman kendinden memnun kalabileceğin bir şey değil. Bazen kendine yakıştıramadığın bir tarafını görüp onunla uğraşman, bunun nereden geldiğini anlamaya çalışman ve belki ehlileştirmen de gerekiyor.

Elbette “İnsanız, olur böyle şeyler” deyip her yaptığımızı hoş göremeyiz. İncittiğimiz kişinin canı, biz insan olduğumuz ve kusurlarımızın olması gerçeğiyle daha az yanmıyor ki. Ama iyi olmayı kusursuzluk şartına bağladığımızda, hatasını kabul eden insana da dönebileceği bir yer bırakmıyoruz. Bir yanlışının bütün doğrularını sileceğine inanırsa kendini sorgulamak yerine savunmaya geçmesi de kolaylaşıyor.

Savunmaya geçtiğinde neden öyle yaptığını anlatmaya, haklı olduğun tarafları sıralamaya başlıyorsun. “Ama o da bana…” diyerek gözünü karşındakinin yaptıklarına çeviriyorsun. Kendini sorguladığında ise kendi payına bakabiliyorsun. “Kırılmış olmam, onu kırmamı haklı çıkarır mı? Söylediğim şey doğru olsa bile söyleme biçimim incitici miydi?” diye soruyorsun. Haklı olduğun yerler varken de haksızlık yapmış olabileceğini kabul ediyorsun. Bu kabul, gerektiğinde özür dilemenin ve bir dahaki sefer başka türlü davranmanın önünü açıyor.

Belki de iyi insanı biraz ulaşılabilir bir yere indirmemiz gerekiyor. Öfkesiyle, zaaflarıyla, bazen beceremeyişiyle aramızda bir yere… İyiliğini her gün yeniden davranışlarına taşımak için çabalayabileceği bir yere.

Aslında ilahlaştırmayı da tam burada yapıyoruz. “O iyi biridir, böyle hissetmez; öyle söylemez, kimseye sırtını dönmez, yalan söylemez, bana yanlış yapmaz” derken bir insanın yaşayabileceği bütün çelişkileri elinden alıyoruz. Kırıldığında anlayış göstermesini, öfkelendiğinde susmasını, haksızlığa uğradığında bile affetmesini bekliyoruz. Bir gün bunları yapamadığında da “Seni böyle bilmezdim” diyerek sanki bizi kandırmış gibi davranıyoruz.

Biri kalıplarımıza uyduğunda “iyi” sıfatıyla insan unvanını parlatıyoruz da sormak isterim: Bu kadar erdem beklediğimiz bir yerdeysek eğer biz neden kusurlarıyla, çelişkileriyle, yürüdüğü düz ya da engebeli yolla insanı insan olarak kabul edemiyoruz? İyiliğini koruyabilmesi için sürekli belki farkında bile olamadığı ya da belki hâlihazırda zorlandığı fıtratıyla savaşmasını beklediğimiz insanın, kalıplarımızdan çıktığı gün gözümüzdeki yerini kaybetmesi erdem mi?

İyi insanı öyle yükseğe koyuyoruz ki yorulup oturmasına bile razı gelmiyoruz. Sonra bir gün yolunu kaybettiğini gördüğümüzde onu tam da insan olmakla suçluyoruz.

Ne demiş atalarımız: “İnsan beşer, kuldur şaşar.”

Hatırla istedim.

Sevgiler,

Didar

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.