Prof. Dr. Nefati KIYLIOĞLU

Kapı - Duvar

28 Aralık 2013, Cumartesi

     

Etrafınıza bir bakın! Pek çok yerde çitler ya da duvarlar ile bunların diğer yanına geçmeye yarayan kapılar bulacaksınız. Bakımlı ve güzel görünen bahçelerin bu çitler içinde yer aldığını, moloz - çöp yığınlarının ise herkese açık olan yerlerde olduğunu göreceksiniz. Neden?

Gündüzleri gezdiğiniz, alış - veriş yaptığınız şehir sokakları için "-aman dikkat, geceleri o bölgeye gitmek tekin değildir" uyarıları kulağınıza gelecek. Aaa! Nasıl ve Nerede?

Bize bu ay almamız gereken ek ödemeler yapılmadı, görevli mutemet işe gelmiyormuş denecek! Kim? Ne zamandan beri?

İyi de kapının - duvarın, bahçelerin - sokakların ya da memurun nasıl bir ilişkisi var? Hatta tüm bunların sağlık ile ilişkisi ne?

Başlayalım.

Duvar ve kapı yapısı daha önceleri bizim "tek göz eve" benzettiğimiz hücrenin olmaz ise olmaz yapılarıdır. Hücre içi yapıların işlerini düzgün yapabilmesi için iç ortamın huzur - sükun ve rahatlığının yani iyi çalışma ortamının olması ve sürmesi gerekir. Bu nedenle duvar ve kapı bulunur. Sadece gerekli olan, sadece ihtiyaç olan maddeler girer. O yüzden bahçe içleri bakımlı ve güzel görünür. O yüzden herkese açık alanlara moloz - çöp atılır.

Tek göz hücreler birleşip mahalle haline geldiğinde yani kalp, karaciğer ya da beyin olduklarında işlerini daha farklı bir boyuta taşırlar. Hücreler hem kendi canlılıklarını sürdürürlerken, hem de vücudun bir parçası olarak farklı bir işlev yaparlar. Kalp kan pompalar, karaciğer vücut için gerekli proteinleri üretirken, bir çok yıkım işlemini yapar ve vücuttan atar. Bu yapıların içinde gezinen ve onları hem içeriden gelen (kansere dönüşme - hastalanarak ölme) ve hem de dışarından gelen (mikroplar ile istila edilme) etkilere karşı koruyan "savunma hücreleri" bulunur. Bu hücreler olmaz ise hastalık olur. Bu hücreler günlük yaşantımızda görevli denetçilere - sivil ya da üniformalı polislere benzer. Denetimi geceleri yapmaz - yapamaz ise o sokaklara girilemez ya da girilirse sorun yaşanır.

Beyin - omurilik gibi organlar bir sistemi oluştururken, araya - sinirler - kaslar - eklemler girer. Bakınız bir hücrenin canlı kalma mücadelesi birleşen hücreler ve oluşan organlar sonrasında sistemlere döner ve düşünen, karar veren, sorgulayan bir yapı oluşur. Bu yapı da aynı hücrenin kendisi gibi bencildir. "Hep bana, hep bana der". Ancak yaptıkları işler denetlenir ve usulüne uygun olup olmadığı takip edilir ise sorun olmaz. O kişi işe kendi çıkarını diğer çıkarlardan üstün tutamaz!

Vücuttaki denetimin örnekleri nelerdir?

En iyi bilinen "çalışan sistemi denetleyen" vücudun "immün - bağışıklık" hücreleridir. Polis - jandarma - asker gibidir. Kararında çalışmalıdır. Az çalışırsa infeksiyon hastalıkları ve kanser ortaya çıkarken, çok çalıştığında - herkesi zararlı olarak gördüğünde - romatizmal hastalıklar ortaya çıkar. Kendi vücudunu bitirir.

Hormonlar toplumdaki postacılar - kargoculardır. Bunlar da denetime tabidir. En iyi bilinen hormon troid bezinde üretilen hormonlardır. Guatr hastalığında eksik oldukları iyi bilinir. Troid bezinin çalışması beyin tarafından başlatılır. Beyindeki hipotalamus yapısı, hipofiz denen bir başka yapıyı çalıştırır ve bu yapıdan çıkan postacılar troid bezini çalıştırarak hormonların salınmasını sağlarlar. Bu hormonlar vücuttaki tüm hücrelerin çalışmasına etki ettikleri gibi, beyindeki bu merkezlere giderek "yeter artık, benden daha fazla üretme" der! İşte bu denetleme - düzenleme bozulursa hastalık ortaya çıkar. Doktora gidildiğinde ise hormonlara ait rakamlar, bezlere ait görüntüleme bulguları, organdan alınan hücre örneklerine bakılır. Var olan ama görünmeyen sorunlar rakamlara dökülür, hesaplar yapılır, bezin yapısı hatta hücrelerin yapısının fotoğrafı çekilir. Her şey "ayan - beyan" ortaya konur. "Şeffaf" hale gelir.

Kapı ve duvardan oluşan tek hücreye giriş sınırlıdır ama "denetlenir". Hücre organ - doku - organizma katına yükseldiğinde de "doğal bir süreç olarak" bu denetim sistemini genişleterek üzerinde barındırır. Denetimin kaybı "istisnasız" hastalıkla sonuçlanır. Hastalık yaşamı tehdit eder ve hatta bitirir.



Yazarın Tüm Yazıları
Yaşlılık ve sağlıklı yaşam
Serebellar hemoraji - Beyincik kanaması
Damar iltihaplanması - Vaskülit
Behçet Hastalığı
Beyin ölümü
İnsan sağlığı ve bilgi üretimi
Apraksi - Hareketin yapılamaması
Spinoserebellar ataksi
Epilepsi ve cerrahisi
Servikal spondilotik myelopati
Temporal arteritis
Kapı - Duvar
Göz felci (Gözde hareket kaybı)
Paraneoplastik sendrom
Düşük el (Radiyal sinir felci)
Status Epileptikus (Nöbet fırtınası)
Beynin sağ ve sol yarısı
Beyin tümörü ve nöbet geçirme
Progressif Supranükleer paralizi (PSP)
Hekimlikte hastalığı tanıma ve zaman
Normal basınçlı hidrosefali (Beynin su toplaması)
Brakial pleksus yapısı ve etkilenmesi
Ben Multipl Skleroz (MS) hastası mıyım?
İlaçlar ve vücudumuz
Arteriovenözmalformasyon (Damar yumağı)
Beyin ve beyin zarlarının iltihaplanması
Davranışlar ve sağlığımız
Göz hareketleri ve bozuklukları
Yürümede bozulma
Dirsekte sinir sıkışması - Kubital Tünel Sendromu
Göz kapağı düşmesi - Blefaroptozis
Siyatik sinir etkilenmesi
Pozisyon değişmesi ile ortaya çıkan baş dönmesi - BPPV
Sıcaklık, ısı ve bedenimiz
Damar sertliği - Ateroskleroz
Uyku ve baş ağrısı
Sinir çalışma bozukluğu - Periferik Nöropati
Beyin çalışmasının yetmezliği - Deliryum
Yutma bozukluğu - Disfaji
Hipokalsemi - Kalsiyum düşüklüğü
Geçici Bellek Kaybı
Ortostatik hipotansiyon
Kulak çınlaması - Tinnitus
Kore - Sydenham koresi
Vitamin B12 ve sinir sistemi
Doğa, vücudumuz ve enerji dönüşümleri
Uykudaki davranış bozuklukları - Parasomniler
Amyotrofik Lateral Skleroz - ALS
Beynimiz ve yaşlanma
Myelopati - Omurilik etkilenmesi 2
Myelopati - Omurilik etkilenmesi - 1
Akut distoni - İlaç ile ortaya çıkan kasılma durumu
Hemifasiyal spazm
Nefati Kıylıoğlu
Ağrı - Beş duyunun cezalandırıcısı
Demans - Bunama hastalığı
Yalancı tümör sendromu (Pseudotumor cerebri)
Karotis damarı daralması - Şah damarı darlığı
Uykusuzluk - İnsomni
Parkinson hastalığı ve cerrahi tedavisi
Bel ağrısı
Uykuda nefes durması - Horlama (Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromu)